SON DAKİKA
reklam
reklam

Eğitim Sistemimizde Kayda Değer Bir Örnek Köy Enstitüleri

Köşe Yazarı: Sinan ERDOĞDU   Eklenme Tarihi: 23 Nisan 2021, Cuma - 12:30   Okunma Sayısı:

Kıymetli okurlarım, bundan tam 81 yıl önce (17 Nisan 1940) tarihi bir olay yaşandı. Köylerin eğitim yoluyla gelişmesini hedefleyen, Cumhuriyet tarihimizin en önemli eğitim hamlelerinden olan Köy Enstitüleri kurulmuştu. Eğitim ve öğretime büyük önem veren Cumhuriyetimizin Kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, Başbakan İsmet İnönü, Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel ve İlköğretim Genel Müdürü İsmail Hakkı Tonguç’un başkanlığında 1937 yılında Türkiye’de üç eğitmen okulu açılmıştır. Bunlar Düziçi (Adana), Hasanoğlan (Ankara) ve Cilavuz (Kars) Eğitmen Okulları’dır. Daha sonra bu okullar 17 Nisan 1940 tarihinde KÖY ENSTİTÜLERİ adını alarak "Anadolu Aydınlanmasına" ışık tutmuştur. Köy enstitüsü ile halkevleri halkın buluşma noktası olarak, sosyal ve kültürel bir hareketliğe yol açmıştır. Bu iki kurum köylerin kalkınması için gerekli eğitim, yetki ve karar alma mekânları olarak topluma önemli hizmetler vermiştir. Köy Enstitüleri ve Halkevleri halk kültürünün yüceltildiği eğitim kurumları olarak önemli hizmet görmüşlerdir.

Bu yazı hazırlanırken çok değerli katkıları için çok kıymetli Yaşar Geler hocamıza çok teşekkür ediyorum.

 

*************************************************************************

Köy Enstitülerinin kuruluş amacı ve tarihçesi

Değerli okurlarım, yeni kurulan cumhuriyetin ilk kuruluş ve yerleşme süreci içerisinde 24 Kasım 1928’de Millet Mekteplerinin yaygınlaştırılması ile eğitim süreci farklı bir şekilde işlemeye ve yol almaya başlamıştır.

Bu hareketle, eğitim süreci başlatılırken, zaman içerisinde sadece öğrenci eğitmek değil, öğrenci eğiticisi ve halkın eğitilmesi ve üretim sürecine katılması da hedef alınarak, 1936 yılında Saffet Arıkan’ın Maarif Vekilliği döneminde Köy Eğitmenliği projesi hayata geçiriliyor.

Yetiştirilen öğretmenler sadece okuma yazma öğretmeyecek, köylüyü de eğitecekti. Bu hareketle belki de Köy Enstitülerinin temeli atılmış oluyordu. Süreç işliyor, Anadolu aydınlanması hızla ilerliyordu.

Buna paralel olarak da Hasan Ali Yücel’in Bakanlığı ve İsmail Hakkı Tonguç’un İlköğretim Genel Müdürlüğü döneminde 28 Aralık 1938’ de köye hem bir öğretmen hem de modern üretim araçları ve tarım yöntemleri sağlamak ve eğitimin mali yükünü hafifletmek amacıyla önemli adımlar atılmış, planlamaları yapılmıştır.

17 Nisan 1940 tarihi ve 3803 sayılı yasa ile Köy Enstitülerinin kuruluşu Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde birçok karşı duruşa rağmen yasalaşmıştır.

 

*************************************************************************

Köy Enstitülerinin Felsefesi;

-Öncelikle siyaset üstü bir pedagojik yaklaşım içeriyordu.

-Özellikle yaparak yaşayarak öğrenme modelini içermiş olmasıydı.

-Köy-kent ilişkisini geliştiren, köy-kent uyuşumunu sağlayan, köy-kent arasındaki eşitsizliği gideren bir eğitim modeli olmasıydı.

-Pratik bilgilerle köylüyü bilinçlendirmek ve üretime katmak amacı gütmesiydi.

–Özellikle askerde onbaşı, çavuş gibi askerlerin Ziraat Bakanlığı’nın işbirliği ve Devlet Üretme Çiftliklerinde eğitilerek köylerine bilinçli bir şekilde gönderilmiş olmasıydı.

*************************************************************************

 

Köy Enstitülerinin ders programlarında; -Öncelik tarım olmak üzere, tarla ziraatı, bahçe ziraatı, sanayi bitkileri, kümes hayvancılığı, arıcılık, ipekböcekçiliği, balıkçılık ve su ürünleri gibi ekonomiyi güçlendirmeye ve üretime katkı sunmayı amaçlamıştır.

–Kültüre de öncelik verilmiş, Türkçe, tarih, coğrafya, yurttaşlık, yabancı dil, resim, müzik, beden eğitimi, askerlik, ev idaresi, çocuk bakımı, ziraat, kooperatifçilik gibi iyi bir vatandaş yetiştirmeyi amaçlamıştır. -Teknik olarak da, köy demirciliği, dülgerlik ve özellikle kızları hedef alan el sanatları derslerine ağırlık verilerek köylünün üretime katkısı amaçlanmıştır.

Köy Enstitülerinin tamamen kalkınmayı öne alan, çağdaşlaşma yolunda atılımlar yapmayı sağlayan ve iyi bir yurttaş olarak yetişmeyi amaçlayan bir eğitim modeli olduğu açıkça görülmektedir.

Ayrıca özellikle icat etmeye, yaratıcılık yönlerini öne çıkarmaya ve ezbercilikten tamamen uzaklaştıran bir eğitim modelidir.

- Anadolu aydınlanmasının önünü açan bir eğitim modelidir.

– Köy Enstitüleri Eğitim Modeli tamamen yerli ve milli bir modeldir.

- Hiçbir ülkeden alınmış ya da örneklenmiş bir model değildir.

-O zamanın şartlarında akılcı düşünen yetişmiş modern beyinlerin ürettiği bir eğitim modelidir.

-Üretime dayalı, ekonomiyi kalkındırmayı amaçlayan bir modeldir.

–O şartlarda yetişmiş fazla eğitim bilimcilerimizin olmamasına rağmen geliştirilmiş bir modeldir.

Bu özellikleri düşünüldüğünde bir ülke için en sağlıklı bir eğitim modeli olduğu kaçınılmazdır. Köy Enstitüsünden yetişen bir öğretmen, köyde hem öğretmen, hem doktor, hem veteriner, hem arıcı, hem çiftçi, hem ziraatçı kısacası her şeydi. Köylünün aklı, eli, kolu, bacağı, beyni yani her şeyiydi.

 

*************************************************************************

Köy Enstitülerinin Kapanması

Bu önemli eğitim modeli 1946 yılına kadar sürdürülebilmiş ve sistem sendelemeye başlamıştır. Hasan Ali Yücel'den sonra Milli Eğitim Bakanı Olan Reşat Şemsettin Sirer zamanında önce Köy Öğretmen Okullarına dönüştürülmüştür.

Daha sonra bu okullar da 27 Ocak 1954 tarihinde tümden kapatılmıştır. Gerekçesi her ne olursa olsun, bu okulların kapatılması ülkemiz eğitimi açısından hiçte iyi olmamıştır. Daha sonra gelişen Türkiye’de onlarca eğitim bilimci yetiştirilmesine karşın, ne yazık ki her farklı dönemde başka ülkelerin eğitim modelleri örnek alınmaya başlanmış ve ülkemizin özelliklerine cevap veremediği içinde her defasında vazgeçilerek başka farklı ülke eğitim modelleri denenmeye başlanmıştır.

 

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam