*Yorganun kadar uzatgıl ayagun
Söz işit sağır değülse kulagun
Yoluna bak ayagun daşdan sakın
Sırrunı sevdügün kardaştan sakın
(Kaygusuz Abdal)
*Posoflu Müdamî
Asıl adı Sabit Ataman olup Nisan 1918’de Posof’un Demirdöğen köyünde doğmuş, 4 Kasım 1968’de aynı köyde vefat etmiştir. Palabıyıkoğullarından Kahraman Hoca ile Şerife Hanım’ın oğludur. Küçük yaşta öksüz kalmıştır. İlkokul yıllarında babasından da din dersleri almaya başlar. 15 yaşında imamlık yapar. Âşık olduğu Şemsinur ile evlenememiş olsa da onu hiçbir zaman unutamamıştır. Dört çocuk sahibi olmuştur.
Âşık olmasının yanı sıra hikâyeler de tasnif etmiştir. “Öksüz Vezir”, “Gül ile Ali Şir” gibi. Hece ile yazdığı şiirlerde aruzlulara göre çok daha başarılıdır. Yetişme çağının ünlü âşıklarıyla da karşılaşma fırsatını elde etmiştir. Bunlar arasında Cemal Hoca, Efkârî, Nihânî gibi isimler özellikle sayılabilir.
Hakkında iki kitap ve bir bitirme tezi hazırlanmıştır.
Koşma
Kellifelli olmağilen zat olmaz
Beygiri kayırsan Arap atı olmaz
Her uzun sakaldan keramet olmaz
Çıkar koltuğundan haç Âdemoğlu
Şair Müdamî her derde yaş dökülmez
Mermerin üstüne fidan dikilmez
Zaman şeytanın bostan ekilmez
Yapma İblis ilen maç Âdemoğlu
Mâni
Halk arasında mâni söyleme işinin çok ciddiye alındığını başka bir araştırmacı da vurgulamıştır. “Mâni söyleme halk arasında o derece yaygınlaşmıştır ki, mâni söylemeyen veya gerektiği anda uygun düşen maniyi bulup dile getiremeyeni, karşı taraf yine bir maniyle kınamaktan çekinmez.”
Duvar üstünde para
Baktım tuğrası kara
Sen de mani bilmezsin
Maymun yüzlü maskara
Mani söylemesini bilmeyenler, durumlarını ortaya koymaktan geri kalmazlar. Bunu da yine mani söyleyerek açıklamak zorundadırlar.
Mani bilmem ne deyim
Beş mani borç edeyim
Yârim gelip geçende
Yoluna harç edeyim
Mani bilmem ne diyem
Hangi yollara gidem
Yangınlık başımızda
Boynumu büküp nidem?
Gaziantep yöresinden derlenen İlbeyli hikâyesinde hikâyenin kahramanları Abdürrahman Bey’in oğlu İlbeyi Keleş ile Fazlı Bey’in kızı Yosma’nın karşılıklı olarak pınar başında şu şekilde birbirlerine mâni attıkları söylenir.
Yosma: Nergis açmış dallarım var
Baldan tatlı dillerim var
İlbeylim gel sarılalım
Seni bekler kollarım var
İlbeyli: Kar çiçeği gibi akım
Başı boz dumanlı dağım
Sarılmanın zamanı var
Gelmedi görüşme çağım