SON DAKİKA
reklam
reklam

Gözlemler

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 30 Ocak 2021, Cumartesi - 00:11   Okunma Sayısı:

** Gözlem: 1 (Takdir ve teşekkür)

 

   ANAFOD’un altı yıldan beri düzenlediği etkinlikleri takip eden bir Maltepeliyim. Öncelikle ikâmet ettiğim semtin böyle bir olanağa sahip olmasının benim için büyük avantaj sayılacağını belirtmek isterim. Diğer kişisel sergilerdeki fotoğraflarla resmi kurumların düzenlediği sergilerdeki fotoğrafların konu ve teknikleri ile ANAFOD’da sunulan fotoğrafların özelliklerini mukayese edebilme olanağını da elde etmiş bulunuyorum.  

   ANAFOD, dünyayı gezenlerin tespit ettiği güzellikleri bizlere yansıtmada, düzenlediği seminerlerde fotoğrafla uğraşanları fotoğraf tekniği ve yenilikler konusunda bilgilendirmede çığır açmıştır.

   Bizlere bu güzellikleri kazandıran gönüllü fotoğraf sanatçıları ve fotoğrafseverlere, ANAFOD yöneticilerine ve katkıda bulunan herkese bir Maltepeli olarak takdir ve şükranlarımı sunarım.

   Bu başarılı çalışmaların devamını ve Türkiye’nin diğer illerine de taşınmasını teklif ediyor, saygılarımı sunuyorum.    (Cengiz Baysu)

 

**Gözlem: 2 (Yer etmiş hareketler)

 

Efendim, bendeniz 65 yaş ve üstü defo’lu yaş (!) grubundayım. Her gün saat 10.00-13.00 arasında teneffüse çıkıyoruz. Semtimin parkına gidiyorum, kısa bir yürüyüş oluyor benim için… Burada da nesli çabuk tükeneceği için korunmaya alınmışlar (!) oturuyor.

Herkes bir bankı kapmış, kimisi uyukluyor, kimisi tespih çekiyor, kimisi de konuşacak adam arıyor. Benim karşımda oturan adamcağızla kaynatmaya başladık. Çımacı imiş, emekli olmuş ve emekliliğin tadını alamıyormuş.

 

   ---Neden tat alamıyorsunuz emeklilikten?

   ---Sen başka ülkeden mi geldin?

   ---Yok buralıyım, sadece konuşuyoruz.

   ---Beyim sen hiç televizyon seyretmiyor musun? Manzarayı görmüyor musun?

 

Burada sustum. Adamcağız burnundan soluyor, biraz daha üstüne gidersem harp çıkacak. Konuyu değiştirmek istedim.

 

   ---Pandemi, iktisadi kriz gibi sıkıntılar varken bir de deprem korkusu günlük hayatımızı adeta karartıyor değil mi?

   ---?

   ---Aldığınız bir tedbir var mı?

   ---Ne tedbiri alacağım ki, her şey paraya dayanıyor. Dua etmekten başka yapacak bir iş yok!

Yağmur yağsa fakirin damı akar, deprem olsa fakirin evi çöker, sel gelse yine fakirin evini su basar.

Ne desem aksi görüş bildiren bu adamcağızı dinlerken hafifçe esnedim. Maskeli olmama rağmen alışkanlık gereği elimin tersiyle ağzımı kapatır gibi yapmıştım.

 

   ---Yahu, ağzında maske var. Elinle niye kapatıyorsun ağzını?

 

“Medeni insan karanlıkta bile esnerken ağzını kapatan insandır” sözünü tine ters duruma düşmemek için söylemedim. Onun yerine “Eski alışkanlıklarımı unutmamak için…” dedim.

Bir şeyler söylemek ihtiyacını yine ortaya koydu:

 

   ---Yahu sen ne âlem adamsın? Ne ilgisi var onunla?

Fıkra gibi şeyler değil mi? Samimi söylüyorum, Aziz Nesin az bile kitap yazmış insanımızla ilgili. Ben her türlü tenkidi kabul ederim. Sonuçta bizim insanımız ve hepimizin dertleridir bu konular. İsterseniz bir fıkra ile konuyu kapatalım:

 

Fıkra

 

Özel arabasıyla köye giren bir yabancı, yolda bir tavuğun ezilmiş olduğunu görür. Durumu hemen muhtara bildirir. Muhtar olay yerine gelir ve ezilen tavuğa bakarak;

 

   ---Bu bizim köyün tavuğu değildir. Bizim köyde yassı tavuk yoktur…

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam