SON DAKİKA
reklam
reklam

Çöküş bitse de…

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 19 Aralık 2014, Cuma - 11:00   Okunma Sayısı:

9 Nisan 1949’da NATO’nun kurulmasını, Sovyetler Birliği’nin liderliğinde 14 Mayıs 1955’te sekiz sosyalist ülke tarafından Dostluk, İşbirliği ve Karşılıklı Yardım Antlaşması’nın imzalanması ve Varşova Paktı’nın oluşturulması izledi. Mihail Gorbaçov’un Perestroika ve Glasnost politikalarının SSCB’yi hızla çöküşe doğru götürmesi üzerine bu pakt 1 Nisan 1991’de dağıldı. Haziran 1991’den itibaren başlayan SSCB’nin çözülmesi aynı yıl çöküşle son buldu.

    O tarihlerde bu çöküşü Vladimir Putin ve diğer yüksek seviyedeki yöneticiler mahzun gözlerle izliyorlardı. Etnik yapının karmaşıklığı ve ekonominin iyi gitmeyişinin halkın üzerinde yarattığı ağır baskılar, tüm eski sosyalistleri rahatsız ediyordu. Bağımsızlık isteyen seslerin yükselmesi, halkların eski sistemden kopmak istedikleri anlamına geliyordu. Putin ve yandaşları, SSCB nüfuzunun kırılmasının, kaynakların kaybedilmesi demek olduğunu anladılar.  Uzay üslerinin, stratejik yeraltı madenlerinin ve doğalgaz alanlarının bulunduğu Orta Asya ülkeleri, zengin petrol damarlarına sahip Hazar Havzası’ndaki ülkeler ve SSCB Karadeniz donanmasının yarısından pay almak isteyen Ukrayna, tekrar bir araya gelerek 21 Aralık 1991’de Rusya Federasyonu’nun liderliğini yaptığı BDT’yi (Bağımsız Devletler Topluluğu) kurdular.

    Bu oluşuma Doğu Avrupa’daki eski sosyalist ülkeler katılmadıkları gibi, Çekoslovakya 1 Ocak 1993’te Çek Cumhuriyeti ve Slovakya şeklinde bölünmüş, Yugoslavya NATO’nun da müdahalesi ile tam bir parçalanma ve vahşet yaşamış, Balkanlar’daki ve Baltık kıyılarındaki diğer sosyalist ülkeler ise Batı yanlısı tutum izlemeye başlamışlardır. Kafkaslar’da Azerbaycan, çokuluslu ABD ve Avrupa şirketlerine kapılarını ardına kadar açmıştır. Rusya Federasyonu ile dengeli bir siyaset izlemeyi tercih etmektedir. Karabağ’ın Ermenistan tarafından işgal edilmiş olması nedeniyle Türkiye – Ermenistan ilişkileri iyi değildir. Önceden SSCB’nin sadık bir sosyalist cumhuriyeti olduğu gibi şimdi de BDT’nin vefalı bir üyesi olan Ermenistan’ın sınırlarını Rus askerleri beklemekte ve halen Rusya Federasyonu’ndan yardım almaktadır. Bu nedenle BTC (Bakü–Tiflis–Ceyhan) boru hattı Gürcistan üzerinden Türkiye’ye bağlanmıştır.

    Gürcistan, Batı politikalarını benimsemekte, Türkiye’den destek görmektedir. SSCB’nin çöküşünün hemen ardından Abhazları ve Güney Osetler’i egemenliği altına almak için Rusya Federasyonu’na rağmen askerî müdahaleye başvurmuş olan Gürcistan, geçtiğimiz aylarda dört Rus subayını ajanlık yaptıkları gerekçesiyle sınırdışı etmiştir. İki Rus savaş uçağının Gürcistan sınırını ihlâl etmesi ve bir Gürcü köyünü bombalaması, Rusya Federasyonu’nun önceki olaylara bir misillemesi olarak kabul edilebilir. Rusya’nın sağlık endişelerini gerekçe göstererek Gürcistan’dan ithal ettiği şarap ve maden suyuna yasak getirmesi de basından izlediğimiz diğer haberler arasındadır.

    Hazar Havzası’ndaki Azerbaycan topraklarından çıkarılan petrolün, Çeçenistan’ın başkenti Grozni üzerinden boru hattı ile Karadeniz kıyısındaki Rus Tuapse ve Novorosisk limanlarına naklediliyor olması ayrı bir hassasiyettir. Bu hat Çeçen savaşçıların tehdidi altındadır.

    Bölgede Türkiye ve İran’ın egemenlik kurmak ve haklar elde etmek için kontrolü ele geçirmeye çalışmaları, Batı’nın çokuluslu şirketlerinin sınırsız çıkar sağlamaları ve ABD’nin Karadeniz’de planlı askerî tatbikatlar yapması Rusya Federasyonu’nun dikkatle izlediği olaylardır. Eski şüpheci yaklaşımlarından bir türlü kurtulamayan Ruslar, kuşatıldıkları endişesine kapılmışlardır. Çarlık Devri’nden beri sıcak denizlere inme hayal ve hedeflerini gerçekleştirememişlerdir.  Türkmen doğalgazının İran üzerinden Batı’ya ulaşmasına engeller çıkarmaya devam etmektedirler. Buna alternatif olacak yeni hattın inşasıyla petrolü, Karadeniz’in altından geçirip Bulgaristan’ın Burgaz limanına bağlamayı ve Yunanistan’ın Dedeağaç limanından dağıtım yapmayı planlamışlardır. Rusya Federasyonu, bir şeylerin acısını çıkarmaya çalışmaktadır.

       Ülkemizin özellikle petrol ve doğalgaz hatlarının yapımı konusunda Rusya’ya rağmen Rusya ile birlikte hareket etmesinin doğru bir hareket tarzı olacağı açıktır. Üzerinde bulunduğumuz coğrafya, Ne NATO’yu küstürmeyi ne de Rusya’yı ürkütmeyi, ne kuyruğumuza bastırmayı ne de başkalarının kuyruğuna basmayı gerektiriyor.    

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam