SON DAKİKA
reklam
reklam

25-26 Şubat 1992 Hocalı Katliamı

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 5 Mart 2021, Cuma - 11:43   Okunma Sayısı:

SSCB’nin çöküşü

1980’li yılların ikinci yarısından itibaren SSCB’nin dağılma sürecine girmesiyle Azerbaycan ve Ermenistan arasında gerilim süreci başlamıştı. Ermenistan Sosyalist Cumhuriyeti Azerbaycan’a ait olan Karabağ bölgesinin dağlık kısmında Ermeni nüfusunun fazla olduğunu belirterek bölgenin kendisine ait olması gerektiğini iddia etmişti.

1989 yılında yapılan nüfus sayımına göre Dağlık Karabağ bölgesinin %75’i Ermenilerden, %25’i Azerilerden oluşmaktaydı. Bölgede Ermeni nüfusunun fazla olmasının sebebi Sovyetler Birliğinin yıllar süren etnik nüfuslarla oynama politikalarının bir sonucuydu. Dağlık Karabağ, uluslar arası örgütlerin de kabul ettiği şekilde tarihi ve hukuki olarak Azerbaycan’a ait topraklardı.   

Bölgedeki gerilim 1988 yılında Dağlık Karabağ bölgesindeki Ermenilerin Azerbaycan’dan ayrılarak Ermenistan’a katılmak istemeleri ile arttı. Dağlık Karabağ Meclisi karar alarak Ermenistan’a bağlandığını ilan etti. Bu gelişme üzerine Azerbaycan, Dağlık Karabağ bölgesinin özerk statüsünü kaldırdığını ve kendine bağladığı yönünde bir karar aldı.

Karabağ özerk yönetiminin buna cevabı ise bağımsızlık referandumu oldu. Bölgede yaşayan Azerilerin katılmadığı referandumdan çıkan bağımsızlık kararının ardından 6 Ocak 1992’de Dağlık Karabağ Cumhuriyeti resmen ilan edildi. Tıpkı yıllar sonra Kırım’da uygulandığı gibi. 

 

Katliam

Rus askerlerinin de desteğiyle, 25–26 Şubat 1992’de Hocalı’ya ulaşan Ermeni kuvvetlerince gerçekleştirilmiştir. Rusya olaylarla ilgisinin olmadığını iddia etse de, Azeri kaynaklar, Rus ordusuna ait bir birliğin 1991’in sonbaharından itibaren Ermenilerin safında savaştığının bu birlikten kaçan dört asker tarafından doğrulandığını belirtmişlerdir.

Saldırıda katledilenlerin sayısının 613 kişi olduğu belirtilse de başka kaynaklarca bu rakam 1300 kişiye çekilmiştir. Katliamda Hocalı’da yaşayan Ahıska Türklerinin de evleriyle birlikte yakılarak öldürüldüğü basına yansıyan haberlerdendir. Vahşetin perde arkasında İslam, Türk ve Azeri nüfusu Kafkaslardan silmek isteyen Rusya’nın Kafkas politikasının etkisinin olduğu bir gerçektir.

 

Dünya kamuoyu nasıl bakıyor, nasıl davranıyor?

Tüm dünyanın gözleri önünde meydana gelen Hocalı Katliamı’na uluslararası kurumlar sessiz kalmayı tercih etmişti. Batılı ülkelerin bu tutumu ve Rus desteğiyle Ermeni kuvvetleri kısa bir süre içerisinde Dağlık Karabağ bölgesini ve bir kısım Azerbaycan toprağını işgal etti. BM Güvenlik Konseyi 1993’de dört karar almış olsa da, bu kararlar Hocalı Katliamı ile ilgili olmayıp “Ermenistan'ın Azerbaycan topraklarını işgal ettiğine” yönelikti.

Ermenistan ile Azerbaycan arasındaki bu savaş 1994 yılına kadar devam etti. 1994 yılında iki taraf arasında ateşkes sağlandı. Ancak ateşkesin ardından başlayan barış görüşmelerinde herhangi bir sonuca ulaşılamadı.

Meksika Senatosu, Pakistan Senatosu, Kolombiya Parlamentosu, Çek Cumhuriyeti Parlamentosu Dış İlişkiler Komitesi, ABD’nin Teksas, New Jersey, Massachusetts ve Georgia eyaletlerinde kabul edilen kararlarla Hocalı Katliamı “soykırım” olarak nitelendirilmiştir.

 

Ermenistan

Katliama katılanlardan biri olan önceki Ermenistan Cumhurbaşkanı Serkisyan, suçluluğun verdiği yargılanma ve korkaklık duygusu içindedir. Bugünkü Ermenistan Başbakanı Paşinyan ise, yoksul Ermeni ailelerin gencecik çocuklarını kendi kaprisleri uğruna cepheye sürmüş, adeta katliama sebep olmuştur.

Bu nedenle konunun çözümlenmesini beklemek imkânsız görünüyor. Türkiye’nin Azerbaycan’ın yanında “ateşli taraftar” olması ve buna bağlı olarak Rusya’nın Kafkas politikasını değiştirmeyeceği ve sürece çözüme yönelik katkı sağlamayacağı da kesindir.

 

Azerbaycan’ın yapabilecekleri

  1. Dünya Savaşı’nda bir ırka karşı olmadık şeyler yapan liderler ve yardımcılarının akıbetleri ortada. Yugoslavya’nın bölünmesi sırasında kasaplığa soyunan liderler yargı önüne çıkarılmış, gerekli cezalara çarptırılmıştır. İnsan kasabı liderler yargılanmaya gerek görülmeden büyük güçler tarafından katledildiler.

Hal böyle olunca Ermenistan’ın bugünkü başbakanı Paşinyan’ın da yargılanması için uluslararası mahkemelere mutlaka müracaat edilmelidir.

Kültürel açıdan yapılabilecek çok faaliyet olmakla birlikte; Hocalı katliamı dokümanter bir film şeklinde ele alınmalı, en azından -öncelikle Türk dünyasında- tüm dünyada büyük ödüller verilerek edebiyat alanında şiir yarışmaları düzenlenebilir. Mimari sahada Bakü merkezinde anıtlar ve en ağır tahribatı görmüş köylerden birinin maket sahası yapılabilir.

Bir teklif olarak sunuyorum:

Ermenistan tarafından Azerbaycan halkının üzerine acımasızca atılan füzeler düştüğü yerlerde fanus şeklinde odalara alınsın, oda veya fanus içindeki panolarda hayatını kaybedenlerin, yaralananların resimleri, evlerin tahrip olmuş hali ve yanına açıklamalar belirtilsin.

 

 

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam