Kadına şiddet konusu
Kadına şiddet konusu Batılı devletler ve kurumlar tarafından başta Türkiye olmak üzere gelişmekte olan pek çok ülkeye karşı bir hesap sorma aracı olarak kullanılıyor. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi Fransa’dan çıkmış, ama başta Fransa ve diğer dünya devletleri kurallara uymamış. Ülkemizde ise, kuralları çiğnemek ve yasalara aykırı işler yapmak alışkanlık halinde olduğu için şiddet ön plandadır.
6 Mart günü Samsun’un Canik ilçesinde eşinden ayrılmış bir hanım beş yaşındaki çocuğunun gözleri önünde ölesiye dövüldü. Çocuğun kulakları yırtan çığlıkları karşısında çevreden yetişenler tarafından kurtarıldı. Eski koca sanık İbrahim Zarap mahkemeye çıkarıldı ve tutuklandı.
Bir sonraki gün “Dünya Kadın Günü”… Bu yaratık (!), bugüne kadar görmeye alıştığımız kadına şiddeti uygulayan diğer yaratıklardan farklı değil. Erkek ya, gücünü kadına karşı gösteriyor. Dua etsin, mahalleli onu linçe uğratmamış.
Buraya kadar olan biten tutuklamayla sonuçlandı. Yarın mahkemeye çıkacak bu yaratık (!) ve kendisini saygılı gösterecek, acındıracak, yalan söyleyecek, şuurunu yitirdiğinden söz edecek vs. Sonuçta ne ceza alacağını hep birlikte göreceğiz. Kısa süreli yatar ve çıkar. Aramıza almak istemeyeceğimiz bir kişiyle bu toplumda yaşamak zorunda kalacağız. Boşanan kadıncağız da endişe ile yeniden nasıl bir olaya muhatap olacağını düşünüp duracak…
Hukuk devleti, suçu önleyici tedbirleri alacağı gibi cezalandırmayı da yapacak. Eksik olan suçun cezası çekildikten sonra failin yeniden suç işlemesini önleyici tedbirleri de almak olmalıdır.
Paranın gücü
Karı koca bir barda oturuyorlar, önlerindeki içkilerini yudumlarken bardan içeri hoş bir hatun girer. Bizimkilerin yanına yaklaşıp adama sarılarak yanağından öper. Yanındaki karısına aldırmadan:
---Nasılsın hayatım, epey oldu görüşemedik... Diyerek ileride bir masaya gidip oturur.
Adamın karısı şaşkındır, dayanamayarak kocasına sorar:
---Kim bu kadın?
Adam sakin bir sesle yanıtlar:
---Metresim!
Kadın yanıtı duyunca çıldırır.
---Ne! Derhal boşanıyoruz! Sen ne şerefsiz adammışsın. Bir de utanmadan metresim diyorsun. Her şey bitti hemen boşanıyoruz!
Adam gayet sakin sıralamaya başlar:
---Ne yani sevgilim Etiler'deki dubleksi, Akmerkez'deki daireyi, Bodrum'daki tripleksi, 24 metre yatı, altındaki son model ciple spor arabayı, bütün bunları bırakıp benden ayrılmak mı istiyorsun?
Kadın sakinleşir ve çevresine bakmaya başlar. Biraz ileride bir çift dikkatini çeker, kocasına sorar:
---Şurada oturan bizim Suat değil mi? Kocası yanıtlar:
---Evet
---Peki, yanındaki kim? Kocası gayet soğukkanlı:
---Metresi... Kadın bir duralar hemen arkasından yapıştırır:
---Aaaa! Bizimkisi daha güzel valla!
Bir şiddet olayı daha
5 Mart günü saat 10.10’da eşimle birlikte Maltepe’den metroya bindik. Bir sonraki durakta gencecik bir kişi, elinde âmâ bastonuyla trene binmeye çalışırken oturduğum yerden fırladım. Gencin kolundan tutarak emniyetle binmesini ve bir boş yere oturmasını sağladım.
Üç veya dört durak sonra inmek için hazırlık yapmıştı. Yine yerimden kalktım ve kolundan tutarak “yardım edeyim” dedim. Silkelenerek ve “Bırak Hocam” diye bağırarak kolumu itti. Azarlanmış şekilde yerime oturdum. Kendi kendime söylenirken herkes bana bakıyordu.
Eşim üzülmüştü. Bana teselli vermek için,
“Sen bunu Allah rızası için yaptın. Teşekkür bekleme! Belki genç olarak engelli olmayı hazmedememiştir. Anlayış göster” dedi. Bu sözlerden kendime pay çıkarmış, yeni bir ders daha almıştım.