SON DAKİKA
reklam
reklam

Vatan hizmeti

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 15 Eylül 2020, Salı - 09:43   Okunma Sayısı:

Askerlik, insanoğlunun var olmasından beri vardır. Toprağın savunulması; aşiretin, boy’un, milletin namusunun korunması; ülkeye zarar verecek, milleti küçük düşürecek her türlü tehdidin bertaraf edilmesi ve tabii afetlerde insanımızın yaralarının sarılması, yanında olunması için vardıraskerlik. Yasalarla belirlenmiştir.

   Çeşitli nedenlerle askerlikten uzaklaşmak isteyen gençlerin haklı olduğu nedenler de vardır elbette. Bir çiftçi ailesi çocuğuna “kınalı kuzu”su gözüyle bakar. Hasat zamanı kendisine yardım edecek belki de bütün işini üstlenecek yegâne birey olarak görür çocuğunu. Yoksul aileler, çocuklarını yokluk içinde büyütür. Yemeyip onlara yedirir, içmeyip onların okul masraflarına ayırır nafakasını...

   Sivil hayat ile askerliği karıştırmamak gerekir. Zorlukların yaşandığı, yokluklara çareler arandığı, hiyerarşinin ağır bastığı, ana baba sevgisinin ve hasret duygularının öne çıktığı bir ortam, askerlik diye tanımlanmıştır. Eğer bunlar olmasaydı o zaman da adına askerlik denmezdi. Uygulama farklılıkları, yükümlüleri küstürebildiği gibi adaletsizlikleri de körükleyebiliyor.

 

Haklılık yaratabilecek gerekçeler

   20 yaşında saf ve hiç hayat tecrübesi olmayan bir çocuğumuz, sevk kâğıdında verilen tarihlerin birkaç gün sonrasında kışlaya katılsa ‘geç iltihak’ suçunu işlemiş oluyor ve karşılığını görüyor. Kullandığı askeri araçla kaza yapsa soluğu askeri mahkemede alıyor ve hasar bedeli kendisine ödetiliyor. İzinden geç dönmesi, atışta başarısız olması, iki saat tutacağı nöbetin talimatına aykırı hareket etmesi (örneğin; su içmesi, başlığını ve tüfeğini yere bırakması) hep cezalandırmayı gerektiren eylemler. Genç bir subay, sadece “vatanî görevde aksaklık” olarak addettiği bu olumsuzlukları cezaî yönden ele alır, arka planı göremez; çünkü idealist olarak yetiştirilmiştir.

   Bir başka ürküntü veren olay, şehit ailelerine ve gazilere ödenen maaşlardır. Hayatını ortaya koymak suretiyle uzuvlarını kaybeden ve gazi maaşına müstehak görülen gencecik fidanlar, belki yasanın kabul edildiği tarihte ilk maaş heyecanıyla mutlu olabiliyorlar. Zaman içinde enflasyonun erittiği maaşlarıyla geçim derdine düşüyorlar. Bazen de sağlık tesislerinden yararlandıkları süre ve şekiller nedeniyle fazla ödeme yapıldığı belirtilerek fazlalıkların kendilerinden tahsiline maruz kalıyorlar. Bu olumsuzlukları gören veya arkadaşlarından dinleyen askerlik çağına gelmiş bazı gençlerde de askerlik sevgisi azalıyor.

 

Uygun reçeteler

   Yüksek tahsilli ve hatta masterli olanların kısa dönem veya paralı askerlik yolunu seçtiklerini, varlıklı olanların yine paralı askerliği tercih ettiklerini hatta rapor almak suretiyle muharip birliklere gitmek istemedikleri bilinen gerçek... Zaten okudukları okulun devamına imkân sağlayacak bir iş koluna giremeyip binbir zorlukla iş bulan insanlar, kurdukları düzenin bozulmasını da istemiyorlar.

   MSB’nın kadro, program ve olanakları ölçüsünde uygun yerlere yerleştirilmek amacıyla kısa dönem, paralı askerlik, rapor sahibi olma gibi yollara yöneliyorlar. Bir de yeni çıkan tabir var: “Vicdanî ret”…

   Sayıları çok az da olsa bazı gençler askerliğe gitmemek için “vicdanî ret” hakkını kullanmak istemektedirler. Onlar da haklıdırlar. Barış zamanının gayet basit fakat ağır sorumluluklarla yüklü askerlik hizmetini savaş zamanında yapamayacaklarına ihtimal veriyorlar olsa gerek.

   Bu çocuklardan ikisiyle ben de konuştum. Birçok konuyu bilmedikleri için “sel’e kapılma” şeklinde sürdürdükleri görüşlerinde sonradan değişiklikler olduğunu gördüm. Askerlik yapmadan önce kışlalara misafir olarak davet edilerek kışla hayatıyla ilgili gözlem yapmalarına imkân sağlanabilir. Hatta kışladaki herkesle konuşarak kitap yazsalar ne mahzuru olabilir? Onlara bu ülkenin kendilerinden hizmet beklediği hatırlatılabilir.

   Gayet akıllı ve insani duygulara sahip bu gençlerimizden hap müptelâlarına, alkoliklere, çeşitli suçlardan sabıkası olanlara psikologlar eşliğinde destek vermeleri istenebilir. “Vicdanî ret” hakkını kullanmak isteyip de kullanamayanlar esrar, eroin, tiner vb kötü alışkanlıklarla öne çıkıyor ve birlik disiplinini de bozabiliyor, hatta harp gücünü etkileyebiliyor.

   Silahlı Kuvvetlerimiz bu toprağın insanına her konuda öncü olmuş, okuma-yazma kurslarından, madalya takdirine kadar nice olumlu gelişmeleri gösterebilmiştir. Bu çocukların belli birliklerde toplanarak kazanılması da düşünülebilir.

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam