SON DAKİKA
reklam
reklam

Fransa’nın marifetleri

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 28 Ağustos 2020, Cuma - 09:15   Okunma Sayısı:

Kıbrıs ve 1878 Antlaşması[i]

Yeşilköy) Antlaşması sonrasında Rusların ilerlemesini önlemek maksadıyla İngiltere, Osmanlı Devleti’nden yardım talebinde bulunur. Ayastefanos Antlaşması’nın Türklerin lehine ve çıkarlarına uygun hale getirilmesine çalışacağını belirterek Kıbrıs’ın yönetiminin geçici olarak kendisine devredilmesini ister.

4 Haziran 1878’de Hariciye Nazırı Safvet Paşa ve İngiliz Elçisi Ostan Henry Layard arasında Yıldız Sarayı’nda iki maddelik nihai antlaşma imzalanır. Yıllık 92.986 Sterlin kira karşılığında Kıbrıs Adası “mader-i aslisinden (öz anasından) ve ağuş-i şefkat ve merhametten (ana kucağından)" ayrılır ve İngiltere’ye verilir.

İngilizler bu parayı Kıbrıs’tan toplayıp öderler. 17 Temmuz 1878’de İngilizlere ait 400 kişilik bir Hint Bölüğü Malta’dan Larnaka Limanı’na getirilir. İngiliz hükümetinin adanın idaresini ele almasıyla pek çok Yunanlı, İngilizlerin adanın yönetiminin kısa zamanda Yunanlılara devredeceğini düşünür.

Rum Ortodoks Kilisesi İngiliz idaresine yazılı müracaatta bulunarak “Yunanistan2ı istiklâline kavuşturan İngiliz hükümetinin Kıbrıs’ı Yunanistan’a ilhak ettirmesini" talep ederler. Osmanlı İmparatorluğu’nun I. Dünya Savaşı’na girmesi sonrasında İngiltere adayı tek taraflı olarak ilhak ettiğini açıklar.

Lozan Anlaşması’nın hemen sonrasında ise anlaşma hükümleri Rusya ile Osmanlı İmparatorluğu arasında Ayastefanos (Yeşilköy)’ta 3 Mart 1878 tarihinde Osmanlı İmparatorluğu adına Hariciye Nazırı Safvet Paşa ve Berlin elçisi Sadullah Bey tarafından imzalanan 29 maddelik antlaşmadır. İngiltere tarafından 6 Ağustos 1924 tarihinde tasdik edilir. O güne kadar Türk tebaası olarak görülen Kıbrıslı Türklere İngiliz uyruğuna geçmek ve adada kalmak veya Türk tâbiiyetine sahip olarak adayı terk etmek ve Türkiye'ye göç etmek gibi haklar tanınınca pek çok Kıbrıslı Türk kayık, tekne ve vapurlarla Türkiye’ye göç etmiştir.

10 Mart 1925 tarihinde İngiliz Kralı V. George’un emriyle Kıbrıs bir Taç Koloni (Crown Colony) haline gelir. I. Dünya Savaşı’nın devam ettiği dönemde adayı Çanakkale cephesinde esir alınan Türk askerleri için kamp haline getiren İngiltere’den sonra Fransızlar da 30 Ekim 1918 Mondros Mütarekesi sonrasında işgal ettikleri Çukurova bölgesine sevk ettikleri Ermeni Doğu Lejyonu’nun her türlü askeri eğitim faaliyetini İngiltere’nin büyük desteğiyle adada gerçekleştirir.

 

NATO’nun çatlak çocuğu

Fransa, NATO ve AB içinde çatlak yaratan tek ülke. Belki İngiltere’nin bile Brexit kararı almasında da önemli rol oynadı. Bugün Doğu Akdeniz’de sınırı olmamasına rağmen AB sınırının GKRY (Güney Kıbrıs Rum Yönetimi) sınırlarından geçmesi nedeniyle bölgeye yerleşmek istiyor.

GKRY sınırlarını AB sınırı kabul ederek Doğu Akdeniz’e yerleşmek istiyor. Fransız uzmanlar da, GKRY ile bir deniz üssü yapma konusunda anlaşmaya vararak çalışma başlatmışlardır.

 

Fransa ile GKRY askeri anlaşmasında

* Üs, Vasiliko bölgesinde inşa edilip geliştirilecek ve altı ay içinde operasyonel olarak hazır edilecek,

* PESCO[ii] işbirliği çerçevesinde Doğu Akdeniz’de operasyon düzenleyecek olan Fransız donanma gemilerinin lojistik hizmetleri bu üsten karşılanacak,

* Bu anlaşmayla Fransa, üssün kurulmasında ekonomik katkı sağlamak ve bölgede sürekli kalabileceği garantiyi elde etmiş olacak,

* Rum Yönetimi ile Fransa, düzenlenecek operasyonel faaliyetlerde planın kendilerine düşen bölümleri yerine getirecek ve Fransız harp gemileri, Rum parsellerinde faaliyet gösteren Fransız petrol şirketi Total’e yönelik olası müdahalelere karşı koyacak,

* Fransa, GKRY deniz gücünün modernizasyonu ve güçlendirilmesine, personelin eğitimine katkı sağlayacak gibi maddeler yer almaktadır.

 

Duruma göre vaziyet alanlar

Fransa’nın Doğu Akdeniz’e yerleşmek istemesi ve Türkiye’ye karşı hasmane tutumu AB’nin lider ülkesi Almanya tarafından tenkit edilmiş, görüşmelerin müzakere yoluyla çözülmesi istenmiştir. Ayrıca 1878 yılından beri Kıbrıs’ta toprak elde etmiş ve Dikelya ve Agratur üslerini faaliyete geçirmiş olan İngiltere, Fransa’yı hemen yanında görmek istememektedir.

Fransa şimdiye kadar Türkiye’ye karşı hep cephe almış, Mitterand, Sarkozy ve Macron bu karşıtlığı söz ve eylemleriyle ortaya koymuşlardır. Ermeni fanatiklerin desteklenmesi, Kilikya’da Ermeni devleti kurulmak istenmesi, PKK terörünün desteklenmesi, Güneydoğu Anadolu’da yerleşme isteği geçmişte kalmış olabilir; ama hatırlarsınız daha önce de Sarkozy, Türkiye’yi Avrupa Birliği’nden dışlamak için Akdeniz Birliği adıyla bir birliğe yöneltmişti.

Sadece bununla kalsa iyi, büyük dünya lideri Macron (!), NATO’nun beyninin defolu olmasından, ABD’ye posta koymaktan da dem vurmuştu.

Kıbrıs’a gönderdiği askeri gemilerle nasıl bir hedefe ulaştığından ziyade gülünç duruma düştüğü gerçeğini de görmüştür umarım.

 

 

[i] Rusya ile Osmanlı İmparatorluğu arasında Ayastefanos (Yeşilköy)'da 3 Mart 1878 tarihinde Osmanlı İmparatorluğu adına Hariciye Nazırı Safvet Paşa ve Berlin Elçisi Sadullah Bey tarafından imzalanan 29 maddelik antlaşmadır.( Ulvi Keser, KIBRIS'IN STRATEJİK ÖNEMİ BAĞLAMINDA ADADA ASKERİ FAALİYETLER VE İLGİLİ TARAFLARIN ASKERİ GÜCÜ)

Buna göre Karadağ'ın geleceği kurulacak bir komisyonca belirlenecek, Sırbistan’a istiklâli verilecek, Romanya’nın istiklâli kabul edilip Osmanlı tarafından bu ülkeye tazminat ödenecektir. Bulgaristan’a bazı imtiyazlar verilecek Manastır ve Selanik bu ülkenin toprakları içinde kalacaktır. Osmanlı İmparatorluğu, Rusya ve Avusturya’nın onaylayacağı ıslahat hareketleri Bosna-Hersek’te derhal uygulanacaktır.

Girit, Yanya, Teselya ve Rumeli’nin Hıristiyanların çoğunlukta olduğu bölgede ve Ermenilerin olduğu yerlerde de aynı ıslahat hareketleri uygulanacaktır. Rusya’ya büyük miktarda tazminat ve pek çok bölgeler bırakılacaktır. Bu antlaşmaya göre Rusya, Balkanlar ve Bulgaristan’da kesin bir nüfuz kazanmış, arazi ve nüfus açısından Güney Avrupa’ya kadar inmiştir. (Bakınız; Mufassal Osmanlı Tarihi, Cilt, İstanbul, 1963)

[ii] NATO’ya alternatif PESCO (Daimi Yapısal İşbirliği Savunma Anlaşması Permanent Structured Cooperation) 

AB’nin üyesi 27 ulusal silahlı kuvvetinden 25’inin dahil olduğu güvenlik ve savunma politikasının parçasıdır. 2009 yılında Lizbon Antlaşması ile getirilen Avrupa Birliği Antlaşması’na istinaden 2017 yılında kurulmuştur. Anlaşmada bir AB ordusu oluşturulması öngörülmemekle birlikte AB’nin ortak savunmasına hangi yönlerden katkı sağlayacağının ulusal planlara dahil edilmesi istenmiştir.

Buna bağlı olarak AB’nin, 2020’den itibaren oluşturacağı 5 milyar euroluk bütçeyle Pesco'ya destek vermesi planlanmıştır. Ortak savunma politikasını Almanya ve Fransa desteklemektedir.

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam