SON DAKİKA
reklam
reklam

Cumhuriyet dönemine kadar Gelibolu

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 25 Nisan 2021, Pazar - 01:59   Okunma Sayısı:

Gelibolu Yarımadası ve 1915 yılının acı dolu günleri… Gelibolu hakkında yüzlerce kitap yazılmış olmasına rağmen hâlâ da yazılmaktadır.

 

   Gelibolu, Osmanlı hükümranlığına geçtiği 14’üncü yy.dan “Yükseliş Devri”ne kadar durağan bir gelişme göstermiştir. İmparatorluk’un “Yükseliş Devri”nde Gelibolu, Akdeniz egemenliğine açılan kapı olması nedeniyle donanmaya üs, çıkış noktası ve sığınma merkezi olmuştur. 25 Nisan Kara Muharebeleri Günü anısına değişik bir yazı hazırladım. Bu incelemeyi sizlere sunmak istiyorum.

 

  1. Osmanlı İmparatorluğu Dönemi

   a.17’nci yy. tevzi (dağıtım) defterlerinde Donanma-yı Hümayun gemileri için Gelibolu’da peksimet pişirildiği,[1] mekkâri, bargir ve öküz arabalarının Gelibolu’dan temin edildiği,[2] icmal defterlerinde odun, kömür, güherçile, kara barut ve sair mühimmat masrafının mübayaa edildiği belirtilmekte ve Gelibolu’da bir baruthane bulunduğundan söz edilmektedir.[3]

   b.Mevacib defterlerinde gılman-ı acemiyan cemaatlerine, bölüklerde çalışan usta, amele ve emeklilere yapılan ödemelerden bu kişilerin Edirne ve Gelibolu’daki bahçe ve bostanlarda çalıştıklarını öğreniyoruz.[4]

    c.Muhtelif kalelerin muhafazasına tevdi edilmiş haseki, şüturban, çavuş ve sekbanlarla Belgrad muharebesinde esir düşen efradın isim ve miktarlarıyla Gelibolu yamaklarının isimleri, müfredat kayıtlarında ve mevacib defterlerinde zikredilmektedir.[5] 30 Temmuz 1855 tarihinde Gelibolu-İskenderiye arasında yapılacak olan telgraf hattının ve telgraf görüşmelerinin müteahhit firmaya hangi şartlarla ihale edileceğine dair Fransız konsolosluğundan gönderilen bir varak mevcuttur.[6]

     d.21 Ocak 1865 tarihli bir başka belgeye göre Biga Mutasarrıfı Hakkı Paşa, Gelibolu’da mukim Yunan Konsolosluğu tercümanını azarlamış, bunu kötü muamele kabul eden konsolos, Osmanlı hükümetine şikâyet telgrafı çekmiştir.[7]

 

   e.Balkan Harbi süresince Anadolu’ya göç edenlerin ilk duraklarından biri olan Gelibolu, aynı zamanda ilk tedavi ve barınma yeridir. Mazlum insanlara “han” olmuştur, “misafirhane” olmuştur.

 

   f.Osmanlı Hükümeti, I. Dünya Harbi yıllarında Gelibolu’daki İngiliz mezarlarının denetimini yapmak isteyen Amerikan Sefareti’ne bu izni veremeyeceğini ve mezarının bulunması istenilen İngiliz erinin defnedildiği yerin belirlenmesinin mümkün olmadığını bildirmiştir.[viii]

 

  1. TBMM Dönemi

   a.Mudanya Mütarekesi’nden Lozan Antlaşması’na kadar olan dönemde de Gelibolu yarımadası üzerinde İngiltere başta olmak üzere işgalci devletlerin tahakküm, ilgi ve talepleri devam etmiştir. 17 Mart 1923 tarihli bir belgeye göre İngilizlerin Çanakkale’de; Fransızların ise Gelibolu, Trakya, Eceabat ve civarında yaşayanlardan seyahat belgesi istemek suretiyle halkı bezdirip bunalttıkları anlaşılmaktadır.[ix]

   b.Bir diğer belgede deniz yoluyla İstanbul’a gelip giden yolcular için Türk yetkililer tarafından konmuş olan kurallara Fransız işgal kuvvetleri tarafından müdahalede bulunulduğu belirtilmektedir. Gelibolu’daki Fransız askerlerinin TBMM hükümetinin içişlerine karışma anlamına gelecek uygulamalar 22 Mart 1923 tarihinde verilen bir notayla protesto edilmiştir.[x]

   c.İngiliz mezarlıkları amelesinden bir Ermeni hakkında Gelibolu Adliyesi’nin ihzar müzekkeresi çıkarması nedeniyle Gelibolu İngilizler Komisyonu Reisi’nin Eceabat kaymakamıyla jandarma komutanını tehdit ettiği belirtilmiştir.[xi] Amiral Bristol’ün Gelibolu muharebe sahasını görmek üzere beş kişilik bir heyete müsaade edilmesi ricasında bulunduğuna dair evrak vardır.[xii]

  1. Cumhuriyet dönemi

   a.Seddülbahir’de bulunan harp mezarlarını gezmek için Gelibolu’ya gidecek olan Fransız sefiri ve beraberindeki heyete kolaylık gösterilmesi konusunda yazışmalar mevcuttur.[xiii] İngiltere Dz.K.K. Amiral Beatty’nin, yatıyla Romanya’ya giderken Gelibolu’yu ziyaret etmek için müsaade istemiş,[xiv] 17 Ocak 1924 tarihinde Avustralya Başbakanı Mr. Bruce’un ülkesine dönmeden önce Avustralyalıların defnedildiği Gelibolu İngiliz Mezarlığı’nı ziyaret etmek arzusunu iletmiştir.[xv] İngiliz Askeri Ataşesi Albay Berr’in avlanmak için Gelibolu’ya gideceği, geldiğinde kendisine kolaylık gösterilmesi istenmiştir.[xvi]

   b.Bu birkaç örnek dışında Gelibolu deniz fenerleri, Aya Dimitri kilisesinin yıkılan çan kulesinin restorasyonu, Rum cemaati çocukları için yaptırılmak istenen mektep, Musevi havrası gibi her döneme ait yazışmalar, tayin emirleri ve mahkeme kararları da ilginçtir.

   Küçücük bir ilçe olmasına rağmen Payitahta yakın olması ve deniz bağlantısının bulunması, Gelibolu’nun İstanbul kültüründen etkilenmesine ve dolayısıyla bu evrensel kültürün bir ayağını oluşturmasına neden olmuştur. Gelibolu’nun birçok ilçemize kıskançlık çektireceğini ve hatta kendisine gıptayla baktıracağını sanıyorum.

   Gelibolu hakkında ortaya koymaya çalıştığım bu satırların bir farklılık yaratacağını ve geçmişten günümüze bir renk katacağını sanıyorum. Cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk ve silah arkadaşları başta olmak üzere tüm şehitlerimize rahmetler diliyorum.

                                 .                                              

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam