SON DAKİKA
reklam
reklam

Disleksi-3

Köşe Yazarı: Sinan ERDOĞDU   Eklenme Tarihi: 19 Haziran 2021, Cumartesi - 23:06   Okunma Sayısı:

Disleksi Türleri:

Disleksi doğuştan gelen gelişimsel ve travmaya bağlı disleksi olarak ikiye ayrılır. Doğuştan gelen disleksi doğum öncesi ,doğum sırasında ve doğum sonrası komplikasyonlara bağlı olarak üçe ayrılır.

Doğum öncesi disleksiye, yetersiz ve dengesiz beslenme, gebelik sırasında geçirilen enfeksiyonlar ve bilinçsiz ilaç kullanımı etken olabilir. Uzun ve zor doğum plesenta anomalileri doğum sırasında oluşan disleksiye ,doğumdan sonra bebeğin nefes almasındaki gecikme ve geçirdiği ateşli hastalıklar da doğum sonrası oluşan disleksi sebeplerindendir. Kalıtsal etmenlere bağlı olarak da disleksi ortaya çıkabilir.

Disleksliklerin Eğitim Sürecinde Karşılaştıkları Sorunlar

Ülkemizde sadece disleksik olan çocuklar, Türkçe’nin yapısından ötürü (ses sayısının az olması ve her sesin bir karakterle temsil edilmesi) geç de olsa okuma-yazmayı çözebilirler. Ancak yaşıtlarından daha yavaş öğrenirler ve bazı sözlükleri de yanlış okurlar. Bu yetersizlikleri; uzun okuma ve yazma gerektiren sınavlarda başarısız olmalarına neden olur. Bazen de yaptıkları imla hataları, kötü yazıları nedeniyle öğretmenleri tarafından cezalandırılırlar. Çoktan seçmeli sınavlarda göreli olarak daha başarılı olmalarına karşın, soru kökünü yanlış okuma, sözcük atlama gibi nedenlerle yanlış seçeneklere yönelebilirler.

 

-Bu çocuklar, sembollerle ilgili problemler yaşadıkları için, matematik dersindeki sembolik göstergeler ve kavramları algılamakta da güçlük çekerler. Ayrıca ezberleme güçlüğü yaşadıkları için sayıları sırasıyla düz ve ters sayma, basit toplama işlemlerin sonucunu hızlı söyleme, çarpım tablosunu hatırlama gibi becerilerde de zorluk çekerek matematik dersinde de başarısız olurlar.

Disleksiklerin ezberleme güçlüğü, dil bilgisi kurallarını öğrenmede sorun yaşamalarına neden olur. Bu durum yabancı dil öğrenmelerini de güçleştirir.  

Yapılan araştırmalar, eğitim düzeyi yüksek anne-baba ve nitelikli öğretmen gibi çevresel etmenlerin erken tanıyı ve çocukların sorunlarıyla başa çıkmalarını kolaylaştırdığını göstermektedir.

Aileler, öğrenme güçlüğü çeken çocuklarına karşı zorlayıcı davranmamalı, yardım ederken sinirlenmemeli, çocuğun anlayamadığı konuları gerekirse defalarca tekrar etmelidirler. Bu çocukların istemedikleri için okumadıklarına inanmak en büyük yanlıştır. Onlar okuyamadıkları için okumak istememektedirler. Böyle bir davranış, sorunu daha da büyütür. Çocuk aile ile iletişimi keser ve kaygı düzeyi yükselir. Bu nedenle anne babalar yeterli metanete ve öğretme becerisine sahip değilse; mutlaka uzman yardımı almalıdır. Unutulmamalı ki disleksik çocukların akıcı ve doğru okumaları uzun süreli okuma eğitimi ile mümkündür.

***************************************************************************

DİKKAT

*Okuma yazma aslında kolay edinilen bir beceridir. Eğitilebilir düzeyde zekâya sahip bireyler okuma yazma öğrenebilir. Disleksi ortalama zekaya sahip olan çocukların yanı sıra üstün zekalı çocuklarda da görülebilen bir bozukluktur. Tarih boyunca birçok dahinin disleksi olduğu bilinmektedir.

*Disleksi okuma güçlüğü olmakla birlikte yoğun bir eğitim programıyla disleksik çocukların okumayı öğrenmeleri mümkündür.

*Disleksi tanısı zor olan bir bozukluk olduğu için birçok insan disleksi olduğunu bilmeden yaşamaktadır. Yurt dışında yapılan araştırmalar disleksikleri nüfusun %3-%10 arasında olduğunu göstermektedir.

*Çocuğun okuma yazma becerileri ölçülerek disleksi tanısı koymak mümkündür.

*Disleksi bir hastalık değildir. Tıbbi tedavisi, ilacı yoktur.

*Disleksi kendi kendine zamanla geçmez. Ancak disleksikler zamanla bu sorunla başa çıkabilmeyi öğrenirler.

*Yapılan araştırmalar, disleksikler de dâhil olmak üzere, sınıf tekrarının çocuğun akademik başarısına hiç bir katkı sağlamadığını göstermektedir.

*Yine yapılan araştırmalar, disleksiklerin görme sorunları olmadığını ortaya koymuştur. Hatta yaygın inanışın aksine disleksikler "b","d" gibi harfleri ters görmezler. Görsel-mekansal algı sorunları disleksiye eşlik edebilir, ancak her disleksik çocuk görsel-mekânsal algı sorunu yaşamamaktadır.    

***************************************************************************

Öğretimin disleksideki yararları

Kıymetli okurlar, disleksi ile ilgili ilk bulgular, 1896 yılında bir İngiliz doktor olan W. Pringle Morgan tarafından elde edildi ve British Medical Journal'da yayımlandı. Morgan makalesinde 14 yaşında olan Percy adındaki erkek çocuğunun her zaman akıllı ve zeki bir tutum içinde olduğunu, yaşıtlarıyla kıyaslandığında oyunlarda hızlı olduğunu ve arkadaşlarından geride kalan hiçbir yönü olmadığını, ancak okuyamadığını belirtiyordu. Bu dönemlerde disleksinin görme sistemiyle ilgili olduğu düşünülüyordu. Çünkü, disleksinin en belirgin özelliklerinden biri harflerin ve kelimelerin karıştırılması ve tersten algılanmasıydı. Bu bakış açısından yola çıkan bir düşünceyle disleksiyle baş etmek için göz eğitimleri yaptırılıyordu. Daha sonra yapılan çalışmalar ise disleksinin görmeyle ilgili bir bozukluk olmayıp dil sistemiyle ilgili bir bozukluk olduğunu ortaya koydu. Bugün göz eğitiminin disleksiyle yaşamayı kolaylaştırmadığı da artık kesinlikle kabul gören bir gerçektir.

En etkin tedavi fonik öğretimdir. Okumaya başlayan bir çocukta harflerin seslerle nasıl bağlantısı olduğu anlatılır. Harf ve hecelerin ses karşılıkları ve heceleme paternleri öğretilir.

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam