SON DAKİKA
reklam
reklam

Fransa, neden Yunanistan'ın yanında?

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 15 Şubat 2021, Pazartesi - 10:14   Okunma Sayısı:

 

Türkiye ile Yunanistan arasında yıllarca süren bir kıta sahanlığı anlaşmazlığı vardır. Kıbrıs başlı başına sorun teşkil etmektedir. Adalar, FIR hattı gibi konulara şimdilik girmek istemiyorum.

 

Fransa’nın tahrik olmaya başlaması

Türkiye’nin, Oruç Reis gemisini Antalya’ya çekmesiyle Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis’in de Türkiye ile deniz yetki alanlarını görüşmek istediklerini söylemesi gerilimi dindirmeye yönelik belirleyici adımlar olarak görülmekle birlikte; Fransa, Yunanistan’ın yanında aktif bir rol almaya ve Türkiye ile yıllardır süren bir dizi diplomatik gerilim hattına bir yenisini eklemeye devam etmektedir.

Aslında Fransa’nın Akdeniz’de bu kadar etkili olmak istemesi eski Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy dönemine kadar uzanmaktadır. Hatırlarsanız 2007 seçim kampanyalarında Sarkozy, Akdeniz’in Fransa için önemini dile getirmiş, İslam ülkelerine de “Modernlik ve tutuculuk arasında kalan İslam için de kilit önemde” demek suretiyle İslam ülkelerine de gönderme yapmak suretiyle Akdeniz Birliği’nden söz etmişti.

 

Akdeniz Birliği’nin ortaya çıkması

Hep birilerini de kendi görüşleri doğrultusuna çekmek ihtiyacı içinde kalmış olan Sarkozy, Türkiye’yi NATO’ya almamak, Avrupa ile Afrika arasında köprü olacak bir Akdeniz Birliği kurmak hayaliyle yaşamıştı. Sarkozy’den sonra iktidara gelen Macron da Akdeniz politikasını gündemde tutmaya özen göstermiştir.

Tabii ki bunun nedenlerinden birinin Fransız hayalleri olmasının yanında ABD’nin konuya biraz uzak durması olarak gösterilmesi uygun olacaktır. ABD’nin uzak kalması Fransa için bir fırsat olarak gözükse de tek başına hareket etmesinin zorluğu ortadadır. AB’nin patronu durumundaki Almanya’nın lideri Merkel bir fren unsuruydu. Yeni liderin nasıl davranacağı ise daha netlik kazanmamıştır.

 

Doğu Akdeniz ve Libya faktörleri

Fransa’nın hop oturup hop kalkmasına bir neden de Suriye politikasında ters tarafta yer alan Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de ve Libya’da da aksi tavır alması olmuştur. Fransa, Birleşmiş Milletler silah ambargosunu deldiğinden şüphelendiği Tanzanya bandıralı bir gemiyi denetlemek için Akdeniz’de görev yapan fırkateyni "Courbet"i görevlendirmişti.

Fransa’nın denetlemek istediği Tanzanya bandralı ticari gemiye eşlik eden Türk savaş gemileri de manevralarla Courbet’e yönelerek üç kez radar kilitlemiş ve geminin denetlenmesine izin verilmemiştir.

Macron, hızını alamamış, Türkiye’yi NATO’ya şikâyet etmiş ama destek bulamamıştır. Ayrıca Kasım 2019’da Economist dergisine verdiği röportajda "NATO’nun beyin ölümü gerçekleşti" şeklinde açıklama yapmış ve Türkiye’yi "Libya'da tarihi ve cezai sorumluluğu var" diyerek suçlamıştır.

 

Son tahrikler

27 Kasım’da Türkiye, Libya ile deniz yetki alanları sınırlandırması anlaşmasını imzalamıştır. Bu durum Fransa’nın yeniden tahrik olmasına yetmiştir. Yunanistan’ın yanında saf tutarak Doğu Akdeniz’de güç gösterisine giren Fransa, bölgedeki askeri varlığını artırma yoluna gitmiş, iki fırkateyn ve iki Rafale savaş uçağını Doğu Akdeniz’e göndermiştir.

Bu kışkırtmayla birlikte Fransa, Yunanistan’la savaş uçağı satış anlaşmaları yapmış, 18 adet Rafale savaş uçağının satış bağlantısını kurmuştur. Bu noktada dikkat çeken husus, daha önce Mısır, Katar ve Hindistan’dan savaş uçağı alan Yunanistan ilk defa Fransa’dan savaş uçağı satın almıştır.

Fransa AB’de yalnız kalıyor mu?

*Almanya Fransa’ya tam destek vermediği çin,

*AB içinde karar almanın zorluğu ortadayken,

*NATO’nun beyin ölümü, ağır ve hantal oluşu açıklaması yapıldıktan sonra,

*ABD’nin Avrupa’yı yalnız bırakan tavır sergilemesi sebebiyle,

*Türkiye’nin Rusya’ya yanaşması ve Avrupa’nın karşısında Rus tehdidinin büyümesi nedeniyle

*Doğal gaz bulunmuş olması gerekçesiyle

Fransa, yalnızlık hissetmeye mahkûmdur.

 

 

 

 

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam