Sevgili Uğur Akgün… Emekli bir kara pilotu ve “can” devre arkadaşım... Yukarı çıkıp salimen aşağıya inememenin ne anlama geldiğini çok iyi bilenlerden ve Güneydoğu Anadolu coğrafyasını avucunun içi gibi okuyanlardandır.
Akgün ailesiyle en güzel yıllarımız Diyarbakır’da geçmiştir. Dürüstlük sembolü, doğru sözlü, yurt ve insan sevgisiyle dopdolu bu aileyi her zaman arar, hatırlarını sorarız. Ne mutlu onlara!
Hafta sonunda yine Uğur’u aradım. Uzun uzun çalma süresinden sonra telefonunu eşi açtı. Uğur uyuyormuş meğer. Biraz hal hatır sorduktan sonra Uğur’un yokluğunu fırsat bildim ve sataşmaya başladım:
Telefon konuşması
---Emeklilik, yatma dönemi değildir (!). Nerede Uğur?
---Uzandı biraz.
---Balla bravo! Böyle erkek olamadık. Bu saatte yatılır mı?
---Yatmıyor ki, her sabah 05.00’te kalkar… Yürüyüş yapar, evin ihtiyaçlarını karşılar… Kahvaltı ve kahve faslının ardından uzanmış biraz…
Beş altı dakikalık bir konuşmadan sonra telefonları kapattık. 20 dakika sonra da Uğur beni aradı. Uyuyor diye addedilmenin rahatsızlığını yaşadığı belli. Damarına basmadan onu konuşturmak mümkün mü?
Halleşme
---Son durumlar hakkında, ne düşünüyorsun? Milli bayramlar, Atatürk’e dua etmeyenler vs.
---Atatürk’ün bu zihniyetteki insanların duasına ihtiyacı yok ki? Ona edilen dualar ebediyete kadar zaten eder. Kul hakkı karışmamış, harama el atmamış, gıybetten ve yalandan kaçınmış ve Allah rızası için dua edenlerin duası makbuldür. dedi… Onu konuşturmam ve söylediklerini yazmam lâzım. Her zaman güzel sözler çıkar onun ağzından.
---Son zamanlarda arkadaşlarımızdan gördüklerin var mı?
---Sadece onlar mı? Neler gördü bu gözler neler!
Ben her şeyi bilirim deyip çok yanılanı gördü.
Ben çok güzelim deyip yalnız kalanı gördü.
Ben çok zenginim deyip dileneni gördü.
Benim çok çocuğum var deyip huzur evinde ölümünü bekleyeni gördü.
Ben çok kuvvetliyim deyip yemeğini yiyemeyeni gördü.
Ben çok kudretliyim deyip kahve köşelerinde dalga geçileni gördü.
Atatürk’e hakaret edenler
Atatürk’e gönülden bağlı bu mümtaz insan, inanıyorum ki, son zamanlarda onun aleyhinde küçültücü ve hakarete varan söylemlerden de çok etkilenmiştir. Bu konudaki konuşmaları da sizlere yansıtmak isterim:
Rahmetli memleketi bataklıktan çıkarmışken, içtiği içkiye lâf ettiler.
Yaptığı inkılâplar o tarihte kimsenin aklına bile gelmezken cesaretli olmadığından dem vurdular.
Tarihimizin ilk Kur’an-ı Kerim tefsirini yaptırmışken ateist olduğu iftirasını attılar.
Cumhuriyet ilanı için insanüstü çaba sarf ederken diktatör olduğunu ima ettiler.
Öldükten sonra tüm malını Türk Tarih ve Dil Kurumuna bağışladığı halde türlü türlü iftira attılar.
Savaş alanlarında bakımsızlıktan çeşitli hastalıklara yakalanmasına rağmen içkiden öldüğünü yaymaya çalıştılar.
Türkiye ve Türklük için ne yapılması gerekiyorsa yapmasına rağmen Türk olmadığını yaymaya çalıştılar.
Ailesi ile ilgili geçmişinde hiç bir soru işareti olmamasına rağmen annesiyle uğraşmaya kalktılar. Utanmaz arsızlar… Şimdi bilmeleri lâzım, başları derde giren bu gafillerin kendilerine çanak tutanların yanında olmayacaklarını…
Anne ve babası hakkında çeşitli iftiralar yaymaya çalışırlar.
ALLAH'A BİNLERCE ŞÜKÜRLER OLSUN Kİ YÜCE YARADAN,
AZİZ ATATÜRK'Ü TÜRK MİLLETİNE NASİP ETTİ.
RUHUN ŞÂD, MEKÂNIN CENNET OLSUN,
ALLAH RAHMET EYLESİN!
Sevgili Uğur, söylediklerine katılıyorum. Ben de tüm dualarımda Atatürk’e, silah arkadaşlarına, Milli Mücadele kahramanlarına yer veririm. Bu konuyu yazılarıma taşıyacağım. Milli hislerimizi yüceltmek için Kurtuluş Savaşı tarihini, Atatürk’ü ve şanlı ordumuzun kahramanlarını çok iyi okumamız ve bilmemiz gerektiğine inanıyorum.
Büyük Atatürk başta olmak üzere silah arkadaşlarına, Milli Mücadele kahramanlarına, onlardan gazi olup ebedi âleme göçenlere rahmetler olsun, nurlar içinde yatsınlar!
GÜZEL HATAY
İDDİA EDİYORUM DÜNYADAKİ;
- EN LEZZETLİ İÇLİ KÖFTEYİ "ANTAKYA'DA ",
- EN TAZE BALIĞI "İSKENDERUN'DA"
- EN TATLI KAVUNU "KIRIKHAN'DA",
- EN GÜZEL NARENCİYEĞİ "DÖRTYOL'DA,
- EN HAKİKİ NAR EKŞİSİNİ "KIRIKHAN'DA",
- EN GÜZEL ZEYTİNYAĞINI "ALTINÖZÜ"NDE,
- EN İYİ TESTİ PEYNİRİNİ "YAYLADAĞI'NDA,
- EN LEZZETLİ KÜNEFEYİ "ANTAKYA'DA,
- EN KALİTELİ PAMUĞU "REYHANLI'DA,
- EN NEFİS CİĞER KEBABINI "KIRIKHAN'DA,
- EN GÜZEL KÜFLÜ ÇÖKELEĞİ "YAYLADAĞI'NDA,
- EN LEZZETLİ TEPSİ KEBABINI "ANTAKYA'DA",
- EN YUMUŞAK ASMA YAPRAĞINI "HASSA'DA",
- EN NEFİS MEZELERİ "HARBİYE'DE",
- EN GÜZEL PLAJI "ARSUZ'DA",
- EN AĞZINIZA LAYIK ÇİĞ KÖFTEYİ "ANTAKYA'DA"
B U L A B İ L İ R S İ N İ Z.
SİTEMKAR DUA
ALLAHIM BENİ VE SEVENLERİMİ ;
Münafıklardan ,
Ara bozuculardan ,
Memnuniyetsizlerden ,
Fesatlardan ,
Bardağın boş tarafını görenlerden ,
Her fırsatta laf sokanlardan ,
Hep kendini haklı görenlerden ,
Şeytanını yenemeyenlerden ,
Kindarlardan ,
Özür dileyemeyenlerden ,
Bir de sıkıştığında yalan söyleyenlerden
KORU
ANNEM VE NENEM
Sene 1965 Gaz ocağından Hot denen ve gaz yağı ile çalışan ocağa geçilmiştir.Mutfağımızda artık yemek pişirmek daha kolay olacaktır .
Bir gün annem komşuya geçerken neneme ocaktaki yemeğe bakmasını tembihler ve evden çıkar .
Nenem bir süre sonra ocaktaki yemeği kontrol için mutfağa gider ancak ne görsün ocak sönmüştür .Hemen muhakeme yapar ve gaz yağı haznesine yakıt ikmali yapar ancak ocağı birtürlü yakamaz ve yemekte pişmez.
Annem eve döner mutfaktaki yemeğe bakmak için hızlıca gider ama ne görsün ocak sönmüş ve yemek pişmemiştir. Hemen oturma odasına giderek durumu öğrenmeye çalışacaktır.
- Anne ocağı neden kapattın.
- Kızım yakıtı bitmişti ve ben de yakıt koydum ama çalışmadı.
Annemin aklına bir şüphe düşmüştür çünkü evde küçük çocuklar olduğu için gaz yağı orta yerde bırakılmamaktadır. Beraber mutfağa giderler ve annem hangi yakıttan koyduğunu sorar. Nenem de gösterir .Gösterdiği yakıt SUDUR.
Nenem ne bilsin ocağın gaz yağı ile çalıştığını SU ile çalışıyor sanıyormuş.
Nenem ile ilgili hatıralarım epeyi çoktur aklıma geldikçe paylaşacağım, esen kalın!
BAKİNG POWDER
Yıllar yıllar önce sanırım 1966- 1967 .Evimize ilk defa tüp gazla çalışan fırınlı ocak geldi .Hatırlıyorum da rahmetli annem çocuklar gibi sevinmişti .Şimdi varmı bilmiyorum o gün ocağın içinden
Yemek ve pasta tarifleri kitapçığı çıkmıştı .Annem birkaç gün sonra beğendiği kek tarifini uygulamak istemiş ve tüm malzemeleri hazırlamış ancak orada yazan birşeyi evde bulamamış.
BAKİNG POWDER .Ertesi gün beni çarşıya gönderdi.Bende Kırıkhan'ın ( Hatay'ın 16 000 nüfuslu ilçesi ) tüm bakkal ve şekercilerini dolaştım fakat bu nesnenin ne olduğunu bilen çıkmadı .
Orta Okula başlayıp Mr.and Mrs.Smith kitapçığından İngilizceyi öğrenmeye başlayınca KABARTMA TOZU Olduğunu öğrendim .