SON DAKİKA
reklam
reklam

Günlük tespitler I

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 27 Temmuz 2017, Perşembe - 09:00   Okunma Sayısı:

Fötr şapkalı bey önümde yürüyordu. 18 Temmuz günü İstanbul ve çevre iller büyük sağanak yağışlarına maruz kalmıştı. Metrodan çıkar çıkmaz şemsiyemi açmış,  Kadıköy’deki Karaköy iskelesine doğru koşar adımla gidiyordum. 
Önümde giden fötr şapkalı bey biraz daha yaşlıydı. Şemsiyemin altına gelmesini teklif edecektim. Tiyatro binasıyla iskele arasında İBB’nin Beyaz Masa’sı vardır. Tam bunun önüne geldiğimizde binanın saçak oluğu yarıldı ve sular kütle halinde bey’in başına döküldü. İyi ki saçak düşmedi… Ben beye yardımcı olmaya çalışırken o mırıldanıyordu:
    ---Hey mübarek! Rahmet bana faiziyle geldi…
Astım hastası ve sigara içiyor. Uyardım kendisini…
    ---Ama siz sigara içiyorsunuz?
    ---B.k yemiyorum ya!
Liseye gidiyor, yaz tatillerinde küçük bir atölyenin kasiyerliğine bakıyordu. Alış veriş yaptım, parayı nasıl ödeyeceğimi sordu. Ben de taksit de oluyor mu diye sordum. Nakit sözcüğünün İngilizcesini söyledi.
    --- O ne demek, yazar mısın, dedim ve yazdı…
    --- Keş. 
Önce Kadıköy-Karaköy vapurunda görmüştüm onu dilenirken… Her gittiği kişiye Allah rızası için diye başlıyor, parayı alınca bir şey demeden diğerine geçiyordu. Para vermeyen olursa da “Allah’tan kork, hiç mi Allah korkun yok senin?” türünden sözler ediyordu. 
Sonra Karaköy’de iskele civarında dilenirken gördüm onu. Yere oturmuş, mendilini açmış, değneği yanında dileniyordu… Selam bile vermeden gittim yanına oturdum ve bir şeye kızmış havasıyla konuşmaya başladım. Gayem onu konuşturmaktı.
    ---Yav memlekette hiç insanlık kalmamış. Birisinden iki lira yol parası istedim, yüzüme bile bakmadı, dedim… Ve dökülmeye başladı hemen.
    --- Sen daha yeni başlamışsın. Ben günlerdir el açıyorum, bu (sin kaflı küfürler) insanların elleri ceplerine gitmiyor. Dur bakalım, göreceksin daha nelerle karşılaşacağını…
Sizlere itiraf edeyim ki, bu adama para vermeyenlerden birisi de bendim. O küfürden ben de nasibimi almış oldum. Şu adamı biraz sıkıştırmanın zamanı geldi diye düşündüm ve yüklenmeye başladım:
    ---Belediye burada dilenenleri her gün topluyor ve İstanbul dışına sürüyor. Senin dilendiğini görürlerse halin harap…
    ---Kardeşim, sen de bi’ tutturdun dilenmek, dilenmek diye. Dileniyor muyum ben?
    ---Evet dileniyorsun. Konuşmamızın başında “el açıyorum” demedin mi?
    ---Demedim.
    ---Belediye görevlileri gelir de bu adam dileniyor muydu derlerse dilendiğini söylerim. Bak önüne mendil de sermişsin zaten… Hışımla mendili topladı.
    ---Sen vapurda yolculara burada da insanlara “ Allah’tan korkun!” demiyor musun? Ben de Allah’tan korkuyorum. Sorarlarsa doğruyu söylerim…  
Bana ters ters baktı, değneğini vura vura koşar adımlarla uzaklaştı. Şimdilerde görünmüyor ortalıkta…

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam