SON DAKİKA
reklam
reklam

Dış ve iç siyasette tahammül

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 1 Ekim 2020, Perşembe - 10:11   Okunma Sayısı:

 

 

   Ülkemizin sıkıntılı duruma düştüğü dönemlerde dış ülkelerden, müttefiklerimizden ve komşularımızdan olumsuz yaklaşım sergileyenler ortaya çıkabiliyor. Müttefikimiz hatta bunun ötesinde komşumuz Yunanistan Ege’de hava sahamıza sürekli tacizde bulunmakta, FIR Hattı, Ege adaları, kıta sahanlığı, münhasır ekonomik bölge (MEB) ve son olarak da Doğu Akdeniz sorunuyla karşımızda durmaktadır.

 

   Hem Türkiye ile müttefik olacaksın hem de onu dışlayacaksın. Türkiye tepki gösterince de başka konularda anlaşmazlık yaratacaksın. Tabii bu durumda Türkiye’nin işi zorlaşıyor.

 

Fransa örneği

   Bir diğer müttefikimiz Fransa AB dönem başkanlığını üstlendiği zaman, Türkiye’nin AB üyeliğine karşı olduğunu açıkça söylemekte mahzur görmemiş, menfaatlerinin zedelenmemesi ve belki de Türkiye’nin tamamen gücenmemesi için Akdeniz Projesi’ni gündeme getirmişti. Bunun yanında arada bir PKK militanları üzerine giderek finans kaynaklarını kontrol altına almakta, ancak sonuca giden bir eylem içine girmemekteydi.

 

     Bu devlet, tarih içinde Rusların yayılmacılığından, İngilizlerin siyasetinden, Fransızların da kendilerine tanıdığımız ayrıcalıklardan çok çekmiştir. 1911-1922 yılları arasında yedi düvele karşı birçok cephede dört büyük savaş vermiş, her türlü yokluğun, baskının ve zorluğun altından kalkabilmiştir.

 

   Türkiye, o günlerde de kendisine karşı zararlı faaliyetlerde bulunan iç ve dış mihraklara karşı ne yaptıysa bugün de aynısını yapacaktır elbette. Bu etkisizleştirmenin çağımızın değerlerine, hukukun gereklerine ve insan haklarına uygun şekilde yapılacağından kimsenin şüphesinin olmaması gerekir.

 

İç siyaset, terör ve insanımız

   Kanayan bir yara olan terör, sınırlarımızın hemen ötesinde arada bir de yurt içinde varlığını sürdürmeye çalışmaktadır. Maaş artışlarına odaklanmış bir memur, işçi ve emekli kesimi, işsizlikle kıvranan yoksul insanlar, büyük şehirlerimizin sosyal ve altyapı sistemlerini bozan gecekondu anlayışı, kapanan ve yenileri açılamayan iş yerleri ise muhalefet için saldırı odakları oluşturmaya ve direniş alanları yaratmaya yetmektedir.

 

   İnsanımızın tansiyonu yüksektir. En küçük anlaşmazlıkta bile insanımız parlamakta cinayete varan olaylar yaşanmaktadır. Öncelikle barış ve huzur ortamını yeniden yaratmalıyız. Böylesi çalkantılı dönemler tarihimizde hep olmuş, hep atlatmışızdır; ama faturasını yoksul insanımız ödemiş ve olmamız gereken yerde olamamışızdır. Kutuplaşma ve kamplaşmalar, insanımızda olması gereken kardeşlik duygularının yerine husumet duygularını kamçılamaktadır. Yakın ve yakıcı tehlike uzaklarda değil içimizdedir.

 

Siyasette kusursuzluk

   Siyasetçi olmak zahmet ve külfete muhatap olmak demektir. Siyaset de bir nevi yönetme sanatıdır. Terör konusunda önlemler alındıkça dış destek göremeyeceğimizi hatırdan çıkarmamalı ve bundan üzüntü duymamalıyız. İşin, sindirilebilecek yanlarını bulup “daha ne yapabiliriz?”i düşünmeliyiz.

 

   Bu badireden çıkış için sihirli değnek veya yeni bir yol aramaya gerek yoktur. Atatürk’ün fikirlerini benimsemek ve emperyalizme karşı tavır almak hepimizi birbirimize yaklaştıracak, kardeşlik olgusunu vurgulayacak ve barış içinde yaşamamızı sağlayacak temel prensiptir.

 

 

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam