Çok kıymetli okurlarım, dönem dönem okurlarımızın ve çok değerli akademisyenlerin analiz ve mektuplarını sizlerle paylaşıyoruz. Bu yazıl ve analizlere gösterilen ilgi ve alakanızdan ötürü siz kıymetli okurlarıma teşekkürlerimizi iletiyoruz. Bugün sizlere; Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı ( SETA Vakfı) -Ekonomi Araştırmaları Asistanı ve Akademisyen Deniz İstikbal hocamızın “Kore yarımadasında entegrasyon ve Kuzey Kore’nin geleceği” başlıklı bir analizini paylaşacağız.
20.yüzyılda kanlı bir savaş yaşayan Kore yarımadasının 21.yüzyıldaki geleceği hem dünyamızın hem de Asya kıtasının geleceğinin şekillenmesinde çok önemli. Kuzey ve Güney Kore nasıl ve ne şekilde birleşebilecek? Kuzey Kore’nin geleceği nasıl şekillenecek? Kuzey Kore’nin lideri Kim Jong Un’un iktidara gelmesinin ardından daha fazla öne çıkan yeniden birleşme çabaları nasıl sonuçlanacak? Birleşik Kore Cumhuriyeti’nin kurulmasının iki taraf için avantaj veya dezavantajları neler olabilir? Güney-Kuzey ilişkilerinde uluslararası oyuncular oluşan dengeleri ve ilişkileri ne şekilde etkiliyor? Çok kıymetli akademisyen Deniz İstikbal hocamızın analizini okuduğunuzda tüm bu ve benzeri soruların yanıtlarını çok daha kolay biçimde bulabileceğinize eminiz. Deniz İstikbal hocamıza kıymetli analizi için çok teşekkür ediyorum. İyi okumalar diliyorum.
Kore yarımadasında entegrasyon ve Kuzey Kore’nin geleceği
Özellikle tarihsel bir kimlik kazanmış milletler için bu dönüm noktaları toplumsal hafızada kritik bir yere sahiptir. Kore yarımadasının günümüzde tecrübe ettiği gerilimli ilişkilerde bu tarihsel kırılma noktaları arasında bulunmaktadır. 19. yüzyılda başlayan bölgesel çatışmalardan derinden etkilenen Kore yarımadası 1945’de bağımsızlığına kavuşsa da ardından kanlı ve yıpratıcı bir iç savaşa maruz kalmıştır. İç savaşın bitimi Kore’ye barış getirmezken aksine yeni çatışmaların ana gündem maddesi olmuştur.
ABD ve Sovyetler Birliği arasındaki gerilimli ilişkilere bağlı olarak 1953’den sonra durgunlaşan Kore yarımadası ancak 1960’lardan sonra kısmi istikrara kavuşabilmiştir. Tek bir halkın aynı sınırları paylaşan iki ayrı devlete bölünmesinin getirdiği tarihsel travma bugün de devam etmektedir. Ailelerin parçalanması ile sonuçlanan Kore Savaşının getirmiş olduğu birçok problem ve ayrışma yarımadanın nükleer çatışma anılmasına neden olurken, küresel güçler çözümsüzlüğün bir parçası konumundadır. 1990’lı yıllara kadar ABD ve Sovyetler Birliğinin bir rekabet alanı olan Kore, günümüzde Çin ve ABD’nin karşı karşıya kaldığı bir problem sahasıdır.
Karmaşık, tarihsel kökenlere sahip, müzakereye dayanan ve diplomatik çözüm odaklı bir sürece ihtiyacı olan Kore yarımadasının yeniden birleşme için karşı karşıya kaldığı sorunların çözümü kolay değildir. Ancak Kuzey Kore’nin mevcut konumu göz önüne alındığında gelecekte yeni bir müzakere masasının kurulması ihtimal dâhilindedir. 1970’li yıllarda Çin ve ABD arasındaki yumuşama yeniden birleşme için müzakerelerin başlamasını sağlasa da Kuzey ve Güney mevcut diplomatik altyapıyı kullanarak çözüme ulaşabilecek potansiyelden uzaktır. Ayrıca birleşme için yürütülecek diplomasinin yıpratıcı bir sürece işaret ettiği de göz önünde bulundurulmalıdır. Kuzey Kore’nin içinde bulunduğu ekonomik durumun sürdürülebilirlikten uzak olması, Güney’in siyasi, ekonomik ve diplomatik alanda daha fazla öne çıkmasına neden olmuştur. Gelişmiş imalat sanayi, yetişmiş insan kaynağı ve küresel markaları ile dünya ülkeleri arasında güçlü bir konumda bulunan Güney Kore, korona virüs sürecini de diğer aktörlere göre daha başarılı bir şekilde atlatmıştır. Kamunun organizasyon kapasitesinin krizlere karşı hızlı bir, şekilde aksiyon almasının getirdiği avantajlar ile hareket eden Güney Kore oluşturduğu küresel imaj ile Kuzey’in hareket sahasını daraltabilmektedir. Özellikle ABD ve Çin gibi devletlerin Kovid-19 nedeniyle iç meselelere odaklandığı bir süreçte, Kuzey ve Güney arasındaki ilişkiler yeniden gündeme gelmiştir. Ancak Kuzey askeri güç ile müzakere sürecini etkileyebilmektedir. Kuzey Kore’nin lideri Kim Jong Un’un iktidara gelmesinin ardından daha fazla öne çıkan yeniden birleşme çabaları, Çin’in artan küresel etkisine bağlı olarak gelişim göstermektedir. Özellikle Çin’e karşı süren Kovid-19 eleştirileri, Hindistan ile süren sınır çatışmaları ve ABD’nin ticari engellemelerinin getirdiği problemler, Kore yarımadasındaki ikili ilişkilerin gerginleşmesine ve sıcak çatışma ihtimalinin artmasına neden olan etmenlerdir.