Amerika’nın yeni seçilen başkanı Joe Biden hızlı başladı mesaisine. Orta Doğu konusunda izleyeceği siyaset konusunda verdiği demeçleri yorumlayan uzmanlar, yeni başkanın Trump yönetimin izlediği siyasetin biraz dışına çıkacağını söylemektedirler. Şu anda gündemin başında yer alan konu, koronavirüs pandemisi ve bu pandeminin Amerikan ekonomisine verdiği zarardır.
Bu konuyu geride bırakalım. ABD’nin Orta Doğu konusundaki ilgilerine gelelim;
- Savaş, diğer ülke yönetimlerine müdahale, bunlara ayrılan kaynaklar gibi kriterlere
ağırlık verileceği,
- Başka ülkelerdeki Amerikan askerî varlığının niceliğinin azaltılacağı ve bunlara ayrılan
fonlarda kısıtlamaya gidileceği,
- Bazı konularda zedelenen, bazı bölgelerde de dumura uğrayan diplomatik ilişkilere
yeniden saygınlık kazandırılacağı, Türkiye gibi müttefik bir ülkede Amerikan aleyhtarlığına dönüşen ilişkilerin onarılacağı gibi hususların öncelik alacağı yönündedir.
Yeni yönetimin siyaset yolu
Biden, önceki Amerikan Başkanı gibi değil de biraz daha esnek ve estetik davranacağını, yabancı ülke liderleriyle daha fazla diplomatik temas gerçekleştireceğini ima ediyor. Geçmişte ifa ettiği başkan yardımcılığı ve Senato’da Dış İlişkiler Komitesi başkanlığı dönemlerini ustalıkla tamamlamış ve tahripkâr dil yerine ılımlı dil kullanmıştır. Bu özelliği nedeniyle diğer devlet adamlarıyla yakın ilişkiler kurabilir.
NATO ile ilişkilere ve her türlü desteğe önem vermesi, İran ile nükleer anlaşmayı yeniden raftan indirmesi, Suudi Arabistan ile politik tavrını yeniden belirlemesi ve tabii ki Türkiye ile ilk teması kurarak görüşmeleri başlatması beklenen gelişmeler olacaktır.
Suudi Arabistan ile ilişkiler
Bir süreden beri Suudi Arabistan, Türkiye’nin karşısında bir duruş sergilemektedir. Özellikle eski Başkan Trump’ın Suudi yöneticilerle samimi pozlar vermesi, bu yöneticileri şımartmış ve Türkiye’nin icra ettiği tüm operasyonlara karşı olmasına sebep oluşturmuştur.
Oysa Joe Biden, başkanlık kampanyası sırasında yaptığı konuşmalarda Suudi Arabistan’ı “parya bir devlet” olarak adlandırarak Suud yönetimini insan haklarına riayet etmedikleri gerekçesiyle ağır şekilde eleştirmiştir.
ABD’nin yeni başkanı, Suudi Arabistan konusunda tutarlılığını elden bırakmadan Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ı ismen belirtmiş ve gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın ölümünde parmağı olduğu gerekçesiyle Körfez monarşilerine de güçlü bir mesaj göndermiştir. Bu durumda ortaya şu sorular atılabilir:
*İki tarafın da çıkarına olan ittifak devam ettirilmeyecek mi?
*Dünya silah dengesinde kefesi daima ağır basan Suudi Arabistan’a pervasızca yapılan silah satışları ne olacak?
*Bununla bağlantılı olarak Suudiler öncülüğünde Yemen’e yapılan müdahaleye verilen destek sona erdirilecek mi?
*İnsan hakları konusu nasıl ele alınacak?
İran’la nasıl bir uzlaşma
İran’ın nükleer programıyla ilgili sözleşme şartlarının geçerlilik süresi 2025 yılında dolmaktadır. Yeni Başkan, İranlı yöneticilerin uranyumu zenginleştirme çalışmalarına uymaları halinde görüşmelere yeniden başlayacaklarını belirtmiştir.
Tahran ise Amerikan yaptırımlarının yürürlükte olması nedeniyle müzakerelere dahil olmayacaklarını ifade etmiştir. Bu durumda yaptırımların kaldırılması gündeme gelecektir. Gelişmeler böyle devam ederse İran’a tehdit gözüyle bakan Körfez ülkeleri de tedirginlik yaşayacaklardır.
Son olarak da, Biden’in İsrail konusunda Trump’ın aldığı kararlar ve sağladığı imkânları geri almak gibi bir tavrının olmayacağını da söylemeliyiz. Biden koyu bir İsrail destekçisidir. Dolayısıyla Filistin halkının da iyileşme beklemesi hayal olacaktır.