SON DAKİKA
reklam
reklam

AB ve ABD Yaptırımları

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 25 Aralık 2020, Cuma - 09:30   Okunma Sayısı:

AB ve ABD Yaptırımları

AB ve Fransa

AB liderler toplantısından sonra Fransa Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsü IRIS Başkan Yardımcısı Didier Billion, “Yaptırım konusunda, AB kendi içinde bölündü ve Macron’un sert yaptırım çizgisi üyelerin bir kısmı tarafından kabul görmedi. Görünen o ki, Merkel'in savunduğu çizgi kabul gördü…

Türkiye'ye çözüm için somut öneriler götürülmeli. AB kendi açısından somut bölgesel çözüm önerileriyle Türkiye’ye gitmelidir. Gelinen nokta Erdoğan'ın da sorumluluğunu alması için önemli bir fırsat olabilir…” demiştir.

Demecinin başka bir bölümünde ise Billion, “Sanırım şimdi Macron AB’yi ön planda tutmayı, AB’nin gerisinde kalmayı tercih edecek; çünkü inisiyatif alırsa, kendisine karşı konuşma riski var…” demektedir.

Dolayısıyla Macron, AB’den Türkiye hakkında istediği sonucu çıkarttıramamıştır. Şimdi nasıl bir tavır alacak? Liderler zirvesinin ardından Macron, “Bundan bir kaç ay önce yalnızdık. Şimdi oy birliği ile yaptırım kararı aldık” diye böbürlenerek olayı Fransa’nın başarısıymış gibi yansıtmaya kalkmıştır.

 

Mart zirvesi bekleniyor

AB liderleri, mart ayındaki zirveyi bekliyorlar; çünkü AB, Yunanistan’ın talep ettiği “silah ambargosu, ekonomik-sektörel yaptırımlar ve Türkiye-AB ilişkilerinin yeniden biçimlendirilmesi” kararını almıyor. Bu kararların daha net şekilde ortaya konulabilmesi için mart ayına kadar bir düzelme sürecini beklemeyi uygun görüyorlar.

Macron’un Türkiye’ye “sektörel ekonomik yaptırımlar" uygulanması isteğine karşı Merkel, hem NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’in AB liderlerine söylediği, “Türkiye'nin NATO'nun önemli bir müttefiki ve Batı ailesinin bir parçası olduğunu unutmayın” mesajına kulak vermeyi hem de konuyu ABD’nin yeni yönetiminin de katılacağı NATO’nun şubat ayındaki zirvesine taşımayı uygun görmektedir.

Burada belirleyici faktörün ABD’nin seçilmiş başkanı Joe Biden’ın Türkiye politikası ve Mart ayına kadar Türkiye'nin atacağı adımlar olacağını söyleyebiliriz.

 

ABD cephesine gelince

ABD Dışişleri Bakanlığı Uluslararası Güvenlik ve Silahlanmayı Önleme Müsteşar Yardımcısı Christopher Ford, Türk Savunma Sanayii Başkanlığına (SSB) yönelik yaptırımların, başkanlığa "ABD’nin ürün ve teknolojileri için ihracat lisansı ve yetkilerinin verilmesinin yasaklandığını" kaydetmiştir. Bunlar arasında,

 

*ABD mali kuruluşlarından 12 aylık vadede SSB’ye 10 milyon dolardan fazla kredi tedarik edilmesinin yasaklandığını, 

*İhracat İthalat Bankasının (Exim Bank) SSB’ye kredi desteğinin kesildiğini 

*Uluslararası mali kuruluşların da kredi vermesinin engelleneceğini ifade etti.  

 

ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ise, Rusya’dan S-400 sistemlerinin alımı nedeniyle Türkiye’ye karşı alınan yaptırım kararına ilişkin yazılı açıklamasında,

 

*Yaptırımlar, SSB’ye tüm ABD ihracat lisansı ve yetkisinin yasaklanmasını,

*SSB Başkanı ve diğer SSB çalışanlarının mal varlıklarına el konulmasını 

*Bu kişilerin vize kısıtlamasına dahil edileceği, ifadesini kullanmıştır. 

Pompeo’nun korkuları arasında, Türkiye’nin S-400 almakla ABD ordusunun teknolojisini ve personelini tehlikeye attığını, Rusya’nın savunma sektörüne ek fon sağlayacağını ve Rusya’nın Türk Silahlı Kuvvetleri ve savunma sanayine erişim sağlayacağı yatmaktadır.

Bu kaygılarla Türkiye’nin F-35 programından çıkarıldığına işaret eden Pompeo, CAATSA yaptırımlarını uygulama konusunda da kararlı olduklarını belirtmiştir. 

 

Yaptırımlar sadece Türkiye’yi mi etkiler?

Türkiye NATO’nun ikinci büyük ordusuna sahip bir ülkedir. Bölgesinin de lider ülkesidir. Bu nedenle İran ve Irak ile ticari, Azerbaycan ile ticari ve askeri, Suriye, Libya, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile bölgesel ve NATO içi askeri ilişkileri vardır.

Bu ilişkilerin ticari ve askeri olanlarında belki biraz durulma veya gerileme olabilecektir. İran üzerinden Türkiye’nin Orta Asya ülkeleriyle yapacağı ticaretin de etkilenmesi mümkündür. Dolayısıyla birbirleriyle ticaret ortağı olan komşulardan birine yapılan müdahale diğer ülke ekonomilerini de doğrudan etkilemektedir.

Türkiye, bu konuda seri tedbirler alacak ve bu yaptırımın sancılarını en az zayiatla giderebilecek imkân ve kabiliyettedir.

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam