SON DAKİKA
reklam
reklam

Şenkaya’dan Bahsetmek

Köşe Yazarı: Sinan ERDOĞDU   Eklenme Tarihi: 14 Mart 2021, Pazar - 14:21   Okunma Sayısı:

Erzurum’un Şenkaya ilçesi babamın ve ailesinin doğduğu, yetiştikleri topraklar. Bu nedenle; oraların bizim için özel bir yeri var. Bugün; güzel Anadolu’muzun cennet bir köşesini tanıtmak istiyorum. Şenkaya; Erzurum’un kuzeydoğusunda, yer alan Şenkaya Allahuekber dağlarının batı eteklerinde kurulmuştur. Doğu’da Selim, batıda Oltu, güneyde Kars- Sarıkamış güneybatıda Narman, Kuzeyinde Olur, kuzey doğuda Ardahan- Göle İlçeleri ile çevrilidir.

Şenkaya’nın iklimi karasal iklim ile Doğu Karadeniz ikliminin tesiri altındadır. Yaz ayları rakımı yüksek yaylalarda serin, vadi ve düzlüklerde ise sıcak geçmektedir. Doğu kesimleri Sarıçam ormanları ile kaplıdır. 2000-2500 rakımlı yaylalar, dağların etekleri ve orman boşluklarında verimli doğal çayır ve meralar mevcuttur. İlçe toplam arazisinin büyük bir kısmını mera ve yaylalar teşkil eder.

İlçe nüfusunun çoğu geçimini tarım ve hayvancılıkla sağlamakta, özellikle köylerde küçük çaplı da olsa mera ve yayla besiciliği dikkat çekmektedir. Erzurum ilçeleri arasında eğitim düzeyi oldukça belirgin, çokça göç veren bir ilçe duruma gelen, burası özellikle Bardız Kilimi ile meşhur olmuştur.

Şenkaya’yı bugünlere taşıyan isim olan Hüseyin Köycü(D.T:1895- Ö.T: 1958), hayatı örnek alınması gereken bir kişiliktir. Babası din alimi ve halk ozanı Hıfzı Efendi, devrin ünlü ozanları olan Sümmani ve Şenliği ile aynı meclislerde bulunmuş önemli bir kişiydi. Daha 12 yaşına geldiğinde Kuran’ı hafzetmiş, Arapça ve Farsça’yı bilen, babası gibi şiirler yazan bir çocuktu. Bu arada tarih, coğrafya, edebi, içtimai ve iktisadi konularda kendini geliştirmesi için kitaplar getiriliyor, adeta özel bir öğrenim görüyordu. 17 yaşında yörenin en büyük köylerinden olan Örtülü Köyü’ne muhtar seçildi. ( 1912) .Buradan sonra yörede milli bilinci uyandırmak için caba sergiledi. Oltu’nun Rus işgalinden kurtarılması için caba sarf etti. 1919’da Cenubi Garbi Kafkas Cumhuriyeti kurucu üyesi, Oltu Milletvekili ve Meclis İdare Amiri seçildi. Aynı yıl Allahuekber Cephesi komutanlığı da Hüseyin Sırrı Efendi’ye verildi. Bu hükumetin İngilizler tarafından dağıtılmasından sonra Oltu Serbest Gençler Teşkilatı’nı kurdu ve başkanı oldu. İkinci Oltu şurası üyeliğine seçildi.   1920’de Oltu İslam Terakkiperver Cemiyeti’nin kurucusu ve umumi kâtibi oldu. Bu yıllarda Kâzım Karabekir Paşa’nın Kars’ta çıkardığı haftalık Varlık Dergisi’nde makaleler yazmaya başladı.

1920’de TBMM’de kurulması ve Atatürk’ün ışığının bütün yurdumuzu aydınlatmasından ve Anadolu’muzun düşman işgalinden kurtulmasından sonra o yöresini aydınlatmanın peşine düştü. İşe köylünün eğitiminden başladı ve bu yıllarda köye öğretmen getirip, gençleri eğitmek için hususi mektep kurdu. “Savaş bize toplu olarak bilgi dairesinde çalışmamızın gerekliliğini öğretti .” demişti. Bu gelişmeyi, köyde halka açık şirket ve kooperatif kurması takip etti.(1928) 1929 yılında Örtülü ve havalisine örnek olursam bu çalışmalar ülkemizin birçok yöresinde emsal teşkil eder diyerek, adına Sarı Karton Projesi dediği Kalkınma Planını kaleme aldı. 1930’lu yıllarda eğitici ve öğretici tiyatro eserleri yazıp sahneye koyarak çevre ilçelerde turne düzenliyordu. Evini vererek ortaokul açılması yönünde çalışmalara başlıyordu  

 

1932 yılında Erzurum Halk Evi Köycülük Şubesi Başkanı olan Köycü, kalkınmanın köyden başlamasının yılmaz savunucusu olduğundan, 1934’te soyadı kanunu çıkınca kendisine “Köycü“ soyadı verildi.   Köyün ve yörenin ağaçlandırılmasına çok önem veriyordu. Bu maksatla tiyatro eserleri, makaleler, şiirler yazarak ağaçlandırma bayramları düzenler ve “Devlet yeşil yapraktır “ derdi. Yine bu yıllarda 12 el sanatı dalında usta öğretmenler getirerek köy halkını kabiliyetlerine göre zanaata yönlendirir. Öte yandan da; sergiler, pazar ve panayırlar ihdas eder.  

Ömrünü her imkânını köyü için harcadığından  maddi sıkıntıların yanında şeker hastalığı da yakasını bırakmaz. Bacağı kesilir. O çalışmaya devam eder ve Türkiye’de genel merkezi il dışında olan ilk partiyi Türkiye Ufak Partisi’ni kurar. Partinin amblemi kurşun kalemdir. Hüseyin Köycü, 1958 yılında bacağına protez yaptırmak için geldiği İstanbul'da 31 Ocak günü hayata veda eder. Mezarı İstanbul Kozlu Mezarlğı’ndadır. Yurdun her tarafına yayılmış olan ve uzun yıllar boyunca okur-yazar yüzdesi ile Türkiye sıralamasında hep yukarıda yer alan Şenkayalılar, Köycü için her yıl anma törenleri düzenlerler. Prof. Dr. Koptagel İlgün'ün önderliğinde torunları tarafından yazılan "Şenkaya Gazetesi ve Hüseyin Köycü" isimli kitabı da geçtiğimiz yıl ölüm yıldönümünde (31 Ocak 2019) basılarak yayımlandı

Narman-Oltu-Olur-Şenkaya yöresinde oluşu dolayısıyla bu yörenin ortak kültürel birikim ekseninden beslenen Şenkaya’da özellikle Orta Asya kökenli Kopuz’la başlayıp Divan Sazı ile devam eden Aşıklık geleneği varlığını sürdürmektedir. Aşıklık demişken Nuri Cırağı’yı da anmadan geçmeyelim. 1948’de Erzurum’un Şenkaya ilçesinin Gaziler (Bardız) nahiyesinin Kaynak köyünde doğan, Nuri Cırağı 1976 yılında Âşık Reyhani ile Kars’ın kahve kültüründen de etkilenerek Erzurum’da “Âşıklar Kahvesi”’ni açar ve bu kültürün gelişmesine hizmet ederler. Reyhani ile olan birliktelik 1978 yılına kadar devam eder. Usta ozan; Âşık Nihani, Müdami, Deryami, Efgâri, Gülistan, Ruhani, Reyhani ve hocası Âşık Mevlüt İhsani gibi âşıkların saz meclisinde bulunur. Aynı köyde yaşadığı hocası Mevlüt İhsani kendisine ilk sazını alır. Bir gün babası namaz kılarken babasını rahatsız edince babası sazını kırar. Sazının kırılmasına çok üzülür. Daha sonra babasından aldığı para ile Kars’tan kendisine yeni bir saz alır. Şiir yazmaya kabiliyeti olan Nuri, ustası İhsani’den aldığı dersler sayesinde saz çalmayı öğrenir. Yıllarca beraber olduğu Reyhani’nin de kendisi üzerinde etkisi olduğunu kabul eder. Ancak asıl ustası Mevlüt İhsani’dir. 1994’te ailesiyle birlikte Darıca’ya yerleşen Nuri Cırağı günümüzde de ailesiyle birlikte Kocaeli-Darıca’da yaşamaktadır. Nuri Cırağı uzun seneler televizyon kanallarında programlar yapmıştır.

Bir de Şenkaya’nın dünyada ve ülkemizde yeni yeni tanınmaya başlanan Şenkaya-Bardız Florası var. Öyle ki; çiçek sayısı, florası çok zengin bir bölgeden bahsediyoruz, o kadar zengin ki Anzer balıyla yarışabilecek durumdalar. Buranın zenginliğini birkaç ayrı yazıda işleyeceğiz. Bu floranın yakınında bulunan Bardız ile Kaynak Mahallesi yakınında bulunan Şirvaz Şelalesi, suyun 48 metreden düştüğü ünlü Tortum Şelalesi’nden sonra 37 metre yükseklikle Erzurum’un 2’inci büyük şelalesi. Ancak Tortum Şelalesi kadar bilinmiyor.

 

Şirvaz Şelalesi’nin yakın çevresindeki kayaların üzerinde M.Ö. 3- 5’nci Yüzyıl’a ait olduğu düşünülen tasvirler var. Erzurum- Atatürk Üniversitesi ‘inde görev yapan birkaç gezgin öğretim üyesince şelalenin yer aldığı vadide 48 kelebek, 69 kuş türü, Alpin-Subalpin ve İran-Turan flora unsuru 86 bitki türü kayıt altına alınmış ve haber ulusal basında geniş yer bulmuştu.

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam