SON DAKİKA
reklam
reklam

Sınırlı bağımsız Almanya

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 2 Ocak 2021, Cumartesi - 10:50   Okunma Sayısı:

 

  1. Dünya Savaşı sonrası ve NATO

17 Mart 1948 Brüksel Antlaşması-Belçika, Birleşik Krallık, Fransa, Hollanda ve Lüksemburg tarafından Krallık, Fransa, Hollanda ve Lüksemburg tarafından Sovyet tehdidine karşı imzalanan ortak savunma antlaşması.

Sovyetler Birliği'nin gerçekleştirdiği Berlin Ablukası, Eylül 1948'de Batı Avrupa Birliğinin Savunma Organizasyonunun kurulmasına yol açtı. 1948 yılında Çekoslovakya askerî darbesi sonunda Birleşik Krallık, benzer durumun bir başka ülke üzerinde uygulanmaması için Avrupa’da askeri strateji geliştirmek olduğunu belirtmiştir.

Aynı yıl içinde Avrupalı liderler, ABD Dışişleri Bakanı George C. Marshall’ın talimatıyla yeni bir askerî ittifak için görüşmeler yaptılar. 4 Nisan 1949’da Kuzey Atlantik Antlaşması imzalandı. İmzalayanlar arasında Brüksel Antlaşması’na taraf olan beş devlet ile ABD, Danimarka, İtalya, İzlanda, Kanada, Norveç ve Portekiz yer almıştır.

NATO’nun ilk Genel Sekreteri Lord Ismay, 1949’da bir açıklama yapmış ve örgütün amacının “Rusları dışarıda, Amerikalıları içeride ve Almanları aşağıda tutmak” olduğunu belirtmiştir.

 

Almanya’nın ABD karşısında durumu

Almanya’nın bağımsızlığı konusunda çeşitli çevreler farklı görüşler ortaya koymaktadır ve hâlâ kaygıları vardır. II. Dünya Savaşı’ndan sonra Federal Almanya, ABD’nin nüfuzuna girmiş, 1952 tarihinde yaptığı antlaşma ile Sovyetler Birliği’ne karşı konuşlandırılmıştır. Federal Almanya, 6 Mayıs 1955’te NATO’ya üye olmuştur.

Almanya, 1990 yılındaki İki + Dört Antlaşması (Doğu ve Batı Almanya, ABD, Rusya, İngiltere ve Fransa) doğrultusunda 1991 yılında Doğu Almanya ile birleşmiştir.

Bu yılda Almanya’daki NATO Birlikleri Statüsüne Dair Ek Sözleşme kapsamına alınmıştır. Müttefik güçlerle 1993’te yapılan yeni pazarlıklar sonucunda, ABD’nin küresel rolü gözetilecek biçimde yeniden bağımsızlığı sınırlandıran hükümler, Almanya’daki NATO Birlikleri Statüsüne Dair Ek Sözleşme kapsamına alınmıştır.

Sözleşmede, Federal Almanya’da konuşlu yabancı birliklerin yasal statülerini ve onların kendi güvenlikleri için gerekli önlemleri belirleme yetkisini konu edinmiştir. İletişim ağlarına ve adli kovuşturma sistemlerine müdahale de bu önlemlere dahildir.

Almanya, ABD’nin gizli baskı ve şantaj yapmak için nüfuz etme olanaklarına da sahip olduğunu göz ardı etmediği gibi, Alman hükümetleri ABD’nin Alman siyasetini ve kamuoyu oluşturan medya üzerindeki müdahalelerini de hep hissetmiştir. Yani buna teorik olarak bağımsız, pratikte ise sınırlı bağımsızlık diyebiliriz.

 

ABD’nin Almanya’yı nasıl gördüğü

Soğuk Savaş sonrası Almanya, Avrupa’da büyük bir ekonomik güç ve Avrupa Birliği’nin odağı konumuna gelmiştir. ABD’li yetkililerin bir bölümü Almanya’yı Rusya’dan fazla rakip görmektedir.

Almanya’nın büyüyen ekonomik gücü ve Avrupa’nın Almanya etrafında birleşmesi gelecekte ABD için zorluk yaratabilir. Brexit’e bu düşünceyle yaklaşanlar olduğu da bir gerçektir. Berlin-Paris eksenine karşı, Brexit’i uygulamış bir İngiltere ile Washington-Londra eksenli Kuzey Atlantik bölgesinde yeni bir dengenin doğru olacağına inanmıştır. ABD Başkanı Trump’ın zaman zaman yaptığı konuşmalarda Almanya’ya göndermeler yapması bunun belirgin kanıtıdır.

 

Türkiye’nin bağımsız hareket etmek istemesi

Temelinde Ege Adaları, Kıta sahanlığı, FIR Hattı sorunları yatan Türkiye-Yunanistan anlaşmazlığı, Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin doğalgaz aramasıyla iyice gün yüzüne çıkmıştır. Yunanistan ve Kıbrıs Rum Yönetimi, Türkiye’yi dizginlenmesi gereken bir tehdit olarak görmeye başlamış ve sorunları abartarak AB’ye aktarmaktadır. Yunanistan’a bu konuda en büyük desteği AB’nin kurucu üyelerinden Fransa vermiştir. Almanya, AB’nin lider ülkesi ve söz sahibidir. AB’nin durumuna gelince,

 

  1. AB, Türkiye’nin biraz bağımsız hareket etmesinden rahatsızdır.

2.AB içinde çatlak vardır. Bazı üyeler Türkiye’ye baskı yapılmasını isterken bazı kesimler itidalli davranılmasını ve kendi kararının esas olduğunu söylemektedir.

  1. BİDEN Başkanlığının nasıl başlayıp nasıl gelişeceği şimdiden kestirilemediğinden Almanya, BİDEN yönetiminin alacağı tavra göre belirlemek istemektedir. Nedeni yukarıda belirtilmiştir.

 

ABD’nin tavrında diğer faktörler

Yeni yönetim, Pentagon’un da yönlendirmesiyle Türkiye’nin dikkatini çekmek isteyecektir. Bu nedenle PKK’yı kullanacaktır. PKK’ya verilecek görevler arasında ana madde ondan ABD çıkarlarına hizmet etmesini istemek olacaktır. İlave olarak,

*Suriye kuzeyindeki enerji hatlarına zarar verdirmek,

*Halkı PKK örgütü militanlarıyla kışkırtmak,

*Patlayıcılar kullanılmasını teşvik etmek,

*Bütün terör örgütlerini biraraya getirip masaya oturtarak suni devlet yaratmak çabaları gösterilebilir.

 

Türkiye, ABD’nin yeni yönetiminin alacağı kararlar ve AB’nin –özellikle Almanya’nın- buna bağlı gelişecek anlayışı arasında bir süreç yaşayacaktır. ABD’den bağımsız hareket edemeyecek olan bir Almanya ile AB içinde bazı ülkelerin de kendi aralarında zorlu süreç yaşamaları söz konusudur. Bu nedenlerle AB’nin Türkiye’yi tamamen karşısına almak gibi bir lüksü olamaz.

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam