Yunanistan, AB içinde ekonomik çıkar sağlamak için Almanya’nın, Ege ve Akdeniz’de ortak askeri tatbikatlar için de Fransa’nın kapısını çalıyor. Fransa, bir asır öncesinden Mezopotamya’ya duyduğu ilgiyle bilinmektedir. Bu ilgi, onun Akdeniz’in doğusundaki her olaya bulaşmasına neden olmaktadır. Arayıp da bulamayacağı kılıfı Yunanistan’ın yanında olmakla elde edeceğine inanmıştır.
Bu inançtaki Macron yaptığı açıklamada, "Doğu Akdeniz’de Fransız askeri varlığını geçici olarak güçlendirmeye karar verdim." ifadesini kullanmıştı. Yunan Başbakanı Miçotakis ise, “Emmanuel Macron, Yunanistan’ın gerçek bir dostu ve Avrupa değerleri ile uluslararası hukukun ateşli bir savunucusu” demişti. İşte kısa anlatımla körler sağırlar, birbirlerini ağırlar…
Ne hikmetse, bu inancın sahibi ham hayaller içinde yüzdüğünü anlamış olacak ki, Erdoğan’a mektup yazarak dostluk ilişkilerinden bahsetmeye başladı.
Fransa’nın çevirdiği filmler
I. Dünya Savaşı yıllarında Anadolu topraklarına ayak basan Düvel-i Muazzama’nın içinde
Fransa da vardır. Musul petrollerini kuzeyden çevrelemek amacıyla Güneydoğu Anadolu’da yerleşmiş, İstiklâl Harbi yıllarında Akdeniz bölgesinde Kilikya üzerinde Ermenilere bir devlet kurdurma vaadini vermiştir..
Savaş bittikten sonra Suriye’nin kuzeyinde ve 27 Kasım 1918’de İskenderun’da “manda yönetimi”ni uygulamış, Hatay’ın sosyo-ekonomik ve siyasi yapısında değişiklikler yapmıştır. 8 Ağustos 1921’de İskenderun sancağına bağımsızlık verilmesinin ardından 12 Eylül 1921’de Bayırbucak nahiyeleri Lâzkiye’ye bağlanmıştır.
18 Mart 1927’de sancağın Suriye devletinden ayrılarak bağımsızlığını ilan etmişse de 12 Haziran 1927’de tekrar Suriye’ye bağlanmıştır. Bütün bu gelişmelerde Fransız parmağı vardır.
Irak ile ilgili gelişmelerde de Fransa sessiz kalmamakta, yetkililer zaman zaman verdikleri siyasi demeçlerde bunu ortaya koymaktadırlar.
Ermeni soykırımı iddialarının Ermeni lobileri tarafından gündeme getirilmesinin en büyük destekçisi de Fransa’dır. Bu dikiş tutmayınca PKK terör örgütüne destek vermeye, PKK liderlerini Fransız devlet konutlarında karşılamaya başlamıştır. MİNSK Grubu’nun üyesi olmasına rağmen Azerbaycan-Ermenistan anlaşmazlığında çözüm için çaba sarf etmemiştir.
Fransa’nın can dostu Yunanistan
Akdeniz’in doğusunda meydana gelen gelişmeler, Fransa’nın yine Doğu Akdeniz sahillerine olan iştahını kabartmıştır. Yunanistan’ın mağduriyetini (!) anlamak, dünyaya anlatmak ve Türkiye’yi cezalandırmak maksadıyla Yunanistan’ın yanında yer almıştır.
Yunan Başbakanı Mitsotakis, Doğu Akdeniz’deki hareketliliğin bir kazaya yol açabileceği temasını işleyerek AB’yi etkileme yolunu tercih etmektedir. 27 üye ülkesiyle AB, Yunanistan’ın tahriki ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY)’nin ağlaması karşısında dayanışma içinde olduğunu göstermiş ve Türkiye’ye itidal çağrısı yapmıştır..
ABD ise, “Endişe duyuyoruz”, “Bölgede gerilimin artmasını istemiyoruz”, “Gerilimin düşürülmesinden yanayız”, “Gelişmeleri kaygıyla izliyoruz” gibi diplomatik manevralarla işi geçiştirmeyi tercih etmektedir.
Değerlendirme
Türkiye’de halen ayırımcı, kutuplaştırıcı davranışlar devam etmektedir. İç cephenin güçlendirilebilmesi için bu davranışlara son verilmesi gerekir. Ülkemizin Afganistan, Bosna, Somali gibi yerlerde asker ve askeri tesisleri vardır. Ayrıca beş cephede savaş veriyoruz. Uzun yıllara mal olacak bir sürecin içindeyiz.
Silahlanmanın Yunan ekonomisini bitireceği, refah seviyesi yüksek ülkelerin muhtemel bir harbin sıkıntılarına tahammül edemeyeceği açıktır. Almanya, iki müttefikin arasında yaşanan bir olaya taraf olmak istemediği gibi Fransa’nın da müdahil olmasını istemez.
AB içinde en çok sorun çıkaran üye Fransa’dır. Bu nedenle Birlik’in, yeni bir çatlağın oluşmasına izin vermeyeceği, arkalarında sağlıklı bir destek göremeyeceğini anlayan Yunan siyaset adamlarının da Türkiye ile harbi göze alamayacağını değerlendirebiliriz. Sorunları akıl sığlığı ile değil akıl sağlığı ile çözmeliyiz.