SON DAKİKA
reklam
reklam

Hafızamdaki Bayramlar

Köşe Yazarı: Sinan ERDOĞDU   Eklenme Tarihi: 5 Temmuz 2017, Çarşamba - 09:00   Okunma Sayısı:

Bir bayramı daha geride bıraktık. Mübarek Ramazan ayının bitmesiyle kutladığımız Ramazan Bayramını, Şeker  Bayramı ve Ramazan ayı için verilen fıtırları (Fitre sadakası) Fıtır Bayramı diye kutlayanlarımız da var. Yazın sıcağını hissettiğimiz bu günlerde bir zamanlar Soğuk Kış günlerime gidip ;çocukluk yıllarımdaki bayram anılarımızdan bazılarını sizlerle paylaşacağım. 

Öncelikle bayram zamanı geldiğinde önce aile büyüklerimle bayramlaşır;  Allah sağlık  ve sıhhat versin  canım anneannem ve rahmetli babaannemin evlerine gider ve ellerinden öperdik. Daha sonra ise bayram kutlamalarının merkezi   Gebze’de Refika teyzemizin eviydi.  Cünkü; baba tarafımızdaki bir çok akrabamız ve rahmetli Tuncay, ve birkaç bayram zamanı da olsa rahmetli  Hasan amcamlar ile Dinçer amcam burada bütün bayramlarda toplaşırlardı. Şimdi ise Refika teyzemiz ailesiyle birlikte başka bir yerde ikamet ediyor. Kendisine  son bayramdaki ziyaretimizde ise gazetemizi verdiğimiz zaman  çok memnun oldu ve  beni tebrik etti. Çalışanlarımıza da başarılar diledi. 

Anne tarafından ise ziyaret edebileceğimiz fazla akrabamız  maalesef yoktu. Ya başka yerlerdeydi ,ya da vefat etmişlerdi. Ancak; Göztepe taraflarında oturan  rahmetli Kazım dayımız ise, tam bir İstanbul Beyefendisiydi. Adeta; Hulusi Kentmen’i ziyarete gider gibi olurduk.  Tabi o ziyaretlerle Bağdat Caddesini de iyice  tanımış oldum. Vakko’nun o ünlü mağazasından geçerken 100 yıl öncesine ışınlarındık. O yüzden ki Vakko deyince herkesin aklına moda veya bir giyim markası gelirken, benim aklıma da Kazım dayım geliyor. 

Tabi; Ramazan davulcularını da anmadan olmaz .Ziyarette olduğumuz bir bayram gününde evimizi tam 5 veya 6 davulcu ziyaret etmiş.  Babam da dükkândakilere tembih etmiş, Ramazan davulcuları para isterse  verin,çok az veya çok fazla olmasın diye. O gün; çocuklara hem de davulculara para verilince cepte bir şey kalmamış. Tabi çözüm olarak bir dostumuzdan borç istediler ve sağ olsun verdi. Bir süre sonra ise babam da borcu vermek isteyince o da babama şunu söylemiş; biz güzel bir  Ramazan hayrı yaptık. Allah kabul etsin.

Bayram harçlıkları, bayramların olmasa olmazıdır.  Bir Ramazan Bayramında tam 23 akrabamdan bayram harçlığı alarak kendi çapımda bir rekora imza atmıştım. Bir bayram sonrası ise bu rekoru 25’le egale ettim. Bayram harçlıklarıyla da daha çok giyim, kitap türü şeyler almışımdır. Giyim demişken yakın zamanda  Umut Treni derneği "BİR ÇOCUĞUN İYİLİK MELEĞİ OLUR MUSUN ?" Başlıklı bir kampanyayı başlattı ve ülkemizin prens ve prenseslerini giydirerek onların yüzlerine kocaman bir gülümsemeyi sağladı. Ben de basın yoluyla duyurdum bu anlamlı kampanyayı ve bir çok kimse de bağışta bulunarak tam 1007 çocuğumuza bayram hediyesi verildi. Umut Treni Derneği Başkanı  Sn. Burhan Güler’i ve tüm gönüllüleri buradan tebrik ediyorum . 

Mezar ziyaretleri de bayramların bir diğer anlamlı yönüdür. Ölmüşlerimizi bu vesileyle de anmış oluruz. Minikken az ziyarete gittiğimizi ve bu ziyaretlere de Mehmet dayımızın götürdüğünü halen hatırlıyorum.  Babaannemi, Kazım dayımın eşini ve Mehmet  Nuri dayımı  2000-2001 dönemi arası peş peşe kaybettik. Zaman içinde de  peş peşe kaybettiklerimizden dolayı gittiğimiz mezar ziyaretleri de  arttı. Allah kalan aile büyüklerime sağlık ve sıhhat  versin.  Yakın zamanda Maltepe Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyesi  ve bir dönem de dekanlığını üslenen  Prof. Dr. Can Solakoğlu hocamız, Bulgaristan’da geçirdiği motorsiklet kazası sonucu hayatını kaybetti. Prof. Dr. Can Solakoğlu hocamız; ananemim kalça kemiği ameliyatını yaparken 4 sene evvel bir Ramazan Bayramını hastanede geçiriyorduk. Zaten yaz başında annemde rahatsızlanmış ve annemle ilgilenmiş, çok şükür toparlanmıştı. Can hoca da ameliyatı yaparken  ananemle sohbet de etmişti. Prof. Dr.  Can Solakoğlu'ya Allah’tan rahmet, ailesine, sevenlerine, öğrencilerine de sabır dilerim.

Bu bayram zamanı Milli Tekvandocularımız Nur Tatar ve Zeliha Ağrıs aldıkları altın madalyalarla yüzümüzü güldürüldüler. Nur Tatar katıldığı iki olimpiyattan da madalyaya dönen birisi olarak övünç kaynağımız oldu. Onun hikayesini daha önce köşemizden paylaşmıştık. Zeliha Ağrıs ise , ilk kez katıldığı Dünya Tekvando Şampiyonası'nda şampiyon olarak ülkemize altın madalya kazandırdı. Ağrıs, tekvando kariyerinin yanı sıra Selçuk Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulunda eğitim hayatını sürdürüyor. Bu sene 2. sınıfa geçen Zeliha, genç yaşta keşfedilen ve Konya’daki Türkiye Olimpiyat Hazırlık Merkezinde tekvando eğitimi almış bir sporcu olan Ağrıs’ın hocası ise Türkiye Tekvando Milli Takımlar Teknik Direktörü Ali Şahin. Ali Şahin hocamız aynı zamanda Servet Tazegül,Nur Tatar gibi pek çok başarılı ismin gün yüzüne çıkmasında pay sahibi. 

Milli Tekvandocularımız Nur Tatar ve Zeliha Ağrıs’ı tebrik ediyor, başarılarının devamlarını diliyorum. 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam