SON DAKİKA
reklam
reklam

8 Mart Dünya Kadınlar Günü

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 8 Mart 2021, Pazartesi - 00:39   Okunma Sayısı:

   Birçok ülkede farklı konumlarda olan kadınlar, ekonomik, sosyal ve hukuki alanlarda yeni haklar elde etmekteyken, bazı coğrafyaların kadınları insan olduğunun bile farkında değildir. İtilmişliğin, hakir görülmüşlüğün ve ezilmişliğin pençesinde kıvranır o masum kadınlar.

 

Cumhuriyetle birlikte

   Ülkemizin kadınları Cumhuriyet’e geçişle birlikte yeni haklara kavuşmuş olmakla birlikte yaşam hakkı başta olmak üzere bu haklarını kullanabildiğini söylemek mümkün değildir. Kadın haklarıyla ilgili kanunlar vardır, ama kural sapması da vardır. Evlidir, kocası vardır, ama yobaz ve canidir. Aile içinde töre baskısı altındadır.

   Neredeyse her gün hayatını kaybeden, şiddete maruz kalan bir kadın haberi duyuyoruz, okuyoruz. Eşinden dayak yiyen, maganda ve meczup saldırısına uğrayan nice kadının başına gelenler, sanki “kadının yazgısı”dır ülkemizde.

 

Toplum hayatındaki yeri

   TBMM aritmetiğine bakarsak orantısızlığı gayet net şekilde görebiliriz. Kadınlarımızın dünyanın gelişmiş ülkelerindeki kadınların eriştiği seviyenin gerisinde kaldığı bir gerçektir. Bazı bölgelerimizde törelerin yasaların önüne geçtiği, siyasetin ise kadının örtünmesine, doğum ve kürtajına müdahale ettiği, cani eşlerin yaşam hakkını tehdit ettiği Türk kadını, verdiği mücadelede ve sesini duyurmakta yetersiz kalmaktadır. 

   Veriler, sadece belirli sayıdaki kadınımızın ekonomi, eğitim ve idare alanlarında öne çıktığını gösterse de büyük çoğunluğun hukukî varlığı kâğıt üzerinde kalmaktadır.

 

Sanat etkinlikleriyle anlatım

   Sanatçılarımızın, müzik ve sanatın her dalında eserler ortaya koyarak “8 Mart Dünya Kadınlar Günü”nün anlamını göze ve kulağa hitap edecek şekilde vurgulamaları, geçen yıllarda düzenledikleri gibi sergi ve standlarda dünya kadınlarının pek de yabancısı olmadığımız acılı yüz ifadelerini, bahtsızlık ve çaresizliklerini gözler önüne sermeleri alkışlanacak çabalardır.

   Birçok yerde günün anlam ve önemini ortaya koyabilecek konserler ve sunumlar tertiplenmeli ve çeşitli yönleriyle kadın olgusu ele alınmalıdır.

   TBMM gibi yüce bir mevkide konuşmaların yapılacak olması, ülkemizi yurt dışında temsil edebilme onuruna erişen, iş ve ticaret hayatında öne çıkmış kadınlarımızın girişimlerinin dile getirilmesi gurur duymamıza vesile olacaktır.

 

Mahalle baskısı yerine mahalleliyle

   Ülkemizin idari yapısında en küçük yerleşim mahallelerdir. En güzel eğitim buralarda verilecekken mahalle baskısı bu eğitimin önüne geçmiştir. Muhtarlıklar, kaymakamlıklarla temasa geçerek mahallelerde kurduracakları çadırlara birer gün süreyle psikolog, sigara, alkol ve uyuşturucuya karşı savaş verenlerden bir temsilci, bir sanatçı ve o mahalledeki en uzun süreli evli çifti davet ederek bire bir konuşma yapmalarını ve anlatımlarla halkın aydınlatılmasını sağlayabilirler.

   Televizyonlarda gösterilen ve reyting uğruna bağırtılı-çağırtılı, dövmeli-sövmeli filmleri izlediğimiz zaman sinir sistemimizin ayağa kalktığını hepimiz yaşamışızdır. Bu tür film ve dizilerin yerine sevgiye, sakinliğe ve birlikte yaşamaya teşvik edici filmler tercih edilmelidir.

 

İşlenen suçlar ve cezalar

   Yasalarda düzenleme deyince aklımıza hemen işlenen suçun cezasını yasayla nasıl arttıracağımız geliyor da yasanın içindeki hafifletici nedenleri (iyi hal, yalandan sağlık sorunu, dümenden şuur kaybı, meczupluk vb) kaldırmak aklımıza gelmiyor? “Karım üzerime saldırdı, ağır hakaretler etti” gibi gülünç bir savunma şekli olabilir mi? Bir kadının bir erkeğe gücü yeter mi?

   Kendini kaybetmek şeklinde savunma yapan kişinin gidin bakın ehliyeti vardır. Bana göre bu ayaklı dinamitlerin ehliyetleri derhal iptal edilmelidir. Çok yönden kıskaca alınmayan, kitap okumaya zorlanmayan, cezası bittikten sonra sosyal kurumda çalıştırılmayan bu kişilere karşı imtiyazlı davranılmış oluyor.

   Aile yapısına çok önem veren bir kişi olarak, tüm vatandaşlar gibi ben de ülkemizin “darülaceze” görünümünden, maganda güdümünden ve kadınımızın “çile ve yazgıdan” kurtarılmasını sağlayacak yeni düzenlemelerin yapılmasını bekliyorum.

   Anamız, eşimiz, kardeşimiz, sevgilimiz, iş ortağımız, çalışma arkadaşlarımız olan Türk kadınları ile dünya kadınlarının bu anlamlı gününü kutluyor, varlıklarını daha çok hissedebileceğimiz günlere kavuşmalarını temenni ediyor ve önlerinde saygıyla eğiliyorum.

    

 

   

 

 

 

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam