SON DAKİKA
reklam
reklam

ABD, yeniden şiirler düzüyor

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 31 Mart 2021, Çarşamba - 11:52   Okunma Sayısı:

Türkiye’nin güney sınırlarının ötesinde PKK’nın yan kuruluşu PYD ve IŞİD gibi silahlı terör örgütleri fırsat buldukça eylemler yapmakta ve FETÖ yıkıcı unsurlarıyla işbirliği içinde bulunmaktadırlar. Bu bölge hem ABD’nin hem de Rusya’nın kontrolü altındadır. Buna rağmen Türk askerleri şehit düşmekte, ama ne hikmetse ortak devriye adı altında Türkiye ile birtakım müşterek faaliyetler icra eden bu ülkelerin askerlerine bir şey olmamaktadır. Oysa hem Rusya hem de Amerika bu unsurlara her türlü silah ve mühimmat yardımı yapmayı sürdürmektedirler.

 

Dünya savaşlarından günümüze

Küremiz iki büyük savaş yaşamıştır. Tıpkı bugün olduğu gibi dün de iki koca savaş hiçbir şekilde ABD topraklarına sıçramamış veya Amerika’nın topraklarında tek tüfek patlamamıştır. ABD, II. Dünya Savaşı’ndan sonra Vietnam (Savaş 10 yıl sürmüş ve 50 bin civarında ölü verilmiştir) ve Irak’ta iki büyük harekât icra etmiştir.

Bugün için sıcak savaşları tercih etmeyen hem ABD hem Rusya vesayet yöntemi veya taşeron ülke, kuruluş ya da örgütlerle tahripkâr faaliyetlere girişmektedir. Dünya Bankası, IMF, NATO ve diğer kuruluşlar ABD’nin elindeki çomaklardır. İstediği ülkeyi bunlarla dövmeyi tercih etmektedir.

19’uncu yüzyılın sonlarından itibaren Orta Doğu’nun egemenliğine soyunan İngiltere’nin, I. Dünya Savaşı’nın sonunda bölgenin patronluğunu Amerika’ya devrettiğini görüyoruz. Orta Doğu’nun önemli miktarda petrole sahip olması ve düşük maliyetli üretim yapılmasını gören Amerikan şirketleri adeta buraya üşüşmüşlerdir.

 

ABD’nin hedefleri arasında,

 

  • Kendi kıtasındaki petrolü rezerv olarak tutmak amacıyla Orta Doğu petrollerinin fiyat

dengesini elinde bulundurmak,

  • Bölgede nükleer araştırmalara yönelen ve Orta Doğu’ya tehdit oluşturmaya başlayan

İran’ın hâkimiyetini kırmak,

  • ABD’de büyük etkinliği olan İsrail lobisinin İsrail’in güvenliği konusundaki

hassasiyetine kulak vermek,

  • Bölgeye bir şekilde yerleşmiş olan Rusya ve Fransa’nın petrolden pay almasını

önlemek,

  • Özellikle bölgede varlığını hissettirmek isteyen Çin’i petrolün kontrolünden uzak

tutmak,

  • Bütün bu olguları gerçekleşmesi için vazgeçilmez olan Orta Doğu’daki istikrarın

devamını sağlamak gibi ilkeler bulunmaktadır.

 

Hedeflerin gerçekleşmesi için

Türk-Amerikan ilişkileri, 2000’li yılların başından itibaren çarpıntılarla doludur. Bu kalp grafisinin son çekimi ABD’nin geçen yıldan beri güney sınırlarımızda huzuru bozan terör örgütlerine önemli miktarda silah ve cephane vermiş olması ve halen devam ettirmesidir.

ABD, İsrail’in isteği ve desteğiyle Irak’ın kuzeyinde ve Türkiye topraklarının bir bölümünü de içerecek şekilde zayıf bir Kürdistan devleti kurulmasına hizmet etmiştir. Irak’ın toprak bütünlüğünü bozan bu hareketin sonuçlarını daha yeni yeni anlamaya başlayan Irak hükümeti, tavrını ortaya koymuş, Türkiye ile PKK unsurlarına karşı ortak operasyonlara başlamıştır.

Musul petrollerinin kuzeyde Türkiye sınırları içinden Yumurtalık’a ulaşması, Ayrı bir hat ile Doğu Akdeniz’e ulaştırılmak istenen nakliyatın Suriye’de Rusya tarafından engellenebileceği, güneye yönelime ise Irak merkezi hükümetinin müsaade etmeyeceği gerçeğiyle karşı karşıya kalan ABD, Türkiye ile yakınlaşmaktan başka çare bulamamıştır.

Bu girdabın içinden çıkabilmek için Türkiye’nin “önemli müttefik, NATO’nun üyesi, dost ülke” olduğu tezlerini işlemeye başlamıştır. ABD Dışişleri Bakanı, NATO ülkeleri Bakanlar toplantısında Türkiye’ye şiirler düzmüş, Avrupalı meslektaşlarını etkilemeye girişmiştir.

 

Türkiye’yi bekleyen  

Türkiye’nin Batı âlemine yaklaşması kendi menfaati icabıdır. Siyasi alandaki anlaşmalar, iktisadi, ticari alandaki sözleşmeler, telekomünikasyon tesis ve bağlantıları Batı ülkelerinin standardındadır, anlayışındadır. Bütün alt yapı bu sistem üzerine kurulmuştur.

ABD’nin, kendi çıkarları doğrultusunda AB’yi de programladığını ve Türkiye’ye yeniden el uzattığını görüyoruz. Macaristan’ın devreye girerek Türkiye’ye tahsis edilen fonun Türkiye buna her halükârda icabet edecektir. Yalnız eski dostluk günlerine geçişin süresi biraz uzun olabilir. Süreç uzun bile olsa inatla bu tavrı sürdürmek gerekir.

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam