SON DAKİKA
reklam
reklam

Büyük Yergici (Heccav) (Neyzen Tevfik, 24 Mart 1879-28 Ocak 1953)

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 8 Aralık 2020, Salı - 10:21   Okunma Sayısı:

Kırlangıcın düz hat istikametinde uçmayıp daima iniş ve çıkışlar yapmasının nedeninin sormuşlar kırlangıca:

 

   ---Neden böyle uçarsın?

   ---Ben belânın gâh altından gâh üstünden kaçarım.

Neyzen bu anlatımı yatıktan sonra, “Bilmem ki biz de belki öyle yapmışızdır” der. Neyzen’in şiirlerinde her zaman haşmet, güzellik ve lezzet bulmak mümkündür.

***                             ***                           ***

Dalına basan birisini hiç affetmez, mutlaka hicveder. Tutucu ve bağnaz bir tanıdığı Neyzen Tevfik’e sorar;

 

   ---Anahtarı sende olsaydı beni cennete alır mıydın?

   ---Cennetin değil de cehennemin anahtarı bende olsaydı senin için daha iyi olurdu. O zaman belki dışarı çıkarabilirdim seni…

***                             ***                           ***

Vurguncunun birinden söz edilmiş. Konuşan kişi;

   ---Kim ne derse desin, adamda deste deste para var. Nereye gitse herkes yana çekiliyor ve ona yol açıyor, der. Neyzen Tevfik dayanamaz ve söz karışır.

   ---Saygıdan değil, sürünüp pislenmekten çekindikleri için…

***                             ***                            ***

Yine içkiyi çok kaçırdığı günlerden bir gün gecenin karanlığında evini bulamaz. Mahalle bekçisine sorar:

   ---Neyzen Tevfik’in evi nerede? Bekçi şaşkınlaşmıştır ve sorar;

   ---Neyzen Tevfik siz değil misiniz beybaba?

   ---Ben sana Neyzen Tevfik’in kim olduğunu değil, evinin nerede olduğunu sordum.

***                             ***                           ***

Refik Ahmet Serengil, yetmişinci yaşdönümü nedeniyle yaptığı radyo konuşmasında geçerli yaşam biçimi açısından Neyzen’in durumunu şöyle değerlendirir: “… Yaşayış şeklindeki garabet ve değişiklik karşısında ürküntü ve ürperti duyulacak bir adam!”

1921 yılında;

 

Câh ü mevkii, karı, çok oldu gözümden düşeli

Bunların hiçliğini ben bilerek öğrendim

Şimdi de kalmadı nakdin nazarımda kadri

Kirli ellerde görünce paradan iğrendim.

 

Bu tarihten 20 yıl sonra;

 

Düşeli derd-i firakın ile sevdaya meye

Müptelâyım, deliyim; sinmişim esrar-ı neye

Feleğin kahbe başında paralansın parası

Ben güzel sevmeye geldim, değil ekmek yemeye

***                             ***                           ***

Neyzen Tevfik’in başkalarına bir şey söylemeyen, dolayısıyla da kişisel kalan tek hicviyesi var. İstanbul Valisi Lütfi Kırdar için yazdığı hicviyedir bu… Hüseyin Rıfat (Işıl)’ın yazıp da Neyzen Tevfik’e aitmiş gibi sunduğu “İstanbul’a vali olan her gelenin / Kimi dağdan kimi kırdan geldi” dizeleri yüzünden konservatuvardan aldığı aylık kesilir.

Neyzen bunun üzerine valiliğe gider; ancak valiyle görüşmesine izin verilmez. O da sigara paketine yazdığı şu iki dizeyi valiye gönderir.

 

“Allah senin hamurunu necasetle yoğurmuş / Anan seni s.ç…..ken yanlışlıkla doğurmuş.” Ardından şu hicviyeyi yazar:

 

Bağrıma bir tekme savurdu vali

Acısından avlu, dere, kır dar geldi

Koşacaktım doğru mahkemeye, fakat

Bu teşebbüs yüce milliyetime ar geldi.

 

Bir eşek cilvesini, sanma eşek davası

Zannedersem katıra devre-i idbar geldi

Tanrının lütfu sanırken olağan işlerini

Öksüz İstanbul’u kahretmeye barbar geldi.

 

Belediye dubarayla yemimi kesti benim

Neyleyim kancık katıra tavlada zar geldi

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam