SON DAKİKA
reklam
reklam

MUTLU ET MUTLU KAL

Köşe Yazarı:   Eklenme Tarihi: 10 Mayıs 2021, Pazartesi - 01:57   Okunma Sayısı:

Güneş herkesin karşısında dik durma modundan düşmüş, eğime geçmişti. Kısacık gölgelerin uzamaya başladığı, ağaçların yapraklarını açtığı, kelebeklerin daldan dala konduğu bir akşamüstüydü. Bütün dünyaya uzunca bir zamandır musallat olan o malüm virüs yüzünden sokağa çıkma yasağı olmasına rağmen, insanların market, kargo gibi hizmetlerinin görülmesine göz yumulduğu güzel bir ilkbahar günüydü.

Adeta ‘’ben yiyemedim sen ye’’ diyerek ‘’T’’sini yabancılara sattığımız, posta, kargo taşıyarak hamaliyesinden para kazanmaya çalıştığımız, armasında ‘’Ptt’’ yazan şubelerden birinin önüne geldiğimde; ömrünün son çeyreğine girdiği; dökülen saçlarından, kalınlaşan belinden ve de alınındaki çizgilerinden rahatlıkla anlaşılan telaş içindeki adam gönderi kolisinin üzerine koyduğu Kargo Gönderi Evrakını yazdıracak birilerini ararken beni kendine emsal görmeli ki, ‘’imdat’’ dercesine mahzun mahzun yüzüme baktı...

Kendimi beden dilini okumada yeterliliye sahip hissetmenin verdiği bir çeviklikle şahsın imdadına yetiştim. Son bir yılda çıkan iki kitabımı okuyucularıma gönderirken doldurmakta ustalaştığım Kargo Gönderi Evrakını elinden alıp adresini gayett de okunaklı yazmaya başlarken:

            ‘’Galiba gözlüğünüz de var’’ diyecek kadar gözümdeki gözlüğü görmekte zorlandığını tahmin ettiğim adamın evrakını doldurdum. Hatta daha da ileriye giderek; üç nüshanın ikisini kendisine, ilkini de kolinin üzerine yapıştırarak görevliye bile iş bırakmamıştım... Gayet nazik bir sesle:

            ‘’Beyefendi sıra sizde’’ diye uyarmasıyla içeri girdim. Adıma gönderilen kargomu alıp dışarı çıkarken yine göz göze geldiğimiz adamın yüzündeki tebessüm görülmeye değerdi...

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam