Diyojen, MÖ 412 (veya MÖ 404) yılında dönemin Yunan kolonisi olan Karadeniz’in Sinop ilinde doğmuştur. Çocukluk yılları Sinop’ta geçmiş, sonra Atina’ya gitmiş ve orada ölmüştür. Türkiye’de de Diyojen’in anısını yaşatmak için 2006 yılında Sinop’un girişine heykeli dikilmiştir. Yaklaşık altı metrelik mermer Diyojen heykeli, elinde fener ve yanında köpeğiyle birlikte tasvir edilmiştir.
İnsan için iki disiplin kabul ediyordu: 1. Ruh disiplini, 2. Beden disiplini.
Ona göre beden disiplini jimnastikle elde edilebilirdi. Ruh ise ancak erdem ile gelişebilirdi. Erdemin ne olduğunu araştırmış, onun doğaya uygun yaşamak olduğunu bulmuştur. Yani bir insanin erdemli olabilmesi için doğaya uygun yaşaması gerekmektedir. Bu ise olabildiğince arzu ve ihtiyaçları azaltmak, hatta kaldırmaktan ibarettir.
Bu nedenle refah, nezaket, güzel sanatlar ve bilim cezalanmaları gereken fazlalıklardır; zenginlik, asalet, onur iğrenilecek şeylerdir. Din ve kanunlar politikanın icatlarıdır. Evlenme, mülkiyet kaldırılması gereken fazlalıklardır. Zira doğa hükümetinde her şey ortaklaşadır. Servet, kadınlar, çocuklar, hepsi de öyleliktir.
Diyojen’den Sözler
**Gök âleminden söz eden bir adama: "Gökten ne zaman geldin?" diye sorarak ancak görülebilen ve mevcut şeylerden söz edilebileceğini, bunun dışında hiçbir hakikatten bahsedilemeyeceğini kanıtlamak istemiştir.
**Kendisinin vaktiyle kalpazanlıkla uğraştığını hatırlatanlara: "Evet, bir zamanlar sizlere benzemem lazım gelmişti. Fakat şimdi, siz benim olduğum hale asla gelemezsiniz." diye cevap vermiştir.
**Atina'da bir okula girdiği zaman, orada öğrencilerden başka birçok da heykel görmüş, öğretmene dönerek: "Tanrıları da sayarsak epey öğrenciniz var." demiş.
**Fakirliğine dokundurmak isteyen birine: "Zengin olunursa istenildiği zaman, fakirlikte ise güç yettiği zaman." yanıtını verir
**Kendisini iyi döşenmiş bir eve götüren bir adam "Bir daha yerlere tükürmemesini" tembihlemeye kalkınca Diyojen derhal adamın yüzüne tükürmüş ve "Buradan daha kirli bir yer bulamadım." yanıtını vermiştir.
**Diyojen’e, "Hayvanlardan en şiddetli ısıran hangisidir?" diye sormuşlar. "Vahşi hayvanlardan, insanın gıyabından konuşanlar; ehli hayvanlardan ise, dalkavuklar" diye cevap vermiş.
Nejat Muallimoğlu’nun “Düşünen İnsana Hazine” adlı kitabından Diyojen'e ait sözler:
**Diyojen'e, "Dünyada en fena hal nedir?" diye sormuşlar. "Hem ihtiyar hem fakir olmaktır," demiş.
**Birisi, "Adam ne vakit evlenmeli?" diye sormuş. "Genç ise, henüz evlenme zamanı gelmemiştir. İhtiyar ise, vakti geçmiştir" demiş.
**Bir gün sokakta oturmuş ekmek yerken gelip geçenler başına toplanmış ve kendisine "köpek" demişler. Diyojen, "Köpek sizsiniz ki, ekmek yemekte olan bir adamın etrafını alıyorsunuz" demiş.
**Bir acemi, diktiği nişana doğru ok atmak üzere hazırlanıyordu. Diyojen koşarak gitmiş ve nişanın önüne oturmuş. "Ne yapıyorsun?" diye sormuşlar. “Beni vurur, diye korktum" cevabını vermiş.
**Yakışıklı bir genç, bir takım çirkin sözler söyleyince Diyojen, "Fildişi kından kurşun kılıç çekmeye utanmıyor musun?" demiş.
**Büyük İskender Diyojen’i birbiri üstüne yığılmış insan kemikleri içinden bir şey ararken görünce ne yaptığını sormuş.
Diyojen, "Babanızın kemiklerini arıyorum, ama hangisinin kölelere, hangisinin babanıza ait olduğunu kestiremiyorum.” demiş.
**Yunanistan'ın hangi tarafında akıllı adamlar gördüğünü sormuşlar. "Isparta’da pek çok çocuk gördüm, fakat hiçbir yerde adam görmedim." demiş.
**Birisi, ona astronomiden bahsedince, "Gökyüzünden ne zaman döndünüz?" diye sormuş.
** Çalgıcıların uzun uzadıya saza düzen vermelerinden hiç hoşlanmazmış. "Bir kere akıl kanunu bozuk. Önce ona düzen vermeye baksınlar." dermiş.