SON DAKİKA
reklam
reklam

Sudan ve etrafındaki gelişmeler

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 1 Aralık 2020, Salı - 01:20   Okunma Sayısı:

 

Rusya sıcak denizlere indi

   Kızıldeniz etrafında yeni politik gelişmeler şekilleniyor. ABD’nin bölgede kesin hâkimiyet kurma isteği, Sudanlı yöneticiler tarafından sık sık dile getirilmiş ve kınanmıştır. Sudan’ın Kızıldeniz’deki liman ve üsleri tehdit altındadır.

   Suriye’de yaşanan felâket, tehdidin pek de uzak olmadığını göstermiştir. Sudan’ın da iki devlet olarak bölünmesinde ABD parmağı vardır. Tüm bunlar Sudan’ın savunması için tehdit ve hassas yan oluşturmuştur.

   Sudan’daki yönetim değişikliği ve devam eden huzursuzluk, Suudi Arabistan’ın Kızıldeniz ile ilgili askerî ve ekonomik megaprojeleri, Somali’deki istikrarsızlık, Rusya’nın Mısır’la ittifak arayışı, BAE’nin bölge ülkelerinden askerî üs kapmaya çalışması, Japonya ve Fransa’nın Kızıldeniz’e artan ilgileri ve aktif olma çabaları karşısında bir aktör ilgisiz kalamazdı. Bu aktör Rusya’dır.

 

Rusya sahneye çıkıyor

   Sahnenin perde arkasında bekleyen Rusya rolü gereği perdenin önüne çıkmıştır. Rusya Devlet Başkanı Putin’in, 2017 yılından beri Kızıldeniz kıyısında bir askeri üs kurmak istemesi hayal olmaktan çıkıp gerçek olmaya başlamıştır. Sudan ile yakınlaşmaya başlamanın arkasında stratejik menfaatler elde etme düşüncesi yatmaktadır. Rusya, ilk etapta enerji, tarım ve askeri teknik alanlar olmak üzere iş birliğini arttırmaya yönelmiştir.

   Rusya, Sudan’ın Kızıldeniz kıyısında bir üs elde etmeyi başarmıştır. Dört Rus harp gemisi (nükleer silahlı olabiliyor), çeşitli silah ve mühimmat, dokunulmazlığı olan 300 Rus askeri bu üste konuşlandırılmıştır. Artık bölgenin hassasiyeti daha da artmış, yeni sorunlara gebe hale gelmiştir. Bütün bunların ötesinde ise, Rusya sıcak denizlere inme hayallerini tek tek gerçekleştirmiştir.

 

Rusya rahat edebilecek mi?

   1990’larda siyasi birleşmesini tamamlayan Almanya, ekonomik yönden güçlendikçe uluslararası arenada daha etkin bir rol oynamaya başlamış, Afrika’nın jeopolitik öneminin artması Almanya’nın da kıtaya olan ilgisini yoğunlaştırmıştır.

   Almanya’nın Afganistan’daki uluslararası barış gücüne katılması, Ortadoğu’daki gelişmelerde “Ben de varım” demesi ve Afrika Boynuzu (Afrika’nın doğusunda Etiyopya, Somali, Eritre ve Cibuti’yi içine alan ve Arap Yarımadası’nı çevreleyen bölge) krizlerine aşamalı olarak müdahale etmesi bu ilginin tezahürüdür.

   2000’li yıllarda Almanya’nın Afrika’ya yönelik politikasındaki temel dönüşüm noktasını 11 Eylül 2001 terör olayları oluşturmuştur. Bu durumu fırsat bilerek durumdan kendisine vazife çıkaran Almanya’nın eski hastalığı debreşmiş ve Afrika Boynuzu’ndan yer kapmak fikri aklına gelmiştir.

 

Almanya daha önceden bölgeye yerleşti

   Cibuti ile askerî bir anlaşma imzalayarak Cibuti limanlarını ve havaalanlarını kullanma imkânını elde etmiş, 1.200 civarında bir deniz gücünü Cibuti sahillerinde konuşlandırmayı başarmıştır. Almanya bu çıkışıyla Akdeniz’i Hint Okyanusu’na bağlayan stratejik bir mevkiin gözetim görevini üstlenmiştir.

   Almanya, 2004’ten bu yana BM’ye bağlı barışı koruma güçlerine verdiği destek aracılığıyla Liberya, Fildişi Sahilleri, Fas, Kongo Demokratik Cumhuriyeti, Sudan, Çad, Orta Afrika Cumhuriyeti ve Somali dâhil olmak üzere birçok ülkede varlık göstermeye başlamıştır. Almanya, Afrika’ya yönelik politikasını AB’nin Afrika politikalarına dayandırarak onunla uyumlu hâle getirmiştir. “2005 Yılı Avrupa Ortak Kalkınma Vizyonu” ve “2007 Yılı Avrupa-Afrika Stratejisi” bu duruma örnek olarak gösterilebilir.

   Küresel ekonomideki durgunluk, Batı dünyasının Afrika’daki etkisini zayıflatmış olsa da Alman Hükümeti, AB bünyesinde kıta ülkelerine yapmış olduğu kalkınma yardımlarına ek olarak Bölgesel Ekonomik Toplulukların altyapı programlarına finansal destek sağlamak suretiyle Güney Afrika Cumhuriyeti, Etiyopya ve Kenya’ya önemli yatırımlara da soyunmaktadır.

 

Düşünceler

Cibuti, Cumhuriyeti 27 Haziran 1977 günü Fransa’dan bağımsızlığını ilan etti. Bugün hâlâ "Fransız Somalilandı" olarak adlandırılmaktadır. 23.300 km2 yüzölçümüne sahiptir. Özgürlüğünü ilan ettiğinden beri de Fransa’nın dünyadaki en büyük askeri üssü (yaklaşık 3000 asker) bu ülkede bulunuyordu.

Kızıldeniz’de bütün dünyanın gelişmiş 7-8 ülkesinin gözetleme, dinleme ve güç bulundurma şeklinde bir etkinliği vardır. Bu kervana 1990’lardan itibaren Almanya da katılmış, bölgede gizli de olsa hâkimiyet kurmaya çalışmalarında başarılı olmuştur.

Rusya Sudan’da güçlü bir üs kurmakla Kızıldeniz’de hâkimiyet elde etmiştir. Almanya ise 1990’lı yıllardan beri bu bölgede konuşlanmış ve daha büyük avantaj diyebileceğimiz Cibuti’ye yerleşerek Kızıldeniz’e giriş ve çıkışları kontrol altında tutmayı sağlamıştır.

Bakalım buradaki hâkimiyet kimin elinde olacak?

 

 

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam