SON DAKİKA
reklam
reklam

10 Kasım öncesi ve sonrası

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 15 Kasım 2020, Pazar - 13:32   Okunma Sayısı:

Bir Atatürk düşmanı daha

Rotterdam İslam Üniversitesi Rektörü Ahmet Akgündüz, Cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk’ü hedef alan “Artık deccalin fitnesi bitmiştir elhamdülillah” şeklinde bir görsel paylaşmış. Tepkiler üzerine açıklamanın kendisine ait olmadığını belirtmiş. Genel olarak Atatürk’e saldıran kişiler zoru görünce böylesi sözler edebilmektedir. Bu da okumuş meczuptur.

Adı geçen bu kişi, 2013’te Gezi Parkı protestolarına katılanları şu sözlerle tarif etmişti:

“Cami düşmanı mimarlar, komünist sendika liderleri, Müslümanları katleden Esedciler, Alevilikte nasibi olmayan ve o adı kullanan dinsizler. Yani kısaca Avrupaî hayat yaşayan ailelerin çocuklarıyla Ermeniler gibi Türk ve Müslüman olmayan aile çocukları olması dikkat çekmektedir.”

Akgündüz, Haziran 2015’te de "HDP’ye oy vermek isteyen Müslüman kardeşlerime!" diye başlayan bir çağrı yayımladığı metninde "Verdiğiniz oyla, gaylere (eşcinsellere), Ermenilere, dini değerleri yok etmek isteyenlere, ırkçılara, teröristlere, Amerika ve Avrupa’da Türkiye’ye düşman olan basın organlarına destek olacağınızı tekrar düşününüz" ifadelerine yer vermiştir.

Bu açıklamaların ardından 17 Eylül 2016 ‘da Hollanda Parlamentosu, Aleviler, azınlıklar ve eşcinsellerle ilgili açıklamalarıyla tartışma yaratan Prof. Dr. Ahmet Akgündüz’ün başında bulunduğu Rotterdam İslam Üniversitesi ve bazı eğitim kurumlarının artık 'üniversite' adını kullanmaması için bir yasa önerisi hazırlamıştır. Bunun sonucuna girip sözü uzatmak istemiyorum.

Gelelim olay kişiye: Atatürk’e olan karşıtlığı kronik hal alan bu kişinin İslam adını kullanan bir kuruluşta bulunuyor olması utanç vericidir. Türkiye’deki Ermeni kökenli vatandaşlarımıza, Alevilere ve cinsel tercihi farklı olanlara tahkir edici ve aşağılayıcı sözleri affedilemez. Bu vatandaşlarımız vergilerini veriyor, askerlik hizmetini ifa ediyor, oy kullanıyor. Sen ne yapıyorsun?

Terör örgütüyle organik bağ içinde olan bir siyasal partiye oy verilmesi konusundaki çağrısı ise, Türkiye’nin PKK’ya karşı canını dişine takmış şekilde mücadele ettiği bir dönemde ülkemizi sırtından hançerlemek anlamına gelmiyor mu?

Yukarıda yazılı hususlar dışında basına yansımamış söz ve faaliyetleri kim bilir ne kadardır? İrticanın, fikirleri kemikleşmiş bu adamına kim hesap soracak, merak ediyorum.

 

***                               ***                             ***

 

10 Kasım günü saat 09.00’da Kadıköy’den Karaköy’e hareket eden vapurdaydım. Üst katta en arkada oturdum. Beş dakika sonra sirenler çalacağı için o duygulu anı kamerayla kaydetmeyi planlamıştım…

… Sirenler çalıyor, ben de kayda alıyordum. Önce tüm Kadıköy sahilini, Haydarpaşa kıyılarını, deniz trafiğini çekmeye başladım. Tüm deniz ve kara araçlarından korna, siren ve düdük sesleri geliyordu. Sonra vapurun kapalı alanına girdim. Herkes ayakta, çıt yok…

Bir Japon aile çocuklarıyla birlikte ayağa kalkmış, saygılı bir tavırla ayakta duruyor, bir başka yabancı anne ve çocuğu hem konuşuyor hem de kayıt yapıyordu. Orta alanda tek başına oturan kişi, ısrarla oturmaya devam etti. Bilmemesinden değil, kemikleşmiş Atatürk düşmanlığından olduğu kesin. İçim burkuldu. Adamın bu kadar saygısız tavrının başka bir nedeni var mıydı, ya da ne olabilirdi acaba?

Eğitim sisteminin bayağılığı, kendini yetiştirmede isteksizlik (Milli Mücadele, devrimler, dönemin iktisadi ve siyasi koşulları, Düvel-i Muazzama’nın etki ve baskıları vb. konulu kitapları okumamak), yoksulluğun yarattığı kaynak eserlere ulaşma güçlüğü, Milli Mücadele’nin geçtiği muharebe alanlarını gezmemiş olmak, müzelere gitmemiş olmak vb… Aklımdan ilk geçen düşüncelerdi. Atatürk’ü sevmek zorunda olmak ayrı, değerlere saygılı olmak ayrı bir şeydir.

Müslüman olarak Avrupa ülkelerinde tarihi bir kiliseyi gezmeye görmeye gittiğimizde bile lâubali bir tavır veya uygunsuz kıyafetle içeriye girmiyor, saygılı olmaya özen gösteriyoruz. Ben bu olaya yine de devletin eğitimde gösterdiği zafiyet olarak bakarım.

 

***                               ***                             ***

 

Bir 10 Kasım’ı daha atlattık. Mutlaka yine meczuplar çıkmıştır. Bunları gazetelerde okuyacağız. İnanıyorum, sayıları giderek azalıyordur.      

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam