SON DAKİKA
reklam
reklam

AB-İran İlişkileri

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 1 Temmuz 2021, Perşembe - 11:56   Okunma Sayısı:

İran’ın, nükleer araştırmalara ara vermek konusunda isteksiz olması, nükleer tesislerini geliştirme gayreti göstermesi ve bölgede özellikle İsrail’e karşı hasmane tavır göstermesi nedeniyle AB ve ABD ile arasını bir türlü iyi edememektedir. Özellikle son üç yıldan beri bu konuda meydana gelen sürtüşmeler çok düşündürücüdür

 

2019 yılında

İran’ın Avrupa’da icra ettiği istihbarat operasyonları ABD’nin uyarısı üzerine AB ülkeleri tarafından yakın takibe alınmıştır. Arnavutluk’taki İran Büyükelçisi “persona non grata” (istenmeyen adam) ilan edilmiş, Almanya, Hollanda, Fransa’daki İran istihbarat çalışmaları dikkat çekici boyutlara ulaşınca bu ülkelerle birlikte İngiltere ve Danimarka da İran diplomatik misyonlarını kendi Dışişleri Bakanlıklarına çağırmışlardır.

İngiltere Dışişleri Bakanı Hunt, casusluk iddiasıyla İran’da tutuklu bulunan Zaghari’ye ilişkin olarak Tahran yönetimine baskısını arttırmıştır. Bu olay İran tarafından iç işlerine müdahale olarak değerlendirilmiş ve Tahran-Londra ilişkileri daha da gerilmiştir.

Bunlarla da yetinmeyen AB, 21 İranlı kuruluşu kapsayan yaptırımlara yönelmiş ve bunları bitim süresinden sonra altı ay daha uzatmıştır. Amaç bellidir: Provakatif ve istikrarsızlaştırıcı buldukları İran’ın balistik füze denemeleriyle tehdit oluşturduklarına inandıkları bu füzelerin nükleer başlık taşıma kapasitelerinin geliştirilmesi…

Arkasında ABD’nin bulunduğu bu kışkırtıcı çabalarla AB, konuyu Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne (BMGK) taşımıştır. Çin ve Rusya’dan devamlı destek alan İran, bu güçlerin vetosuyla köşeye sıkışmaktan kurtulmuştur.

 

2020 yılında

ABD’nin sürekli sıkıştırmalarına, ambargolarına ve tehditkâr sözlerine maruz kalan Rusya, kendisine rahatlama alanı olarak Baltık Denizi’ni görmektedir. Rusya Baltık Denizi üzerinde ve Baltık ülkeleri hava hudutları dahilinde sürekli ve yoğun askeri faaliyetlere, dinleme ve uçuşlara ağırlık vermektedir.

Kafkaslar bölgesinde, Libya’da, Doğu Akdeniz ve Suriye’nin kuzeyinde Türkiye ile yakınlaşan ve hatta Türkiye ile müşterek harekât icra edecek seviyelere gelen Rusya’ya karşı AB, prestij kaybetmek istememekte ve ılımlı bir politika takip etmektedir.

Dolayısıyla AB, İran konusunda da ne ABD çıkarlarına tam destek verdi ne de İran’ı ABD yaptırımlarından koruyabildi. İran yüzünden ABD ile ilişkilerini de fazla germedi. Hatta İran’ın elindeki nükleer füzeleri kendisine yönelik değil de İsrail’e yönelik olarak kabul etmeye başladı.

Bugün Avrupa, Orta Doğu’da konuşlandırılmış Amerikan savunma sistemlerine güvenmekte ve İran’ın elindeki balistik füzelerin ileri teknolojiye sahip olmadığını kabul etmektedir. Sivil ve ekonomik baskılarla İran’ı frenleyebileceğine, hizaya getirebileceğine inanan Avrupa, daha önce hafife aldığı terörizm ve mülteciler sorunuyla bile baş edememişken çeşitli manevralarla uluslararası arenada yoluna devam eden İran’ı nasıl dizginleyebilecekti? Her masaya oturuşta İran, tüm yaptırımların koşulsuz olarak kalkmasını talep ettiğinden arabulucu rolündeki ülkelerin taraflar arasında zorlu bir pazarlık sürecine gireceği kaçınılmaz olacaktı.

 

Mali baskılar

İran, SWIFT sisteminden çıkarılmış, dış ticarette uluslararası para transferlerinden yararlanması imkânsız hale sokulmuş ve INSTEX üzerinden petrol satamayacağı hususu dile getirilmiştir. AB, İran’la ticaretini sürdürmesine ilişkin mekanizmaları hayata geçirmeye çalışsa da ticaret hacminin hızla gerilemesi kaçınılmaz olmuştur.

AB’nin İran’dan toplam ithalatı 11,3 milyar dolar seviyesinden 860 milyon dolar seviyesine gerilemiştir.

 

2021 yılı

Sıkıntıları her geçen gün artan İran çıkış yolu aramaktadır. İranlı yetkililer bu sıkıntıları uygun zaman ve platformlarda dile getirmeye çalışmaktadırlar. CNN International kanalına konuşan Dışişleri Bakanı Zarif, AB’nin Dış İlişkiler ve Güvenlikten Sorumlu Yüksek Temsilcisi Josep Borrell’in 2015’te imzalanan nükleer anlaşmaya dönülmesi konusunda rol oynayabileceğini ve Borrell’in "hem ABD'nin, hem bizim atmamız gereken adımların koordinasyonu konusunda yardımcı olabilir" demiştir.

Zarif, Washington’un uzlaşmacı bir tavır takınması halinde kendilerinin de aynı şekilde karşılık vereceklerini kaydetmiştir. Gerek Demokratların gerekse Cumhuriyetçilerin içinde var olan keskin kılıçlar (!), Türkiye ve İran’a fazla yüz verilmemesi için Biden baskılarını arttırmaktadırlar. Başkan Biden’in konuya nasıl bakacağını zaman gösterecek, AB ise İran’a karşı izleyeceği çizgide ABD paralelinde hareket edecektir.

 

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam