Nur içinde yatsın rahmetli dedem öyle mektep medrese nedir bilmezdi. Osmanlı döneminde çocuk, cumhuriyetin ilk yıllarında delikanlılığın başlarındaymış. O yıllarda fakirlik kol gezermiş. Öyle yemek seçmek olmaz, önüne ne konulursa onun yenildiği yıllarmış. Hatta herkes karnını doyurduktan sonra; ‘’Çok şükür bu günlük de karnımızı doyurduk’’ diye şükrederlermiş.
Okumayı yazmayı askerde öğrenmiş. Bazen:
‘’Matematik daha kolaymış ama o zaman kafam almadı sayıları, toplamayı, çıkarmayı’’ derdi. Onu da yaşamın içinde öğrenmiş.
Bazılarının yapılan bir iş karşısında dudak bükmeleri üzerine; ‘’Kesme eşeğin kuyruğunu, kimi uzun, kimisi de kısa der’’ diye söylerdi. Birileri beğenmeyecek veya farklı bir şey diyecek diye yaşamımıza yeni denemeler, yeni hamleler katmayacak mıyız?
Şimdi dedemin yaşadığı günler çok geride kaldı ama bakıyorum da değişen çok bir şey yok. Birinin ak dediğine diğeri kara diyor. Birileri çıkıp da ‘’yaşamımızda başka renk yok mu?’’ deyiverse iki tarafa da yaranamadığı için az önce rakip olan iki grup da birlik olup sana kancayı takıyor iyi mi? Ne cahilliğin kalır, ne de hainliğin…
Birinin kara dediğine diğerinin ak, üçüncü bir grup çıkar da ‘’arkadaş yaşamımızda başka renk yok mu?’’ derse farkında olmadan olaylar karşısında üç ana gruba ayrılıyoruz. Bir de sessiz çoğunluk var ama şimdilik konumuz onlar değil. Pekiyi ne olacak şimdi. ‘’Ak’’ diyenin ‘’kara’’ diyen kadar; ‘’kara diyenin ‘’ak’’ diyen kadar hakkı var da ‘’yaşamımızda başka renk yok mu?’’ diyenlerin hiç söz söyleme hakları yok?
Buluşları hep itiraz edenler yapmışlardır. Olaylara bir de başka gözle bakanlar, yorumlayanlar çok yol kat etmişlerdir. Biz üçüncü bir renk aramak durumundayız. Bir başka değişle biatten ziyade sorgulamak durumundayız.
Bu kısır döngü içinde yıllar önce rahmetli dedemin dediği noktaya maalesef geri dönüyoruz. Bu da araştırma ruhumuzun gelişmediğini gösterir bir bakıma…
Dedemin dönemi çok gerilerde kaldı. ‘’kısa’’ diyen de olsa ‘’uzun’’ diyen de olsa biz eşeğin kuyruğunu keserken üçüncü bir yolun olabileceğini hatırdan çıkarmayalım…