SON DAKİKA
reklam
reklam

Fas ve Afrika’ya duyulan ilgiler

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 9 Haziran 2021, Çarşamba - 08:07   Okunma Sayısı:

 

Fas’ta düzenlenen askeri tatbikat

Basında çıkan haberlere göre, ilki 2007 yılında Fas ve ABD silahlı kuvvetleri tarafından yapılan ortak operasyonun ikincisi, daha büyük çaplı olarak 7 Haziran Pazartesi günü icra edilecekmiş. Afrika kıtasının en büyük askeri tatbikatı olan "Afrika Aslanı 2021" tatbikatına üç kıtadan dokuz ülkenin katılacağı, tatbikatın 18 Haziran tarihlerine kadar süreceği ve ülkenin orta kesimindeki Agadir, Tantan ve Tafravut, kuzey kesimindeki Tifnit ve Kuneytra bölgeleri ile Batı Sahra’daki Mahbes bölgesini kapsayacağı ifade edilmiş.

Tatbikatın amacı ortak güçlerin kabiliyetlerinin güçlendirilmesi, ortak operasyonların yürütülmesi ve planlanmasında yeterliliğin artırılması olarak açıklanmış ve ABD'nin yanı sıra İngiltere, Brezilya, Kanada, Tunus, Senegal, Hollanda ve İtalya’nın katılacağı, bunun yanı sıra NATO ile 30 ülkeden askeri gözlemcinin hazır bulunacağı kaydedilmiş.

  1. Önceki ABD Başkanı Trump, 10 Aralık 2020’de Fas’ın batı Sahra üzerindeki

egemenliğini tanımış ve burada ABD konsolosluğunu açtırmıştı. Bu nedenle tatbikatın bir bölümü Fas’ın 1975’te kendi hâkimiyetine kattığı eski İspanyol sömürgesi Batı Sahra’nın en büyük kenti Ed Dahle yakınındaki Mahbes bölgesini kapsamaktadır. Ed Dahle havaalanı olan ve Atlas Okyanusu’na açılan liman kentidir.

  1. Güneydeki Batı Sahra bölgesi Bukra’da fosfat rezervleri ve az sayıda maden cevher ve

kaynakları bulunmaktadır. Böylece ABD’nin bölgeye ilgisi daha net anlaşılmış olacaktır.

 

Bugünkü Fas

   1912 ile 1956 arası Fas, Akdeniz kıyıları İspanya’ya ait olmak üzere; Fransa’nın sömürgesidir. 1962’de monarşi yönetim şeklinin önüne parlamenter sıfatı eklenir. Bugün nüfusu 33 milyona ulaşan Fas’ın yüzölçümü 447.000 km2’dir. Kişi başına düşen geliri 3000 dolar, nüfusunun okuma yazma oranı % 50 civarındadır. Araplar genellikle ülkenin kuzey kesiminde, Berberiler güney kesimindedir.    

   Ülkede Fransız, İtalyan ve İspanyollardan oluşan bir yabancı kitleyle altı bin civarında Musevi bulunmakta, yaklaşık yarısı Fransa’da ikâmet eden bir buçuk milyon Faslı ise yurtdışında yaşamaktadır.

   Ülkenin en önemli siyasi problemi Batı Sahra üzerindedir. Fas’tan ayrılma Cezayir taraftarlarının yönetimle karşı karşıya geldiği bu bölge Cezayir ile Fas arasındaki sınır problemini oluşturur. Fas, Soğuk Savaş döneminde diğer Arap ülkeleri gibi Sovyetlerin yanında yer almamış, radikal İslam’a da yer vermemiştir.

   Zengin fosfat yataklarına sahip olan Fas’ın, hidrokarbon ihracatındaki en büyük limanı Casablanka’dır. Akdeniz kıyısındaki Tangier ikinci büyük limandır. 12 havaalanı bulunan ülkede havaalanlarının fizibilite çalışmalarının finansmanı ABD yardımlarıyla karşılanmıştır.

 

19’uncu yüzyıl

   Almanya’nın Afrika’nın kuzey sahillerine olan ilgisi dün başlamamıştır. Afrika’nın paylaşılması konusunda İngiltere, Fransa ve Almanya’nın özellikle 19’uncu yüzyılda sinsi faaliyetleri olmuştur. Bu faaliyetler daha ziyade Fas’ın servetlerinden istifade etmek gibi bir düşünceyle ticari bağlamda yapılmıştır.[1]

   Bu düşüncenin arkasında Afrika’ya açılmak, Akdeniz’de yapılacak faaliyetlerde üs temin etmek, Fransa’nın Fas’taki faaliyetlerini kontrol altında tutmak ve nüfuzunu kırmak gibi kuvvetli bir istihbarat hırsı yatmaktadır. Kömür deposu ile tersane inşası için Fas hükümetine yaptığı ısrarlı talepler sonunda Cezayir ile Melilla arasında bulunan araziyi koparabilmiştir.[2]

20’nci yüzyıl

   Alman imparatoru bu dönem içinde Portekiz, Fas ve İtalya’yı kapsayan Akdeniz seyahatine çıkmıştır.[3] Almanya’nın uzak hedeflere olan ilgisine kayıtsız kalmak istemeyen Amerika, gelişmeleri izlemektedir. O sırada Fas’ta bulunan bir Amerikan filosu limandan ayrılarak Phalere limanına gitmiştir.[4]

   İtalya kralı ile görüşen Alman imparatoru, Almanya ile Fransa arasında Fas meselesi hususunda vuku bulan anlaşmazlığı ele almıştır.[5] 1911 yılında ortaya çıkan yeni bir gelişme üzerine Alman imparatoru, Almanya’nın Fas meselesine karşı ilgisiz tavır takınan Avusturya-Macaristan Hariciye Nazırı Kont Aehrenthal’ı da eleştirmekten geri kalmamıştır.[6]

Agadir Olayı

   (Agadir Bunalımı veya II. Fas Bunalımı) Almanya, 1911 yılında Fransızların Fas üzerindeki haklarına meydan okumuştur. Fas üzerinde otoritesinin sarsılabileceği ve muhtemel karışıklıkların ortaya çıkabileceği düşüncesiyle bir önlem olarak Fransa, Fes şehrine asker göndermiş ve Algeciras Antlaşması’nı açıkça bozmuştur.

   Bu durum üzerine Almanya, Fransa’ya gözdağı vermek amacıyla Temmuz 1911’de Agadir limanına “Panther” gambotunu göndermek suretiyle uluslararası bir krize yol açmıştır. “Agadir Olayı” 1911’in yaz ve sonbahar ayları boyunca süren savaş söylentileri, Almanya ve Fransa’yı savaşın eşiğine getirmiştir. Ne çeşit bir tazminat istenmiştir? Bir Fas limanı mı? Yahut Fas’ın Atlantik kıyısında bir parçası mı? Sonuç alınamadan İngiltere devreye girmiş, hatta olası savaş hazırlıklarına başlamıştır.

   Bu kadar riskli bir durum karşısında Almanya geri adım atınca 4 Kasım 1911’de imzalanan sözleşmeyle bunalım yatıştırılmıştır. Sözleşme gereği Fas Fransa’nın protektorası (himayesi altında) olmuştur.[7]

1990 ve sonrası

   1990’larda siyasi birleşmesini tamamlayan Almanya, ekonomik yönden güçlendikçe uluslararası arenada daha etkin bir rol oynamaya başlamış, Afrika’nın jeopolitik öneminin artması Almanya’nın da kıtaya olan ilgisini yoğunlaştırmıştı. Almanya’nın Afganistan’daki uluslararası barış gücüne katılması, Ortadoğu’daki gelişmelerde “Ben de varım” demesi ve Afrika Boynuzu (Afrika’nın doğusunda Etiyopya, Somali, Eritre ve Cibuti’yi içine alan ve Arap Yarımadası’nı çevreleyen bölge) krizlerine aşamalı olarak müdahale etmesi bu ilginin tezahürüdür.

   Aynı şekilde 18 Aralık 2010’da Tunus’ta başlayan “Arap Baharı” dönüşümleriyle birlikte Almanya’nın Kuzey Afrika’da daha büyük roller üstlenmeye yöneldiğini görüyoruz.

Sonuç

Dün Fas’ın nimetlerinden ve stratejik avantajlarından istifade eden devletlerin bugün Fas’ta düzenlenen büyük çaplı askeri tatbikatlara katıldığını görüyoruz. Bu ülkeler, gelecekte muhtemel emellerinin harekât planlarını da çizmiş ve hazırlamış olacaklardır. Bölüşüm ya da paylaşım zaman ve mekân farkı gözetmeksizin devam etmektedir.

 

[1] Tarih :21//1886 (Miladi) Dosya No :68 Gömlek No :3 Fon Kodu :HR.TO..

[2] Tarih :26//1889 (Miladi) Dosya No :68 Gömlek No :46 Fon Kodu :HR.TO..

[3] Tarih :22//1904 (Miladi) Dosya No :21 Gömlek No :19 Fon Kodu :HR.SYS.

[4] Tarih :01//1904 (Miladi) Dosya No :50 Gömlek No :52 Fon Kodu :HR.SYS.

[5] Tarih :12//1905 (Miladi) Dosya No :21 Gömlek No :26 Fon Kodu :HR.SYS.

[6] Tarih :26//1911 (Miladi) Dosya No :170 Gömlek No :69 Fon Kodu :HR.SYS.

[7] Henry Kissenger, “Diplomasi” Çev: İbrahim H. Kurt

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam