SON DAKİKA
reklam
reklam

Vicdan muhasebesi

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 22 Aralık 2020, Salı - 10:05   Okunma Sayısı:

 

Bazı tavırlar değişmez

Aşırı sağ, Avrupa’da korkulardan beslenir. Uzmanlar, merkez sağ ve merkez sol partilerin halkın bu korkularını azaltacak  politikalar belirlememesi halinde Avrupa’da İslamofobinin artacağı uyarısında  bulunmuşlardır. Gündemde en çok korku son olayların sahnelendiği Fransa’da yaşanmaktadır.

 

**                           **                             **

Fransız aşırı sağı Rusya ile dirsek temasında

Fransa'da aşırı sağ FN’nin Rusya ile ilişkileri kuruluşundan beri  sürekli gelişmiştir. FN’nin kurucusu Jean-Marie Le Pen’in, 1991 yılında ilk kez gittiği  Moskova’da milliyetçi Vladimir Jirinovski’yle yakın ilişkiler kurmuş olması, sonrasında  ise düzenli olarak gerçekleştirdiği Rusya ziyaretlerinde ülkenin önde gelen  siyasetçileri tarafından ağırlanması dikkatlerden kaçmamıştır.

Rusya ile FN arasındaki ilişkiler, Jean-Marie Le Pen döneminde gizli  kalsa da kızı Marine Le Pen’in partinin başına geçmesiyle resmiyet kazanmaya  başlamıştı. 2011'de partinin başına geçen Marine Le Pen, “Avrupa'nın yaşadığı krizden ötürü Amerika’ya sırtını dönüp  Rusya’ya yönelmesi gerektiğini” kaydetmişti.

Kremlin, Rusya’nın Fransa Büyükelçisi Aleksandr Orlov’un tavsiyesine  uyarak 2012’de FN’in eski üst düzey kadrolarıyla Fransızca olarak Rusya propagandası  yapan “Pro-Russia.tv” adlı siteyi kurdurmuş hatta para yardımı da yaparak desteklemişti.

Basındaki haberlerden derlenerek oluşturulmuş bu açıklamalar ele alındığında Rusya’nın dünyanın hiçbir yerinde boş durmadığı görülmektedir. Sadece bununla kalsa iyi… Dış ülkelere silah ve mühimmat satışı, terör örgütlerine açıktan destek vermek, taciz ve tehditlerde bulunmak, propaganda yapmak gibi davranışlar da 17’nci yüzyıldan itibaren Rusya’nın vaz geçemediği davranışlardır.

 

**                           **                             **

İran’a neden S-300 füzeleri veriyor?

Lübnan, Filistin ve Suriye’deki tedhiş örgütlerinin ayakta kalmasına destek veren İran, bir yandan da bu ülkelere silah yardımı yapmaktadır. Hatta son olarak IŞİD’e karşı mücadele adı altında Suriye’ye birlik de göndermiştir.

Hayata geçirmek istediği nükleer programı nedeniyle Batı’yı karşısında görünce yanında saf tutan Rusya’yı bir dost olarak kabul etmiştir.

 

**                           **                             **

Teröre çanak tutanlar

İnançlı bir insan doğruyu söylemek için himmet arpalığından uzaklaşmış olmayı mı bekler, FETÖ’cülere karşı yapılan operasyonlar nedeniyle korkudan yalan söylemeyi mi tercih eder?

Ne hikmetse ekranlarda konuşanların hepsi de 15 Temmuz Darbe Girişimi sonrasında doğruyu görebilmiş, imana gelmiş kişiler. Çoğunun fikri yapısını hatta Atatürk karşıtı olduklarını biliyoruz.

Oysa doğruyu görebilmek için 15 Temmuz’u beklemeye, Atatürk sevgisine veya karşıtlığına gerek yoktu ki? Yasalara saygılı olmak, dinin gereklerini yaşamak ve halkını sevmek yeterliydi. İslamiyet’i yozlaştırmaya, Batının nazarında bizi iki paralık etmeye ve Türkiye’yi “üçüncü dünya ülkesi” konumuna düşürüp saygınlığına halel getirmeye ne gerek vardı?

Şimdi ekranlarda saatlerce konuşarak insanları nasıl suçladıklarını, ne tuzaklar kurduklarını anlatanlar artık ekranlarda pek gözükmüyor. Bir kısmı adaletin pençesine düştü. FETÖ’den ayrıldıkları tarihten sonra Balyoz ve Ergenekon davalarında tuzaklamalar hiç mi aklına gelmedi bu kişilerin? Neden bu davalar için “düzmecedir” demediler?

 

Bölücübaşı ve yedekleri

Büyük asker ve büyük devlet adamı Apo (!) suskun. Herhalde doğup büyüdüğü, ekmeğini yediği ve yetiştiği bu toprakların insanına nasıl bir ihanet içinde bulunmuş olduğunu görüyor ve nedamet duyguları içinde çırpınıp duruyordur.

Kandil camiasının elitleri veya bölücübaşının yedekleri durgunluk içindedirler. Belki özeleştiri, belki de işin muhasebesini yapıyorlardır. Kuvvetlerini şehir muharebesine sokmakla akıllı bir iş yapmadıklarını tartışıyorlardır.

PKK kadrolarının biraz olsun inzivaya çekilmelerini tavsiye ediyorum. Hayatlarını yitiren Kürt gençlerinin vebalini nasıl ödeyeceğinizi düşünün! Sonuç ortada yüzlere varan gencecik çocukları terör batağına ittiniz… Askerimizin karşısına çıksa ölecek, çıkmasa zaten sizin vicdansızlar öldürecek...

Bu arada çatışma bölgelerindeki valilere, kaymakamlara da aynı soruyu şehitlerimiz adına bir kez daha yöneltiyorum. “Hükümet emri böyleydi” diyerek işin içinden sıyrıldınız. Askerlerimize katı ve kötü davrandınız. Bayrak çektirmediniz, milli değerlerimizin törpülenmesine çanak tuttunuz. Kesin kanıtlarla desteklenmiş teklif ve raporlarla üst makamları aydınlatmaya ve operasyon yapılmasına yöneltmeyi teklif etmediniz? Bu kadar gencecik pırıl pırıl vatan evlâdı askerimiz şehit düştü. Siz şimdi vicdan azabı çekiyor musunuz?

Ben, bu tür yazıları çok üzüldüğüm için yazıyorum. Türkiye’nin içine düştüğü duruma üzülüyorum, üzülmeyenleri rahatsız edecek kadar. Aklıma geldikçe de yazacağım, vicdanı geniş olanların kahrolasıca vicdanlarını delecek kadar…

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam