SON DAKİKA
reklam
reklam

Sirkeci Gar Müzesi

Köşe Yazarı: Başak ERTEKİN   Eklenme Tarihi: 14 Aralık 2020, Pazartesi - 02:34   Okunma Sayısı:

 

Sirkeci’deki Gar Müzesi’ni hiç gezdiniz mi? Burada çok ilginç vagonlar, demiryolu ölçüm aletleri, muhabere malzemeleri, daktilo, fener, ışıldak ve sağlık malzemeleri gibi çok enstrüman göreceksiniz.

Özellikle basit seviyede ameliyathaneye sahip bir vagon düşünebiliyor musunuz? Osmanlı kara ordusu yaya ve atlı birliklerden oluşuyordu. Sonradan raylı sistemler devreye girdi. Bu trenler cepheye önemli ölçülerde asker, mühimmat, erzak ve teçhizat-melbusat götürmüşlerdir. Cepheden geriye de yaralı, boş mevzuat (bidon, çuvallar içinde kovan) götürmüşlerdir. İşte bu geriye doğru gidişlerde yaralılara ameliyat hizmeti verecek vagon tahsis edilmiştir.

 

İngilizlerin Hindistan’ı işgali

Yıl 1912… İngilizler Hindistan’ı işgal ederler. Hindistan kralı Osmanlı’dan yardım ister. Yıllardır savaş içinde olan Osmanlı, bu yardımı karşılıksız bırakmamakla birlikte 350 kişilik bir askeri birliği gemiyle Hindistan’a gönderir. 350 kişilik birlikten 20 kadarı hastalıktan yolda şehit olur. Kalan 330 Osmanlı askeri Hindistan’a çıkar ve İngilizlerle savaşmaya başlar.40 askerimiz esir alınır.

 

Mühimmat açısından kısıtlı olan Osmanlı askerleri birkaç günlük mücadeleden sonra teknolojik donanıma sahip İngiliz askerleri karşısında yenik düşer, diğerleri de savaşta şehit olur. Savaş bittikten sonra esir düşmüş olan bu 40 Osmanlı askerini İngilizler gemilerde çalıştırmaya başlar. Esir Osmanlı askerlerinden ikisi, İngiliz gemisi Avustralya’ya geldiğinde bir yolunu bulup kaçarlar.

 

Bir süre sonra adı Karadeniz diyarından Menteşoğlu Abdullah olanı baba mesleği dondurmacılığa başlar. Karahisar diyarından Tarakçıoğlu Mehmet de baba mesleği olan kasaplığa başlar. Birinci Dünya Savaşı esnasında Avustralya’nın Çanakkale’ye asker çıkardığını duyan Menteşoğlu Abdullah ile Tarakçıoğlu Mehmet hemen buluşur ve bir durum değerlendirmesi yaparlar.

 

Durum değerlendirmesi

“Biz Osmanlı askeriyiz ve Avustralya’da yaşıyoruz. Avustralya, Osmanlı’ya savaş açmış ve bizim ülkemizi işgale gitmiş. Bundan dolayı biz de Avustralya devletine savaş açalım…” diye düşünürler ve alırlar kâğıdı kalemi yazarlar:

 

“Sayın Avustralya Başkanı Ekselans hazretleri,

Biz iki Osmanlı askeriyiz ve ülkenizde bulunuyoruz. Duyduk ki, devletiniz, Osmanlı’ya savaş açmış ve Çanakkale’ye asker göndermiş. Bundan dolayı iki Osmanlı askeri olarak bizler de Avustralya devletine savaş açmış bulunmaktayız. Bu bir Osmanlı savaş fermanıdır. Ekselanslarının bilgilerine sunulur.”

 

Operasyon

İki askerimiz Sidney’in 250 km uzağında Karlıdağlar denilen bölgede önce virajlarda tren raylarını sökerek üç treni devirirler. Üçüncü trende bulunan askeri mühimmat arasından kendilerini silahlandırırlar. Aynı bölgede sekiz karakol basarak karakollardaki askerlerin tamamını vururlar. Ne olduğunu bir türlü çözemeyen Avustralya devlet yetkililerinin aklına bu iki Osmanlı askerinin yazdığı mektup gelir.

Mektubun atıldığı bölgeye 250 kadar asker gönderilir. Bu askerler, iki Osmanlı askerini aramaya başlarlar. Birkaç gün sonra iki Osmanlı askerinin yeri tespit edilir. Aralarında sıcak çatışma yaşanır. İki askerimiz Karlıdağ’da şehit edilir.

 

Şehitlerimize son görev

Bu iki kahraman askerimizin mezarları şu anda Avustralya’da Sidney’e 250 km uzaklıkta Karlıdağlar mevkiindedir. Mezarlarında fotoğraf çekmek yasaktır. İki Osmanlı askeriyle savaştık demenin utancını yaşayan Avustralyalı yetkililer, mezar taşlarında bu askerlerimize “Hindistan asıllı” demektedirler. Oysa onlar da çok iyi bilmektedirler ki, Hindistan’da ne Karahisar diyarı, ne de Karadeniz diyarı diye bir bölge vardır.

Ruhları şâd olsun!

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam