Fatih, Hocası Akşemseddin’e sormuş:
---İnsan açlığa ne kadar dayanabilir? Akşemseddin cevap verir.
---Ölünceye kadar.
*** *** ***
İncili Çavuş, Osmanlı elçisi olarak Fransa Kralı’na gönderildiğinde elbiselerinin bazı yerlerinde yama varmış. Kral bunları görünce dayanamamış ve
---Bana senden başka gönderecek adam bulamadılar mı?
---Osmanlılar adama göre adam gönderirler. Beni de sana göndermelerinin hikmeti bu olsa gerek…
*** *** ***
Tarihimizde “Kafkas Kartalı” diye geçen İmam Şamil, binlerce Rus askerini birkaç arkadaşıyla yıllarca uğraştırmıştır. Üstad Şeyh Celâleddin Efendi’nin dizi dibinde “Tarık-ı Nakşibendiyye’nin âb-ı hayat pınarından kana kana içmek suretiyle maneviyatın zirvesine ulaşırken sol eliyle kullandığı kılıcıyla tek başına ordulara göğüs germek gibi bu dünyanın en büyük zevklerine de tatmaktan geri durmamıştır.
Az bir kuvvetle uzun yıllar sürdürdüğü mücadelesini esaretinden sonra da devam ettirmiştir. Ruslara esir düştüğünde Çar bir yemek tertipler. Yemek esnasında da,
---Kumandan, bu iştahla beni de yiyeceğinizden korkuyorum, deyince,
---Çar Hazretleri kaygılanmayınız. Ben elhamdülillah Müslümanım ve domuz eti yemem, haramdır, şeklinde cevap verir.
*** *** ***
Keçecizade Fuat Paşa (İstanbul 1815-Nice 1869)
19’uncu yüzyıl başlarında Osmanlı devlet adamı ve şair olan Keçecizade İzzet Molla’nın (İstanbul 1785-Sivas 1829) oğludur. Osmanlı sadrazamlarından olan Fuat Paşa, 1835 yılında Tıbbiye’yi bitirmiştir.
Fuat Paşa, Sultan Abdülaziz devrinin ünlü simalarının başında gelir. Bu dönemde 22 Kasım 1861-5 Ocak 1863 ve 1 Haziran 1863-4 Haziran 1866 tarihleri arasında iki kez sadrazamlık (4 yıl 1 ay 17 gün) yapmış, beş kez de hariciye nazırlığı görevini yürütmüştür. Keçecizade’nin Rusya’da bulunduğu sıralarda Rus çarı, kendisine takılır.
---Paşa, şu Girit’i satsanız!
---Hay hay, satalım ekselans!
---Kaça satarsınız?
---Aldığımız fiyata…
Girit’in yirmi seneyi aşkın bir zamanda ve binlerce şehitle alındığını bilen Çar sararır.