Değerli hocamız Yaşar Geler’ e teşekkür ediyorum. Çünkü, koronavirüs salgınıyla geçen ve salgının her şeyimizi etkilediği 2020 ile ilgili bir değerlendirme yazısı yazsam, samimi olarak belirtmek isterim ki, aşağı yukarı aynı şeyleri yazacak ve ardından da sinema dünyasının salgından nasıl etkilendiğini ifade edecektim. Sinemayla ilgili değerlendirme yazımı, yakın bir zamana bırakma ve hocamızın yazısını şimdi paylaşma kararı aldım.
2021’le ilgili beklentim gerçekten ama gerçekten “Sağlıklı” bir yıl olması. Kıymetli okurlarım, salgın günlerinde bizlerin sağlığı için çalışan, koronavirüs salgınında çok sayıda arkadaşını yitiren, bir çoğu da salgına yakalanan çok kıymetli sağlık çalışanları olmak üzere, salgın günlerinde hayatın devamını sağlayan hayati sektörlerdeki emekçilere, salgın günlerinde sevdiğiniz dizi ve filmleri koronavirüse yakalanma pahasına sizlerle buluşturarak özverili çalışan dizi-sinema sektörünün oyuncusundan, set ekibine A’dan Z’ye tüm kıymetli emektarlarına , yine salgın günlerinde özveriyle çalışan, sizin –bizim- hepimizin “Sesi” olan çok değerli basın mensubu meslektaşlarım ile gazetemizin kıymetli çalışanlarıyla, son olarak da gazetemizin sizlere buluşması için her zaman uğraşan kıymeti patronumuz AYŞE SERPİL YILDIZ ile YILDIZ ailesinin ve kendi ailemin-ERDOĞDU ailesinin yeni yılarını en içten dileklerimle kutluyorum.
Koronavirüs salgınında, yine en başta doktorlarımız ve sağlık çalışanlarımız olmak üzere yaşamını yitirenleri ise saygı ve rahmetle anıyor, ailelerine de en derin taziyelerimi iletiyorum. Çok değerli okurlarımızı da, dışarıya çıkarken maske takma, sosyal mesafeyi koruma ve abartıya kaçılmaması koşuluyla da temizliğe özen konusunda bir kere daha uyarıyorum.
***************************************************************************
“Ama ne yıldı?
Müthiş(!) bir yıl geçirdik.
Rahmetli Murat Çobanoğlu’nun dediği gibi:
“ Bir hışmınan geldi geçti, peh peh
Hışmı dağı deldi geçti, peh peh “…
Vallahi ağa, paşa dinlemedi, deldi geçti.
Sağı, solu dinlemedi, yıktı geçti…
Ama din, dil, sağ, sol, ırk, mezhep, büyük, küçük dinlemedi herkesi eşitledi, birleştirdi, hala da geçip gitmedi ama yılı bitirdi.
Yani tüm dünyanın seferberlik ilan ettiği bir yıl oldu gerçekten.
Hiçbir dönemde bu kadar dünya insanlarının ya da toplumlarının el ele vereceklerini hayal bile edemezdik.
Öyle bir yıl oldu ki, ne kapitalizm kaldı, ne sosyalizm ,ne inanlar ne inanmayanlar, ne Türk ne Kürt ,ne Alevi ne Sûnni!
Her şey ama her şey hatta her kavram ters düz oldu.
Küskünleri birleştirdi, kavgacıları uzaklaştırdı. Kötülükleri körükledi, iyilikleri yok saydı.
Tüm dünyayı kapalı bazen de açık cezaevine dönüştürdü.
Savaşları durdurdu, hırsızları engelledi.
Yoksulları iyice yoksullaştırdı.
Zenginleri karun-laştırdı.
Vay anasını ya arkadaş bu nasıl bir yıl geçti böyle. Görülmemiş şeyleri yaşadık.
Hastalık çıktı, ölüm korkusu geldi. İnsanlar biri birilerine dokunur olmaktan çekinir oldular.
Ana, baba ve evlatlar yan yana gelemez oldular. Hasret dağları aştı. Gönlümüz sevdiklerimizden uzaklaştı.
Öyle bir yıldı ki dünyamız şaştı.
Parası olan da olmayan da aynı kefene büründü, aynı muameleyi gördü, aynı kabre girdi.
Herkes gölgesinden korkar oldu. Korona beni takip mi ediyor dedi.
Ne sevincimiz sevinç oldu ne hüznümüz hüzün oldu. Yani kısacası ne olduğumuzu bile unutur olduk.
Şimdi yaklaşıyor yeni yıl. Daha eski yıldan kurtulamadık ki yeni yılın sevincine hazırlanalım. Hani yılbaşılar vardı. İnsanlar mutlu olurlardı. Yeni bir yaş alıp olgunlaşmanın mutluluğunu yaşarlardı. Nerde o günler? Hepsi hayal oldu.
Çocuklarımız vardı. Yeni yaş alacakları için bir yaş daha büyüyüp gençliğe olgunluğa adım atacaklarına sevinirlerdi. Nerde o çocuklar? Kapı aralıklarından ya da cam kenarlarından baka kaldılar yaşama.
Öğrencilerimiz vardı. Okullarını, sınıflarını, eşyalarını evlerini süslerlerdi. Nerde o öğrenciler? Odalarından çıkamaz oldular. Hepsi birer ekran bağımlısı olarak yaşama tutunmaya eğitimin kırıntılarından yararlanmaya çalışır oldular.
Cenazeler olurdu. Cenazelere katılmayan insanlar ayıplanırlardı. Kalabalık cemaatle kalkmayan cenazeler sıkıntılı olurdu. Şimdi nerde o cenazeler? Katılanların ayıplandığı hale geldiler. Kendi başlarına mezarlara kondular.
Düğünlerimiz vardı. İnsansız düğün mü olur? Benim eşim, dostum, arkadaşı, akrabam olmadan düğün mü olur? Düğünler için geniş salonlar aranırdı. Nerde o düğünler? Neredeyse insanlar evlenmekten ya da birlikten olmaktan çekinir oldular. Düğünlere katılanlar ayıplanır hatta cezalanır oldular.
İşimiz vardı. İnsanlar karınlarını doyuruyor oldukları için mutluydular. Nerede o işlerimiz? Bir çoğumuz işsiz, ekmeksiz kaldık. İnsanlar intihar etmeye başladılar. Yani bunlara o kadar çok cümle eklenebilir ki… Bırakalım orada kalsın.
Sonuç olarak ne dünü düşünür ne de yarını kurgulayabilir olduk. “Bindik bir alamete, gidiyoruz kıyamete.” Allah sonumuzu hayır eyleye!
Yani diyeceğim o ki, bu yıl gitsin bir daha gelmesin. Varsın biz yeni yılı coşkuyla, sevgiyle, umutla kutlamayalım. Ama yeni yılın bir kutlama aracı olmadığını da bilelim.
Yeni yıl demek, takvim demek.
Yeni yıl demek, zaman demek.
Yeni yıl demek, umut demek.
Yeni yıl demek, gelecek demek.
Yeni yıl demek, kimine zulüm, kimine sevgi demek.
Şimdi ben diyorum ki geçtiğimiz bu yılın adı KORONA KORKU YILI 2020 olsun. Bari adı geçmişte kalsın da yakamızdan düşmüş olsun.
Mutlu yıllar tüm insanlığın olsun.”