Başını verenler
**Jan (Johannes) Hus (1370 Bohemya-6 Temmuz1415 Konstanz), Hristiyan reformcu ve teologdur. Papaz ve bir dönem Prag Üniversitesinin rektörlüğünü yapmıştır. Jan Hus, Konstanz konsili tarafından yakılarak infaz edilmiş ve alevlerin içinde yitip gitmiştir.
**Girolamo Savonarola (21 Eylül 1452-23 Mayıs 1498), Dominiken din adamı ve Floransa kentinin 1494-1498 yılları arasındaki hükümdarıydı. Rönesans karşıtı vaazları, günah olarak gördüğü kitap ve sanat eserlerini yaktırmasıyla tanınır. Nisan 1498’de Savonarola tutuklanmış ve işkenceye alınmıştır.
Önce sözlerini geriye almış, sonra yeniden direnmeye başlayınca iki Dominiken arkadaşı ile birlikte ölüme mahkûm edilmiştir. 23 Mayıs 1498’de Floransa’da asılmış ve cesedi yakılarak külleri Arno Irmağı’na atılmıştır.
**En koyu bağnazcılığın temsilcisi Jean Calvin ( Temmuz 1509 Noyon-Fransa- 27 Mayıs 1564 Cenevre-İsviçre), Fransız din reformcusu veya devrimcisi. 16’ncı yüzyılda Avrupa’da gelişen Reform hareketinin en önemli önderlerinden ve Kalvinizm mezhebinin kurucusudur. Ayrıca, Presbiteryenlik üzerinde derin izler bırakmıştır.
1559'da yeni bir akademi kurarak, bugünkü Cenevre Üniversitesinin temelini atmıştır. Böylece Cenevre, Protestan din bilginlerinin toplandığı büyük bir öğrenim merkezi durumuna gelmiştir. Calvin Cenevre’de bulunduğu sırada, bir yandan kentin yönetim ve eğitim sorunlarıyla ilgilenirken, öte yandan görüşlerine ve öğretisine karşı çıkanlarla da uğraşmak zorunda kalmıştır. Calvin’e karşı çıkanlardan biri de İspanyol din bilgini Miguel Servet olmuştur. Servet 1553’te tutuklanmış, daha sonra kazığa bağlanarak yakılmıştır. Herkes yazgısının hazırladığı trajediyi yaşamıştır.
**Thomas Müntzer (d. 1488 civarı - ö. 27 Mayıs 1525), reform devrinin erken dönem Alman teoloğu ve anabaptistidir. Müntzer birtakım anti-Lutherci yazılarıyla Luther’e karşı çıkmış, Köylüler Savaşı sırasında asilerin lideri olmuştur.
Frankenhausen muharebesinde Müntzer ve çiftçileri yenilgiye uğradılar. Müntzer yakalanınca işkence gördü ve sözünden dönmek zorunda kaldı. 27 Mayıs 1525’te Thüringen-Muehlhausen’de başının kesilmesine razı oldu. Kafası ve gövdesi sergilendi.
**John Knox (1514-24 Kasım 1572), ülkenin Reformunun lideri olan İskoçyalı bir bakan, teolog ve yazardı. İskoçya Presbiteryen Kilisesinin kurucusuydu. Doğu Lothian, Haddingtonda bir sokak olan Giffordgate’de doğan Knox, St Andrews Üniversitesinde eğitim gördüğüne ve noter rahip olarak çalıştığına inanılıyor.
**Luther, imparatorun yüzüne “Başka türlü davranmam olanaksızdır” diye bağırır. Thomas Morus ve John Fisher başlarını cellâdın kütüğüne koyarlar. Tümü de unutulmaz kahramanlardır. İnançları uğruna yaptıkları çılgınlıkları sonuna kadar savundular, acılarının esrikliğine kapılıp yazgılarında yüceldiler.
Bağnaz kafaların geldiği nokta
Geçtikleri yerlerde din savaşlarının alevleri yükseldi. İç çekişmelerde yakılıp yıkılan şato ve kaleler her bağnaz kafanın ayrı biçimde yorumladığı Hz. İsa’nın ne denli kirletildiğine tanıklık etti. Otuz yıl savaşlarının, bu cehennem görüntülerinin yıkık kentleri, yağmalanmış köyleri, Tanrı’nın gökkubbesi altında insanoğlunun hoşgörüsüzlüğünden yakınışını dile getirdi.
**Desiderius Erasmus Roterodamus
(28 Ekim 1466 Rotterdam/Hollanda-12 Temmuz 1536 Basel/İsviçre) Hayatı boyunca Avrupa’nın değişik ülkelerinde bir gezgin gibi yaşayan Erasmus’un en önemli eseri “Deliliğe Övgü” (Moriæ Encomium), günümüzde de geçerliliğini korumakta ve bağnazlığa karşı kaleme alınmış en önemli yapıtlardan biri sayılmaktadır.
Reform girişiminin görkemli tablosunda Erasmus’un yeri en arkalardadır. Ön plana çıkarılanlar ise deha ve inançları başlarına vuranlardır.
Bütün bu kaosun ortasında kilise savaşlarının büyük önderlerinin gerisinde Erasmus’un ince çizgili, belli belirsiz bir acının izlerini taşıyan yüzü yükselir. Hiçbir işkence direğine bağlanmamıştır. Eli kılıç tutmamış, yüzünde hiçbir zaman aşırı bir tutkunun izleri belirmemiştir.
Holbein’ın fırçasıyla ölümsüzleşen, içinde mavi parıltılar uçuşan sıcak gözleri bakışlarını o kitleler kargaşasından bugüne kargaşadan yana o günlerin gerisinde kalmayan zamanımıza kaydırır. Yüzünden yazgısına boyun eğiş okunur. İnsanoğlunun öncesiz çılgınlığına yabancı değildir. Öte yandan hafif fakat kendinden emin bir gülümseme de titrer dudaklarında.
Sonuç
Berberde tıraş olurken saçınız öne düşünce görürsünüz ak mı kara mı? Başınız öne düştüğünde görme şansınız var mı?
Sizlere fikre itibar, inanca hürmetin nelere mal olduğuna dair örnekler sundum. Bize insan hakları dersi veren Avrupalıların Rönesans ve Reform dönemlerini yaşayanlara reva gördüğü muamelelerden bir demet sundum. Takdiri sizlere bırakıyorum.