Medine Müdafaasından…
… Uzun süren tartışma ve görüşmelerden sonra, Medine’deki komutanlardan oluşturulan bir heyet ile Bedeviler arasında 7 Ocak 1919 günü anlaşma imzalanmıştı. Teslim olma düşüncesindeki subaylar bile bu anlaşmaya imza atarken vicdanları pişmanlıkların ateşi ile tutuşuyordu. Mahcubiyet ve pişmanlık, hatta utanç vardı yüreklerinde…
Osmanlı Devleti, İtilaf devletleri ile anlaşma yaptıktan tam 2 ay sonra Medine’yi Bedevilere teslim eden anlaşmayı imzalamışlardı. Türk tarihinin nice kahramanlıklarla dolu binlerce lideri vardır. Bunlardan biri de Fahrettin Paşa’dır…
Müslüman dünyanın ortasında İsrail
İsrail, Mescid-i Aksa içerisinde Müslümanları şehit ediyor, Harem-i Şerife girişleri engelliyor ve girişlere detektör koymak suretiyle adeta sıkıyönetim uyguluyordu. İsrail’in yarattığı gerilim Türkiye’nin sert tepkisine neden oluyor, her olayda öncülük etmeye çalışan Türkiye, bu olayların akabinde Arap ülkelerinin yetkililerine sesleniyordu.
Pek ilgili ve istekli davranmayan Arap liderler, kendi basınlarının çizerleri tarafından karikatürize ediliyorlardı. Bu duyarsızlık karşısında bir açıklama yapmak ihtiyacını hisseden Mescid-i Aksa hatibi Şeyh İkrime Sabri, yaşananların ümmetin imtihanı olduğunu belirtiyor ve,
“Görünen o ki, Arap yetkililer hâlâ uyuyor ve Aksa’da olup bitenden habersiz gibi davranıyorlar” diyordu.
Açıklamasının devamında, “… Şu anda olup bitenler ibadet özgürlüğüne karşı yapılmış bir saldırı, zaten ikiye bölünmüş olan Mescid-i Aksa’yı tamamen ele geçirme operasyonudur…” demek suretiyle Filistinlilerin ayaklanmasının bu operasyonu engellediğini ifade ediyordu.
Ne zaman tepki gösterecekler
Araplar hâlâ kendi aralarında birlik olmayı beceremediler. Bir konuda uzlaşmak için biraraya gelmenin ne kadar zor olduğunu Arap liderlerinde görüyoruz. Batı’nın koalisyonu varken neden bir Arap koalisyonu kuramıyorlar?
Siyasi nitelikteki anlaşmazlıkların temelinde mezhepçilik olduğu aşikârdır. Şiilik, Selefî anlayışa kesinlikle karşıdır. Ortadoğu siyasetinin din üzerinde ağırlığı vardır. Selefi anlayış, ABD önderliğindeki koalisyona destek vermek durumundadır. Bunun sonucunda yeni silah pazarları yaratılmakta ve canlar feda edilmeye devam edilmek istenmektedir...
İtaati satın almak
ABD, Arap ülkelerinin itaatini satın almış, Katar da ABD’den 12 milyar dolar tutarında silah almakla paçasını kurtarmıştır. Daha önceki iki yazımda 110 milyar dolarlık silah satın alan Suudî Arabistan, İslam dünyasındaki gelişmemiş ülkelerin yoksulluğunun sebebidir.
Türkiye, zorlu zamanında Katar’a omuz vermiş ve orada bir üs açmıştır. Katar ortak tatbikatı ABD ile yaptığı gibi Kıbrıs Rum yönetimi ile Akdeniz’de müşterek sondaj aramalarına katılmak istemiştir. Bu da yetmiyor gibi İtalya’dan altı milyar dolar tutarında harp gemisi almak üzere anlaşma yapmıştır. Hayırdır inşallah?
BAE, Arap dünyasının mümtazlarındandır (!). Osmanlı düşmanlığını körükleyen film (Ateş Krallıkları) yapımından tutun da İsrail ile anlaşmaya kadar her olumsuzluğun içinde ve şimdi de Türkiye’nin karşısındadır.
İslam dünyasının başka yerleri farklı mı?
İslam âlemi uyku halinde ve bir tahribat içindedir. Orta Doğu, her gün yeni birtakım saldırı, kıyım, işgal, etnik ve mezhepsel kavgalarla çalkalanmaktadır. Lider taslakları, emperyalist güçlerle birlik olup kendi halkını dövmekte ve dövdürmektedir. Batı’nın işine gelen bu durum, bir yangına dönüştürülmüş ve Afrika topraklarına da sıçratılmıştır
Emperyalist güçler, şimdi ateşi tutuşturmuş ve kazanı kaynatmaya başlamıştır. Bu örgütlerin elindeki silahların markasına bakılırsa nereden veya kimlerden temin ettikleri bizlere daha net bir fikir verecektir. Batılılar tek kurşun atmaz, ellerini kana bulamaz; ama Müslümanı Müslümana kırdırırlar.
Tarih; etnisite, kavim, kabile fark etmeksizin coğrafyanın herhangi bir kesitinde tekerrür etmeye devam ediyor.