SON DAKİKA
reklam
reklam

Hatırlamak ve hatırlanmak

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 27 Haziran 2021, Pazar - 14:49   Okunma Sayısı:

Babalar Günü geçse de

 

Doğum günü, Evlenme Yıldönümleri, Anneler Günü gibi hem güzel hem de özel birkaç günden birini geçtiğimiz hafta babalar olarak idrak ettik. Tüm babaların “Babalar Günü”nü tekrar kutlarım.

 

Son bir buçuk asırdan beri bu ülkenin insanı girdiği her savaşta şehitlerinin geride bıraktığı yetimleri kucağında bulmuştur. Bir çocuk için babanın ne olduğunu en iyi yetimler bilir. Çocuklarımızı yetiştirirken babası olmayan çocuklara karşı çok hassas davranmaları, onlara karşı asla üstünlük taslamamaları, kalplerini kırmamaları konusunda bilinçli yetiştirmeli, semtimizdeki babasız çocukları gözetmeliyiz. Böylesi günlerde şehit ailelerini ziyaret ederek çocuklarına hediyeler almalıyız.

 

Evlerimizde bu günü biraz kısa tutarak yetimleri hatırlamak insanlığın ötesinde herhalde ibadetin de bir parçası olsa gerek. 67 yaşındayım ve hâlâ “babam sağ olsaydı” diye aklımdan geçirdiğimi bilirim. Mutlaka mezarına gider, ona dualar ederim.

 

Gençler sizler de semtinizde, ailenizde çocuklarını kazadan ve hastalıktan dolayı kaybetmiş veya çocukları olmamış yaşlıları ziyaret ederek onlara halen baba olduklarını hatırlatın ve büyüklüklerini yaşatın. Ellerini öpün, küçük hediyeler alın. İsterseniz şimdiden gelecek yıl için kendinize böyle bir plan yapın.

 

Akla gelenler

 

Bugün günlerden salı, haftanın ikinci günü… Çarşamba günü geçince hafta ortalanmış, cumaya saatler kalmış demektir. Bu hafta da geçti deriz. Aslında geçen, koca bir gündür, ömür duvarından bir taştır yıkılan. Bunlar gençlikte anlaşılmıyor. “Hastayım bugün” diyenlere “bir insan nasıl hasta olur” diye bakardım. Ölmek ise hiç aklıma gelmezdi.

40’lı yaşlarımdan itibaren bu duyguları bana hastane ziyaretleri öğretti, hatırlattı. Dev gibi insanların yatalak olduklarını, çişlerini tutamayıp yatağa kaçırdıklarını ve nasıl mahcup olduklarını görüyor; güç, servet, gençlik, güzellik gibi niteliklerin geçici olduğunu anlıyordum. Şimdi ise anlamış oldum.

 

Eyüp’te bir mezar taşından

 

   “Ne kadar ulusu (yücesi) olursan (olsan da) cihanın,

     Sonunda iki taş olur nişânın” şeklindeki mısraların bence şöyle yazılması daha uygun gibi:

     “Ne kadar yücesi olsan da cihanın,

       Sonunda iki taş olur nişânın”

 

Diyojen’den

 

   Diyojen’e, “Hayvanlardan en şiddetli ısıran hangisidir?” diye sormuşlar. “Vahşi hayvanlardan, insanın gıyabından konuşanlar; ehli hayvanlardan ise, dalkavuklar” diye cevap vermiş.

 

   Nejat Muallimoğlu’nun “Düşünen İnsana Hazine” adlı kitabından Diyojen’e ait sözler: Diyojen’e, “Dünyada en fena hal nedir?” diye sormuşlar. “Hem ihtiyar hem fakir olmaktır” diye cevaplandırmış...

 

Yaşamanın güzel yanı

 

Bizler için çalışmak, eser üretmek, çevreci olmak ve düşkünlere yardım yapmak hayatımızın güzellikleri olduğu gibi yaşantımıza zenginlik ve renk de katar. Bu özellikler, insan olmanın onurunu yaşatır bizlere…

 

Her şeyi öğrenebiliriz; ama bize yaşamın kendisini öğretecek kimseyi bulamayız. Yaşam, kendisini yaşantılarla, tecrübelerle öğretir. Acılarla dolu bir yaşam, bizi daha tecrübeli hale getirebilir. Hayat, “başa sar!” diyebileceğimiz bir film şeridi değildir.

 

 

 

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam