Orta Doğu’nun küçük ama tehlikeli ülkesi İsrail, kendi varlığına tehdit olabileceğine inandığı hedefleri belirliyor ve gereğini yapıyor. Tek başına mı? Hayır. Zaman zaman AB ülkelerinden cılız da olsa itirazlar olmasına rağmen “büyük abi” destek vermektedir.
1981’de Irak lideri Saddam Hüseyin’in “kitle imha silahları” edinmesini önlemek amacıyla Irak’ta inşaatı süren bir reaktörü vurmakla işe başlamış, 5-6 Eylül 2007 günü Suriye’nin Deyrizor bölgesinde inşa edilen ve yılsonunda bitmesi planlanan tesisi yerle bir etmiştir.
Sırada İran vardır
Ocak 2010. İranlı nükleer fizikçi Profesör Mesut Ali Muhammedi, evinden ayrıldığı sırada bombalı bir saldırı sonucu öldürüldü. Kasım ayında kuantum fizikçisi Mecit Şehriyari bir saldırıda hayatını kaybetti ve Devrim Muhafızları’na bağlı İmam Hüseyin Üniversitesi fizik anabilim dalı başkanı Feridun Abbasi Devani de başka bir saldırıda yaralandı.
2010 yaz ayları
Natanz tesisinin büyük miktarda uranyum zenginleştirme santrifüjü, Stuxnet virüsüyle tahrip edildi. Bir başka olay, CIA’nın İran’ın uzay programında kullanmayı planladığı füze ve roketleri sabote edildi. Stuxnet adlı bilgisayar virüsü, İran’daki Buşehr nükleer santralinde tüm faaliyetlerin durmasına sebep oldu.
Virüs, İran’ın nükleer programıyla bağlantılı 30 bin bilgisayara bulaştı. İran yönetimi devlet sırlarını ülke dışına çıkarmaya programlanan ve nükleer santraldeki Siemens marka araçları kontrol altına alan bu virüs karşısında çaresiz kalarak santrali devre dışı bıraktı.
Temmuz 2011
Nükleer başlık üzerine araştırma yapan Daryuş Rızainejad suikasta uğradı. Kasım 2011’de İran’ın füze programına en yıkıcı darbe indirildi: İran’ın balistik füze programının kurucusu olan Tuğgeneral Hasan Tehrani Mukaddem’in de aralarında olduğu Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) uzman personeli, Müderris Karargâhı’nda meydana gelen büyük patlamada hayatlarını kaybetti. Bu suikast dizisinin son halkası olarak Natanz nükleer tesisinin yöneticisi Profesör Mustafa Ahmedi Ruşen Tahran’da düzenlenen bir bombalı saldırıda öldürüldü.
2 Temmuz 2020
Natanz’daki uranyum zenginleştirme tesisinde yer alan santrifüj üretim merkezinde bir patlama gerçekleşmişti. Nükleer yakıtın zenginleştirilmesinde kullanılan ileri düzey santrifüjlerle bağlantılı olduğu düşünülen Natanz tesisi ağır hasar aldı. Şahab-3 füzelerinin üretiminde payı olduğu düşünülen Hemmat tesisi de ciddi hasar aldı. Patlamanın “dikkate değer hasara yol açtığı” itiraf edilmiş olsa da bu hadiseye neyin sebep olduğu açıklanmadı.
3 Temmuz Cuma sabahı Tahran’ın çevre bölgelerinin yanı sıra Germdere ve Tahran eyaletindeki Kudüs şehrinde de bir dizi patlama gerçekleşti, patlamaların hedefinin balistik füze siloları olduğu öne sürüldü.
İranlı bir yetkili, olayın patlayıcı maddeler kullanılarak gerçekleştiğini doğruladı. Yetkili, Natanz tesisine bir füze veya insansız hava aracının isabet etmesinin yanı sıra, binaya bomba taşınmış olabileceği ihtimali üzerinde durulduğunu, patlayıcıların nasıl ve ne zaman içeriye sızdığı konusunun henüz bilinmediğini söyledi.
28.11.2020
İran’ın nükleer programının kilit isimlerinden ve aynı zamanda Savunma Bakanlığı Araştırma ve İnovasyon Kurumu Başkanlığını da yürüten Muhsin Fahrizade, 28.11.2020 günü Tahran’ın Abserd ilçesinde bir grup silahlı saldırgan tarafından aracına düzenlenen silahlı saldırı neticesinde hayatını kaybetti.
İran’ın zayıf tarafları
- İran, ABD ambargoları altında ezilmekte ve siyasi çekişmeler yaşamaktadır. Parasının
değeri son derece düşmüştür. Kovid-19 krizi, etkisini İran’da çok ağır şekilde göstermiştir. Bu olumsuzluklar içinde çırpınan İran, bırakın İsrail’le çatışmayı, kırılma noktalarının yaratacağı etkilere bile razı görünmektedir.
- İran’ın her aldığı darbenin ardından yetkililer;
- Ülkenin bir siber saldırının hedefi olduğu kanıtlanırsa karşılık vereceklerini,
- Olay neticesinde herhangi bir zayiat yaşanmadığını, ancak dikkate değer hasar
meydana geldiğini,
- Bazı patlamaların nedeninin henüz belirlenemediğini,
- Saldırının tesisin güvenliğiyle ilgili önemli bir sorunu ortaya çıkardığını,
- Açıklamaların "güvenlik gerekçesiyle uygun zamanda" yapılacağını,
söylemişlerdir. İranlı yetkililer, bu açıklamalar yetmiyormuş gibi hasar gören yapıların yerine daha büyük bir tesis inşa etmeyi planladıklarında da ısrar etmeyi tercih etmektedirler...
Sonuç
- İsrail gerçekleştirdiği veya bütünün bir kısmı olarak katıldığı faaliyetlerden sonra
olay yerinin fotoğraflarını çekip kamuoyuyla paylaşmakta ve kendi geleceği ve bekası için böylesi operasyonları her defasında yapacağını belirtmektedir.
İsrail, hedef ülkeye yönelik asimetrik savaş yöntemlerini uygulayarak tahribata, can, mal ve prestij kaybına neden olmaktadır.
İsrail’in, sabotaj ve siber saldırılarla adı konmamış bu düşük yoğunluklu savaşı, yıpratma ve yok etme şeklinde uzun vadeye yayacağı şeklinde değerlendirilebilir.