SON DAKİKA
reklam
reklam

Gerginlik kronik hale geliyor

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 20 Nisan 2021, Salı - 00:22   Okunma Sayısı:

AB’nin güneydoğu sınırları, Yunan karasuları ve Ege adaları ile Kıbrıs Rum kesiminin karasularının bittiği noktalardan geçer. Eski tanımlamalara göre Avrupa sınırları ile 1991 sonrası AB’nin sınırları arasında büyük farklılıklar vardır.

 

Burada belirgin faktörlerden birisi NATO’dur. Bulgaristan ve Romanya sayesinde AB, Karadeniz’e ulaşma imkânı bulabilmiştir. İngiltere hariç, AB’nin kapsadığı alan 4,5 milyon km2 kadardır. Yunanistan, Avrupa’nın güneydoğusunun uç ülkesidir.

 

ABD-Türkiye ilişkileri

ABD-Türkiye ilişkileri son 10 yılın en buhranlı dönemini yaşamaktadır. Özellikle İncirlik üssünün kullanımı konusunda yaşanan olumsuzluklar, Amerika’nın başka yerlerde yeni üs veya üsler açmak istemesine yol açmış, Ürdün ve Yunanistan gibi ülkelerde yeni üs arayışlarına girmiştir.

 

Boğazlara yakın olması nedeniyle Türkiye-Yunanistan sınırına yakın bölgelerde asker konuşlandıran ABD, bir yandan da Yunanistan’a zırhlı araçlar vermiştir.

 

Lozan ve Montrö sözleşmeleri

14 Temmuz 1923’te imzalanan “Boğazlar Rejimine İlişkin Sözleşme”, Lozan Antlaşması’nın ekinde yer almaktadır. Daha sonra 24 Temmuz 1923’te Lozan Antlaşması imzalanmıştır. Karadeniz’in güvenliğinde özellikle ABD ve NATO’nun, Rusya’yı çevreleme politikası, bölgede gerilimi arttırmaktadır. Bu kapsamda, Karadeniz sık sık hem deniz hem de hava güçlerinin karşı geldiği bir saha olarak karşımıza çıkmaktadır.

 

Karadeniz’e kıyısı olan altı ülke, Montrö sözleşmesi sayesinde 1936 yılından beri huzur içinde yaşayabilmektedir. Rusya’nın tedirginliğine yol açan sebepler;

 

  • Bulgaristan ve Romanya’nın Karadeniz’e kıyısının olması,
  • Rusya’nın Gürcistan, Kırım ve Ukrayna’ya müdahalelerine karşı NATO bayraklı

gemilerin operasyonel faaliyetlere yönelmeleri sayılabilir.

 

 

***                                   ***                                     ***

 

Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, Montrö Boğazlar Sözleşmesi'nin alternatifi bulunmadığını ve Türkiye’nin bu sözleşmeye uyum konusunda sorumlu bir yaklaşım sergileyeceğini umduklarını ve Türkiye’nin bu konuda özel bir role sahip olduğunu söylemiştir.

 

Zaharova, yaptığı açıklamada Rusya’nın 1936 yılında imzalanan Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin taraf devleti olduğunu anımsatarak 

 

"Anlaşmayı revize etmeye yönelik her türlü girişim ülkemizin çıkarlarını etkiler. Bu sözleşmeyi Karadeniz havzasında istikrar ve güvenliğin, özellikle de savaş gemileri trafiğinin kilit faktörü olarak görüyoruz" demiştir.

 

Yukarıda sayılan durumlar Karadeniz’e dengesizlik getirmekte, yapılan açıklamalardan da Türkiye ve Rusya arasında gerginliğe sebep olabildiği gözlemlenmektedir.

 

***                                   ***                                     ***

 

Kanal-İstanbul projesinin hayata geçirilmesi sonucu daha çok mal sevkiyatı gerçekleşeceğinden trafik hizmetleri de yoğunlaşacaktır. Türkiye’nin şimdiden alternatif planlar hazırlaması, hukuki mevzuatı daha bir özenle hazırlaması elzem olacaktır.

 

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam