Yunan Ulusal Güvenlik Danışmanı
Aleksandros Diakopulos, Yunanistan Ulusal Güvenlik Danışmandır. Türkiye konusunda verdiği demeçte, “Türk üsleriyle de desteklenen Mavi Vatan projesiyle Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de hâkimiyet kurmaya çalıştığını belirtmiştir.
Bu projenin başarılı olması halinde Libya’daki üsler sayesinde Kuzey Afrika’da, Somali’deki üsler sayesinde Kızıldeniz’i kontrol edebilme imkânına kavuştu. Türkiye’nin donanma ve savunma sanayisini süratle ve geniş çapta geliştirdiğini, Pasifik bölgesinde de etkisini arttırdığını dile getiren Diakopulos, son altı yılda Afrika kıtasında 26 büyükelçilik açtığını, Malezya ve Pakistan gibi ülkelerle savunma ve ekonomik işbirliği anlaşmaları yaptığını da ifade etmiştir.
Merkel’e mektup
Ulusal Güvenlik Danışmanı bir tespitte bulunmuş, fakat gerek Yunan gerekse Kıbrıs Rum Yönetimi bu endişelerin de etkisinde kalarak feryadını AB’nin patronuna duyurma yolunu seçmiştir.
Yunanistan ve Kıbrıs Rum yönetimi, Merkel’e mektup yazarak, “Türkiye ile savaştan söz etmeye” başlamıştır. Twitter’den gönderilen mektupta;
*Alman denizaltılarının ve askeri malzemelerin Türkiye’ye satışının durdurulması,
*Mevcut Alman silahlarının da kullanılmasının önüne geçilmesi, istenmiştir.
Alman Şansölye’nin işi zor… Fransa, Yunanistan, Kıbrıs Rum Yönetimi yaramaz çocuklar olarak baş ağrıtıyor.
NATO’dan hatırlatma
AB Liderler Zirvesinde Türkiye hakkında yapılacak görüşmelerle ilgili olumlu yaklaşımda bulunan NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, “Türkiye’nin NATO’nun ve Batı ailesinin parçası olduğu gerçeğini fark etmemiz lazım” demiştir.
Stoltenberg, Portekiz Başbakanı Antonio Costa ile görüşmesi sonrası Türkiye konusunda, “Yaptırımların AB’nin bir NATO ülkesiyle sorunlarını ele almada doğru bir yol olduğunu düşünüyor musunuz? Yaptırımlar AB ile NATO arasındaki iş birliğini daha karmaşık hale getirebilir mi?" sorusuyla karşılaşmıştır.
Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki durumunu "zor bir durum” şeklinde cevapladıktan sonra müttefiklerin endişelerini dile getirdiklerini aktaran Stoltenberg, konunun geçen haftaki NATO Dışişleri Bakanları toplantısında da konuşulduğunu hatırlatmıştır.
Stoltenberg, farklılıkları ele alırken olumlu yaklaşım ve yollara bakılması gerektiğini, Türkiye ile Yunanistan arasında ayrıştırma usulleri mekanizmasını kurduklarını, amaçlarının Doğu Akdeniz’de artan askeri mevcudiyetin yaratacağı istenmeyen olay ve kazaları önlemek olduğunu belirtmiştir.
İyi yöndeki gelişmeleri değerlendirme
Türkiye ile Yunanistan’ın bazı tatbikatları iptal etmelerinin bu mekanizmayı güçlendirmeye ve genişletmeye yardımcı olduğunu ifade eden Stoltenberg, NATO’da yapılan teknik görüşmelerin, iki ülke arasındaki esas meselelerin ele alınabileceği siyasi görüşmelerin önünü açması bakımından umut verici olduğunu söylemiştir.
Açıklamalarında Irak ve Suriye ile sınırı bulunan Türkiye’nin önemli bir NATO müttefiki olduğunu vurgulayan Stoltenberg, terör örgütü DEAŞ ile mücadelede Türkiye’nin önemli bir rol oynadığını belirtmiştir. Avrupa’yı en çok rahatsız eden mülteciler sorununa da değinen Stoltenberg, Türkiye’nin binlerce Suriyeliye ev sahipliği yapan ve terör saldırılarından en çok etkilenen ülke olduğunu vurgulamış ve, “Farklılıklar ve anlaşmazlıklar var ve bunları ele almalıyız, ama aynı zamanda Türkiye’nin NATO’nun ve Batı ailesinin bir parçası olduğu gerçeğini fark etmemiz lazım” diyerek açıklamasını tamamlamıştır.
Yorumlama
Yukarıdaki demeçlere baktığımız zaman AB’nin Türkiye karşıtı kararlarıyla Stoltenberg’nin görüşleri arasında paralellik olduğu kanaatine varamıyoruz. AB, kendi iç sorunlarıyla çalkalanırken üyelerin farklı tutum ve davranışlarının dışa yansımalarına tanık oluyoruz.
NATO, ABD ve AB ittifakını temsil ettiğine göre Stoltenberg’in görüşleri, NATO’nun abisi ABD’nin de izlerini taşımakta ve daha itidalli görünmektedir. Zaten zorluk da buradadır. Kıbrıs Rum Yönetimi’nin bir oldubittiyle NATO’ya dahil edilmesi rahatsızlığın sebebidir.
Sorunun zamana yayılarak, Yunanistan ve Kıbrıs’ın oyalamaya tabi tutularak çözülmesi ihtimal dahilindedir. Belki Türkiye’nin küçük tavizler vermesi de beklenecektir.