SON DAKİKA
reklam
reklam

Girit Adası’ndan Türkiye’ye yönelen tehdit

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 9 Aralık 2020, Çarşamba - 01:16   Okunma Sayısı:

Genel bilgiler

Şu anda Yunanistan’a ait olduğu kabul edilen Girit Adası, Doğu Akde­niz’de bulunur. Yüzölçümü 8379 km2, uzunluğu 140 km. eni10-40 km. kadardır. Akdeniz’de büyüklük bakımından Sicilya, Sardunya, Kıbrıs ve Korsika Adalarından sonra beşinci, nüfus bakımından dördüncüdür. Nüfusu 600 bin dolaylarındadır. Başkenti Han­ya’dır.

Ada, dört vilayete ay­rılmış olup Kandiye ve Resmo limanları en önemli şehirleridir. Müslüman Türkler 1924 yılında adayı terk ederek Türkiye’ye gelmişlerdir. Halkın çoğunluğunu Rumlar oluşturmaktadır.

 

Antlaşmalarda Girit Adası

Milli Savunma Bakanlığı eski Genel Sekreteri, emekli Kurmay Albay Ümit Yalım’ın, zaman zaman yaptığı açıklamalarında Yunanistan’ın Girit Adası üzerinde tek başına ferdi mülkiyetinin olmadığı belirtilmektedir. Yalım, Ada’nın hukuki statüsünün,

  1. 30 Mayıs 1913 Londra Antlaşması: Londra Antlaşması’nın hiçbir yerinde Girit

Adası’nın Yunanistan’a terk edildiği, verildiği veya bağlandığı ifadesi yoktur. Yunanistan’a Girit Adası’nın dörtte biri verilmiştir. Ada’nın etrafındaki 14 küçük ada ile adacık ve kayalıklar Osmanlı Devleti’nin egemenliğinde kalmıştır.

  1. 10 Ağustos 1913 Bükreş Antlaşması,
  2. 14 Kasım 1913 Atina Antlaşması: Atina Antlaşması’nın da hiçbir yerinde, Girit

Adası’nın Yunanistan’a terk edildiği, verildiği veya bağlandığına ilişkin de bir ifade bulunmamaktadır.

  1. 24 Temmuz 1923 Lozan Antlaşması: Türkiye, Yunanistan ve İngiltere başta olmak

üzere toplam sekiz devlet tarafından, Girit Adası'nın sadece dörtte birinin Yunanistan'a ait olduğu teyit edilmiştir.

 

Açıklamalarda ayrıntılar

Açıklamalarına devam eden Yalım, Girit Adası’nın dörtte üçünün ise Türkiye’ye ait olduğunu öne sürmekte, Yunanistan’ın, Girit Adası’nın dörtte üçü ile halihazırda adanın etrafında işgal altında tuttuğu Gavdos, Dhia, Dionisades, Gaidhouronisi ve Koufonisi olmak üzere toplam 5 Türk adasını derhal boşaltarak Türkiye’ye teslim etmesini dile getirmektedir.

Bu durumda Girit Adası’nın Türk bölgesinde kalan Heraklion Hava Üssü dahil olmak üzere bütün askeri birliklerinin ve 1999 yılında adanın Türk bölgesine yerleştirdiği S-300 hava savunma füze bataryalarının da derhal tahliye edilmesi gerekir.

 

23-27 Kasım 2020: Girit’te S-300 füzeleri test edildi

Yunanistan, Doğu Akdeniz’de gerilimi tırmandırmaya devam ediyor. Yunan Silahlı Kuvvetleri, Girit Adası’nda konuşlandırılmış olan Rus yapımı S-300 hava ve füze savunma sisteminin test edildiğini, TOR-M1 ve OSA-AK Yönlü Füze (K/B) sertifika atışlarının yanı sıra HAWK, ASRAD ve MANPAD (STINGER) füzeleriyle de atışlar yapıldığını bildirmiştir.

23-27 Kasım arasında süren tatbikatta Rusya’ya ait S-300 hava ve füze savunma sistemlerinin izlenmesine Almanya, Hollanda ve ABD’den askeri personel katılmıştır. Burada daha da önemli olarak ortaya çıkan konu ise tatbikatta uçaksavar füzeleri, Yunan uçaksavar savunma sistemine entegre edilmiş Rus, Amerikan ve Alman yapımı orta ve kısa menzilli füze savunma sistemleri bir hafta boyunca denenmiştir.

 

Yorumlama

1915 yılında tecelli etmiş olan sözde “soykırım” olayını Ermenistan ısrarla uluslararası platformlarda ve en üst seviyelerde dile getirmekte ve her defasında haklılığını ispata çalışmaktadır. Birçok ülke de kendi parlamentosunda bunu kabul ederek Ermenistan’a destek vermektedir.

Türkiye’ye gelince: Bu kadar antlaşmaya rağmen neden haklılığını dile getiremiyor, anlamak mümkün değil… Ege Adaları, Doğu Akdeniz, FIR hattı (Uçuş Bilgi Bölgesi), Kıta sahanlığı gibi önemli sorunlar varken şimdiye kadar ne yapılmıştır. Mukabil tedbirler, yaptırımlar ne olmuştur? Uluslararası platformlarda, NATO’da, AB içinde nerelere müracaat edilmiş, ne gibi sonuçlar alınmıştır?

Girit’in Türkiye sahillerine uzaklığı 310 km, S-300 füzelerinin menzili 120-600 km arası olduğu düşünülürse, S-300 füzelerinin ülkemizin toprakları üzerinde tahripkâr bir etki yaratacağı muhakkaktır. Mavi Vatan sınırları belirlendikten sonra bu durum daha da önem kazanmıştır. Yeni tedbirlerin alınması kaçınılmaz olacaktır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam