SON DAKİKA
reklam
reklam

Kuraltanımazlık

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 14 Eylül 2020, Pazartesi - 11:22   Okunma Sayısı:

Gerikalmışlık

   1970’li yıllarda başlayan gerikalmışlık sızlanmaları insanımızın büyük kısmını ilgilendirmekte ve bugün bir kesim tarafından “kültürel haklar” şeklinde topluma sunulmak istenmekteydi. Kırım, Irak, Libya, Suriye gibi ülkelerden gelen sığınmacılar, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinden başlayan göçler, şişkin nüfusa sahip illerimizde sancılar yaratmaya başlamıştı.

   Bugün için ise, hırsızlık, gasp, kadın dövme ve öldürme, şantaj ve tecavüzler toplumun ruh sağlığının bozulmasında önemli yer işgal etmektedir. Her gün akla hayale gelmeyecek öldürme olaylarını basından takip ediyoruz.

 

Yasalar mı yetersiz?

   Bana göre yasalar vardır ve yeterlidir. Eksik olan yasaların tam olarak uygulanamayışıdır. Polisin failleri yakalaması yetmez. Ölen ölmüştür. Yasalara saygılı bir vatandaş, kendisine yönelik bir saldırıyı bertaraf etmeye kalkışsa ve fail yaralasa başı derde giriyor.

   Davaların uzun sürmesi, hâkimin takdir yetkisi, iyi halden yararlanma ve tahliye olduktan sonra gözetim yetersizliği gibi hususlar yasaları yetersiz hale getirmektedir. Önemli bir konu da adaletin sosyal medya tepkisine göre yön değiştiriyor olmasıdır. Tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılan bir zanlı, sosyal medyada başlatılan tepkilere göre ibre sapmasına gidiyor.

 

Halk bezgin

   Halk bezmiş, yılgın hale gelmiştir. Artık yakalanan failleri dövme şeklinde alıştığımız olaylar, “linç” girişimlerine dönüşmektedir. Sektörel bazda (taksi şoförlerinin öldürülmeleri) biraz hız kesmiş, kadın dövme, yaralama ve kadın öldürme olayları öne geçmiştir.

   Bu millet şehitler verirken eşkıya bozuntuları meydanı boş bulduğunu zannederek her türlü asayişsizliğe neden olabilmektedir. Teröristi, tinercisi, gaspçısı, hırsızı, dolandırıcısı, kadın dövücüsü… Yeter artık! Bu asil milletin yoksulluk içinde yaşayan insanı, hastası, okuyan çocuğu, geliri açlık sınırının altında olanı var. Eğer şimdilik susuyorlarsa korktukları anlamını çıkarmayın. Herkes kendi derdinde… Yatan aslanı uyandırmayın.

 

Polis ve mahkeme

   Millet olarak her şeyi polisten ve mahkemeden bekliyoruz. Yaralama yapan bir tinerciyi adli makamlar salıverse bile cezaevi yerine ıslahevine ya da akıl hastanesine kapatamaz mıyız? Belediyeler bu konuda bir girişimi olamaz mı?

   Nezarethanelerde insan hayatının kutsallığını vurgulayan film izlettirilemez mi? (Bazı yargıçlarımız suç çeşidine göre güzel bir uygulama ile kitap okuma cezası veriyor.)

 

Suçlulara iş imkânı

   Suçlular cezaevinden çıktıktan sonra özel sektörde pek iş bulamıyorlar. İşçi Bulma Kurumu iş bulma, işsizlik sigortası sağlama gibi çabalar gösterse de işveren cezaevinden çıkmış bir kişiyi kendi iş yerine sokmak istemiyor.

   Belediyeler, bu konuda devreye girerek vatandaşlara iş imkânı sağlayabilirler. Böylece bu kişilerin yeniden topluma kazandırılmaları sağlanabilir ve belki bir daha suç işlemelerinin önüne geçilmiş olabilir.

 

Teşvikler

   Bir de polisin tavrını dile getirmek istiyorum. Ağır şartlar altında görev yaptıklarını, ekonomik sıkıntılar yaşadıklarını hepimiz biliyoruz. Devletin imkânları bu kadar… Keşke daha uygun olanaklar sağlanabilse!

   Vatandaşla ilişkilerinde galiba biraz eğitim verilmesi gerekiyor. Özellikle genç memurların hüviyet sormak için “Dayı, baba, baksana, gel buraya, hey,” gibi hitapları uygun değildir. İstanbul dünya kentidir. Bu kentin kültürü her gün törpülense de daha kibar ve “Efendim, Hanımefendi” gibi hitap şekilleri tercih edilmelidir.

   Ekranlarda sarhoş, şiddet yanlısı ve kuraltanımazların polise karşı direnişleri, polislere kaba sözler sarf etmeleri, gazetecilere küfürlü sözlerle karşılık vermeleri gibi sahneler sık sık gösterilmektedir. Yani, yeni kuraltanımazlara kapılar aralanmaktadır. Devletin memuru bu şekilde rencide edilemez. Bu görüntüler sık sık ekrana getirilmemelidir.

   Halkımıza her yasa dışı olayı ilgililere bildirme, bizzat şikâyet etme veya olumlu davranış gösterme alışkanlığı kazandırılmalı, görevini nezaket ve doğrulukla yapan kişilerin de takdir edilmeleri için girişimde bulunmaları öğretilmelidir.    

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam