SON DAKİKA
reklam
reklam

Yine de ittifakın üyesiyiz

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 23 Aralık 2020, Çarşamba - 11:24   Okunma Sayısı:

Tamı tamına bir asır acılarla yaşamak… Güneydoğu sınırlarımız mâkus talihini yenemedi ve kanserli (!) bir yapıya sahip oldu. Bugün sınırlarımızın dışında gelişen bu hastalığa neşter vuranlar yine aynı cerrahlardır.

 

   Siyasetini yeni baştan yapılandıran Türkiye, evrensel platformlarda özgül ağırlığını tekrar kazanmak istiyor. Kırılan prestijini onarmak ve harp gücünü göstermek isteyen TSK, Suriye-Irak arazisinde yapacağı harekâta onay veren tezkerenin ardından, Doğu Akdeniz’de hak, alâka ve menfaatlerini takip etmekten geri kalmayacağını belirterek Batı’nın dikkatini çekmeye devam ediyor.

 

   Bugüne kadar NATO ve BM bünyesindeki “Barış Gücü” operasyonlarına aktif olarak katılan Türkiye, şimdi bu ittifaklardan kendisine de destek olunmasını istiyor.

 

Batı’nın desteği (!)

   Ortadoğu ülkeleri, Türkiye’nin eski dönemlerini ihya etme sevdasından kaygı duyuyor. Batı’nın Türkiye’ye bakışına gelince: Resmi ağızlar, söylemek istediklerini gizleseler de Batı basınında, Türkiye hakkında olumlu haberlere pek de rastlanmıyor.

 

   Batı, genel anlamda kendisinin belirlediği stratejiye göre planlama yapılmasına bakarken Türkiye’nin ekonomisiyle ilgili karar, tedbir ve yaptırım arayışlarına yer veriyor. NATO ülkelerinden bazıları, pandemide Türkiye’nin doğru bilgiler vermediğini ve ülkede basın özgürlüğünün olmadığını haykırıyorlar.

 

Müttefiklere rağmen müttefiklerle

   Çözüm sürecinde olunsa bile, FETÖ ve PKK’nın yurt içinde kendisine yandaş unsurları istismar, tahrik ve teşvik ederek harekete geçirebileceği kaygısını taşıyan Türkiye, başlangıçta BM’nin siyasi ve diplomatik dahlini ve bölgeye daha fazla ilgi göstermesini istemişti. IŞİD’in ilerleyişinin geniş alan ve kaynakları kapsaması üzerine ABD ve Türkiye, görüşmelerini arttırdılar ve sonunda “kuvvet kullanılması” görüşünü benimsediler.

 

   Halen sığınmacıların çokluğundan dolayı bazı sıkıntılar yaşayan Türkiye, dalgalar halinde yaşayabileceği sığınmacı sıkıntısının etkilerini azaltmak amacıyla ağırlıklı ve çok boyutlu bir ev ödevi hazırlamıştır.

 

   Sınırdan gelecek büyük göç dalgalarını Türkiye’ye sokmadan Suriye topraklarında oluşturulacak “güvenli hat”ta karşılamak ve 1-1,5 ayda oluşturulacak güvenlikli bölgede barındırmak bu çalışmanın ilk evresini oluşturuyordu. Türkiye, ödevini bitirse de “her planın yapıldığı anda geçerli olduğunun ve seri yedek planlar yapılması gerektiği”nin bilinciyle Batı’dan gelecek talepleri beklemişti…

 

   Silahlı Kuvvetlerimiz kendisine verilecek her tülü görevi yapabilecek kabiliyette olsa da Türkiye, “müttefiklerine rağmen müttefikler”le çalışmayı göz ardı etmeyi herhalde düşünmeyecektir.

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam