Sömürge döneminden bu yana ayrı çizgilerde gelişen Sudan’ın güney ve kuzeyi din, kültür, etnik köken açısından da farklı yapılardadır. Kuzeyliler ağırlıklı olarak Arap ve Müslümanken, güneyde Afrika kabileleri ve animizm inancını benimseyenler daha yoğun.
Bölünme referandumu, bölgede 20 yıl süren iç savaşı sona erdirmek üzere 2005’te imzalanan barış antlaşmasının şartları arasındaydı.
Güney Sudan’da Ocak 2011’de yapılan referandumda halkın yüzde 98,83'ünün bağımsızlık yönünde oy kullandığı açıklandı. Cumhurbaşkanı Ömer el Beşir ise, bir kararnameyle referandumun sonuçlarını kabul ettiğini duyurmuştu.
Kasım 2017. Sudan Ulaştırma Bakanı Makkawi Awad, Başkent Hartum’da Katar Maliye Bakanı Ali Şerif el Emadi ile biraraya gelmiş ve iki ülke arasındaki ekonomik durumun gözden geçirildiğini belirtmişti.
Yapılan resmi açıklamada Sudan’ın, artan ticari ilişkiler nedeniyle Kızıldeniz’in en büyük limanını inşa etmek için hazırlandığını, bu adımın Dubai Port şirketinin bir uzantısı olmayacağını ve Sudan’ın ekonomik kalkınması için ortak liman projesinde anlaşmaya varıldığına yer verilmiştir.
Bakan El Emadi ise ülkesinin yol, köprü ve baraj yapımı gibi ülkeyi geliştirmesi hedeflenen projelere katkı sağlamaya devam edeceğini, Sudan’a yapılan yatırımların yaklaşık olarak 4 milyar dolar olduğunu söylemiştir.
Kasım 2018. Güney ve Kuzey Sudan yönetimleri, sınır kapılarının açılması ve iki ülke arasında tampon bölge kurulması için ortak çalışma ve askeri tatbikatlar yapılması konusunda anlaşmaya vardı.
Ağustos 2020
Güney Sudan’ın Tonj vilayetinde askerler ile siviller arasında yaşanan şiddet olaylarında 34’ü asker, 84’ü sivil olmak üzere 118 kişi hayatını kaybetmiştir.
Gelişmeler bugünkü zemini hazırladı
Sudan bölündükten sonra Güney Sudan’da olaylar durulmadı. Kuzey ve güney arasında ticari ilişkiler gelişmedi. Güney Sudan’ın denize açılımı ve bir limana ulaşması Kuzey Sudan vasıtasıyla olmakta; ancak bunda sorunlar yaşanmaktaydı.
Bu durum ise, Sudan’da genel bir güvenlik sorununa neden olmaktaydı. Sudan Devlet Başkanı Ömer Beşir, 2017 yılında ABD’yi ülkelerin iç işlerine karışmakla suçlayarak “Suriye’de bu nedenle bir felaket yaşandı. Sudan'ın da iki devlet olarak bölünmesi ABD yüzündendir. Bu nedenle ABD'nin saldırgan eylemlerinden korunmaya ihtiyacımız var” şeklinde bir açıklama yaparak bazı konularda Rusya ile işbirliği yapmak istediklerini belirtmiştir...
Konuyla ilgili olarak Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Soçi’de bir araya gelen Beşir, Rusya ile birçok konuda aynı bakışa sahip olmaktan memnuniyet duyduklarını söyledikten sonra Sudan ordusunu yeniden donatmak için kapsamlı bir program başlattıklarını ve Rusya’dan da destek alacaklarını belirtmiştir.
Rusya’nın emelleri gerçekleşiyor
Kızıldeniz etrafında şekillenen politik gelişmeler ve ABD’nin bölgede kesin hâkimiyet kurma isteği, Sudanlı yöneticiler tarafından sık sık dile getirilmiş ve kınanmıştır. Sudan’ın Kızıldeniz’deki liman ve üsleri tehdit altındadır.
Suriye'de yaşanan felâket, tehdidin pek de uzak olmadığını göstermiştir. Sudan’ın da iki devlet olarak bölünmesinde ABD parmağı vardır. Tüm bunlar Sudan’ın savunması için tehdit ve hassas yan oluşturmuştur.
Sudan’daki yönetim değişikliği ve devam eden huzursuzluk, Suudi Arabistan’ın Kızıldeniz ile ilgili askerî ve ekonomik megaprojeleri, Somali’deki istikrarsızlık, Rusya’nın Mısır’la ittifak arayışı, BAE’nin bölge ülkelerinden askerî üs kapmaya çalışması, Japonya ve Fransa’nın Kızıldeniz’e artan ilgileri ve aktif olma çabaları karşısında bir aktör ilgisiz kalamazdı. Bu aktör Rusya’dır.
Sahnenin perde arkasında bekleyen Rusya rolü gereği perdenin önüne çıkmıştır. Rusya Devlet Başkanı Putin’in, 2017 yılından beri Kızıldeniz kıyısında bir askeri üs kurmak istemesi hayal olmaktan çıkıp gerçek olmaya başlamıştır. Sudan ile yakınlaşmaya başlamanın arkasında stratejik menfaatler elde etme düşüncesi yatmaktadır. Rusya, ilk etapta enerji, tarım ve askeri teknik alanlar olmak üzere iş birliğini arttırmaya yönelmiştir.
Rusya, Sudan’ın Kızıldeniz kıyısında bir üs elde etmeyi başarmıştır. Dört Rus harp gemisi (nükleer silahlı olabiliyor), çeşitli silah ve mühimmat, dokunulmazlığı olan 300 Rus askeri bu üste konuşlandırılmıştır. Artık bölgenin hassasiyeti daha da artmış, yeni sorunlara gebe hale gelmiştir. Bütün bunların ötesinde ise, Rusya sıcak denizlere inme hayallerini tek tek gerçekleştirmiştir.