Sonuç
Osmanlı Devleti, Trablusgarp Harbi sırasında İtalyanlara karşı askeri yönden mücadele verirken diğer büyük devletler tarafından her yönden yalnız bırakılmıştı. Askeri ve ekonomik bakımdan neredeyse tamamen dışa bağımlı olan Osmanlı Devleti, İtalya’ya karşı hem ekonomik baskı oluşturmak hem de halkın hissiyatını ayakta tutabilmek için gayri resmi de sivil teşekkülleri vasıtasıyla İtalya’dan gelen mallara veya Osmanlı topraklarında iş yapan İtalyan tüccarların mallarına boykot uygulayarak ticaretlerini engellemeye çalışmıştır.
Bu Osmanlı toplumunda o yıllarda sıkça görülen bir tepki tarzı haline gelmiştir. Örneğin; benzer bir tepki, Avusturya'nın Bosna-Hersek’i ilhakı üzerine gündeme gelmiş ve Avusturya’dan ithal edilen feslere boykot uygulanmıştır.
Bu boykotlar, Osmanlı’nın içine düştüğü siyasi ve ekonomik zaafın göstergesidir. İğneden ipliğe her şeyi dışarıdan alan ve bütün tüketim malzemelerinde dışa bağımlı olan Osmanlı, askeri ve siyasi yönden uğradığı başarısızlıkları kapatmak için toplumun milli hislerini kullanarak boykotlar yapmış, kibrit kutusundan medet umar hale gelmiştir.
1998 Kasım ayında
Türk iş dünyasının en büyük örgütü Türkiye genelinde bir milyon üyesi bulunan TOBB’un Başkanı Fuat Miras, İtalya Odalar Birliği’ne bir uyarı mektubu göndermişti. Mektupta Öcalan’ın iade edilmemesinin Türk iş dünyasında ve kamuoyunda yaratacağı tepki konusunda İtalyan iş adamlarını uyardıklarını, İtalya’nın tavrında bir değişiklik olmazsa, Türkiye genelinde Türk halkına İtalyan mallarının boykot edilmesi çağrısını yapacaklarını belirtmişti.
- İtalya’ya karşı boykot: Ticaret Odası Başkanı Mehmet Yıldırım da Roma, Milano,
Torino başta olmak üzere tüm İtalyan Ticaret Odalarına bir uyarı mektubu göndermiş, İtalya’nın Türkiye’ye karşı hasmane bir tutum sergilediğini ve Apo’nun teslim edilmeyişini ve Kürt Parlamentosu’nun toplanmasına izin verdiğini hatırlatmış ve Türk halkının rencide edildiğini belirtmiştir.
Sonuç ne oldu? Duvarlara boykot yazıları yazıldı. Sonra siyasilerimiz oturdu, düşündü: Biz İtalyanlarla hangi ortaklıkların içindeyiz, boykot uygulasak İtalyanlar ne kadar zarar görür biz ne kadar zarar görürüz, derdine düştüler. Türklerin, yaklaşık üç ay süren “İtalyan mallarına boykot” kampanyası, İtalya’ya 1,2 milyar dolar zarara ettirdi. Sonra unutulup gitti…
- Fransa’ya karşı boykot: Kasım 2011’de Fransa'nın, "sözde Ermeni soykırımını kabul
etmemeyi suç sayan" yasa tasarısına tepkiler başlatıldı. Bu kez sondan başa icraat tercih edilerek Fransa ile olan ticari ilişkiler ön plana alındı. Türkiye’nin Fransa'dan yaklaşık 8,5 milyar dolarlık ithalat gerçekleştirdiği, ihracatının ise 6 milyar dolar civarında olduğu ortaya çıktı. Türkiye’deki Fransız şirketleri boykot kâbusu ile karşı karşıya kaldı. Sivil örgütler, teklifin kabul edilmesi durumunda boykot çağrılarının sosyal ağlarla yayılabileceği uyarısında bulundu.
Zamanın Ekonomi Bakanı, vatandaşların milli duygularla tavır alacağını kaydederek, tasarının kabul edilmesinin Fransa'ya büyük zarar vereceğini vurgulamış ve “Bizim Fransız firmalarına karşı bir şey yapmamız söz konusu değil. Türkiye’de yatırım yapmış olan Fransız kardeşlerimiz baş tacımızdır. Bunu vatandaşa anlatmakta zorluk çekebiliriz. Vatandaş, milli duygularla Fransız mallarına karşı farklı tavır içine girebiliyor" demiştir.
Sonuç; Fransa ile ilişkiler kısa bir süre sonra eski rayına oturtulmuştur.
- İsrail’e karşı boykot: 2018 Mayıs’ında Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi, ABD
Başkanı Trump’ın Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıması kararına karşı bir kampanya başlatarak, Türk üniversitelerine ve akademisyenlere, İsrail’deki üniversite ve akademisyenlere karşı akademik boykot çağrısı yapmıştır.
Açıklamada, "ABD Başkanı Trump’ın kararının, uluslararası hukuka aykırı olmasının yanında, BM Güvenlik Konseyi kararları ile de doğrudan çelişmektedir.” denilmiştir.
Sonuç ne olmuştur? Türkiye’nin bu tavrı dünyada yankı bulmadığı gibi İsrail ile olan ticaret devam ettirilmiştir.
- Ermenistan’a karşı boykot: Ermenistan’ın başkenti Erivan’da Türk bayrağı yakılmasına
tepki gösteren bir grup Iğdır’da Ermenistan bayrağı yerine ‘yanlışlıkla’ Kolombiya bayrağı yakmıştı. Diyarbakır Lice’de Türk bayrağının indirilmesini protesto etmek için toplanan HEPAR Erzurum İl Başkanlığı’nca PKK bayrağı yerine Kamerun bayrağı yakılmıştı.
Daha boykot isteğimiz olmuştur. Örneğin; Uygur Türklerine yaptığı baskılar nedeniyle Çin mallarına da boykot uygulamak istemişizdir.
- Bir NATO toplantısında 1915 Tehciri’ni soykırım olarak dile getiren Fransız
parlamenter ve Türk Dışişleri Bakanı arasında bir sürtüşme yaşanmış ve sonrasında iki Fransız parlamenter salonu terk etmişlerdir.
- Son olarak yine Fransa ile aramızda pürüz çıkmış ve Fransız mallarına boykot isteği
bizzat Cumhurbaşkanı tarafından dile getirilmiştir. Getirilmiştir de ne olmuştur? Yine bir hiç…
Bu şekildeki boykot ve protesto davranışları sonuç getirmemektedir. Batılılar her zaman “Dediğim dedik çaldığım düdük” atasözünden sapma yapmadan yollarına devam etmek isterler. Falanca ülkeye uygulanacak boykot kararı bizi her defasında düşünmeye itiyor: Bizim zararımız ne olacak karşı tarafın zararı ne olacak diye… Ya gözümüzü karartıp bu yola girelim, ya da boykot lâfını ağzımıza almayalım.