SON DAKİKA
reklam
reklam

İran’ın Körfez’e bakışı

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 30 Temmuz 2017, Pazar - 16:00   Okunma Sayısı:

İran, 1980’li yıllarda Irak ile yaptığı sekiz yıllık savaşın sonunda binlerce insanını kaybetmiş ve ağır bir fatura ödemek zorunda kalmıştı. Körfez Harekâtı’na neden olan Irak’ın Kuveyt’e saldırısı, İran’ı hemen harekete geçirmişti. İran, hem prestijini yeniden kazanmak hem de bölge hâkimiyetinde var olduğunu göstermek için Kuveyt’in yanında yer almıştı. 
Körfez Harekâtı’ndan sonraki yıllarda İran, Rusya’dan da aldığı destekle uzun menzilli füzeler üretmek, nükleer araştırmalarını yeni bir ivmeyle sürdürmek ve nükleer tesisler inşa etmek suretiyle bölge ağalığına oynamaya devam etmektedir.
İran’ın dizginlenemeyen yükselişini hazmedemeyen ABD, doğrudan müdahale edemese de dolaylı şekilde dizginlemeye çalışmakta, frenleme olayını en iyi yapabilecek ülke olarak Suudî Arabistan’ı kullanmaktadır.
Suudî Arabistan 
ne yapmak istiyor?
Suudi Arabistan’da Şii din adamı Ayetullah Nimr Bakır el-Nimr’in idam etmesinin ardından İran’ın başkenti Tahran’daki Suudi Arabistan Büyükelçiliği ve Meşhed kentindeki Suudî Konsolosluğu ateşe verilmişti. Suudi Arabistan bu olaydan sonra İran’dan temsilciliklerini çekmişti. 
Suudî Arabistan’ın idam krizi nedeniyle İran ile diplomatik ilişkilerini kestiğini açıklaması sonrasında Sudan, Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri ve Kuveyt’ten Suudîlere destek gelmişti. Hatta Kuveyt, İran’da Suudi Arabistan diplomatik temsilciliklerine yapılan saldırılar nedeniyle Tahran’daki büyükelçisini geri çekmişti.
Yaratılan suni tehditlerle ABD’den silah almak zorunda bırakılan -veya ikna edilen- Suudî Arabistan, Yemen’e karşı acımasız saldırılarını sürdürmektedir. ABD provakasyonunun ikinci bölümü ise bu olayın hemen arkasından gelmektedir. Suudi Arabistan’ın başını çektiği Körfez ülkelerinden bazıları, Katar ile derin bir kriz içine düşmüşlerdir. Bu krizin temelinde Katar’ın bazı terör örgütlerini finanse ettiği iddiası yatmaktadır. 
Kuveyt cephesinde olanlar
Korku filmlerinin üçüncüsü olarak sahnede şimdi Kuveyt oyunu oynanmaktadır. ABD ve Suudi Arabistan kurgulu senaryoyla Kuveyt İran’a karşı kışkırtılmıştır. Zaten Katar krizi nedeniyle gerilen İran-Kuveyt ilişkileri yeni bir boyuta çekilmek istenmektedir.
Geçtiğimiz hafta Reuters haber ajansı, Tahran’ı ülkedeki terör gruplarına destek vermekle suçlayan Kuveyt’in, İran Büyükelçisi Aliraze Enayati’nin de ülkeden ayrılması için 48 gün süre tanıdığını ve ülkedeki İranlı 15 kadar diplomatı sınır dışı edeceğini yazmıştı.
Kuveyt yönetimince yapılan açıklamalarda kararlara gerekçe olarak İran’ın, 2015 yılında çökertilen “El Abdulî” adlı casusluk ve terör örgütüyle ve İran-Lübnan bağlantılı Şiî Hizbullah örgütü arasında bağlantıları ortaya konulmuştur.
Kuveyt Enformasyon Bakanı Şeyh Muhammed el Mübarek el Sabah, hükümetin bu adımları “Kuveyt’in haklarını koruma” amacıyla attığını söyledikten sonra Kuveyt hükümetinin İran’la olan tün hükümetlerarası komisyonları da askıya alacağını ifade etmiştir.
İran’dan gelen yanıtlar
İran basını, Kuveyt’in İran’daki kültür ataşeliğini kapattığını ve diplomat sayısını azalttığını yazmaktadır. Tahran, ilk tepki olarak Kuveyt’in Tahran’daki maslahatgüzarını Dışişleri Bakanlığı’na çağırıldığını ve konuya ilişkin itirazın Kuveytli diplomata aktarıldığını duyurmuştur.
İran devlet televizyonu yaptığı değerlendirmede, kararın Suudi Arabistan’ın baskısı altında alındığı ileri sürülmüştür. İranlı yetkililer, İran-Kuveyt ilişkilerinin bir kez daha gözden geçirilmesini, Saddam rejiminin Kuveyt’e saldırısı ve işgalinin ardından İran’ın Kuveyt’e destek verdiğini istediklerini belirtmişlerdir.
İranlı devlet adamları, toplu işbirliği ve diyalogu esas aldıklarını, İran’ın komşuları ve Fars Körfezi ülkeleriyle  teamül ve yaklaşımlarda bu esasları ana kriter olarak aldıklarını ve Katar ile ilişkilerini kesen Arap ülkeleri arasında bile her hangi bir ülkeye taraf olmadıklarını belirtmişlerdir.
Bölgenin hassasiyeti nedeniyle
    Suudî Arabistan Fars Körfezi bölgesindeki müdahaleci ve baskıcı politikalardan vaz geçilmesi,
    Suudî rejiminin izlemekte olduğu İran düşmanlığı ve Amerikan yandaşlığı siyasetinin bölgeyi ateşe sürükleyebileceğinin idrak edilmesi,
    Hassas şartların yaşandığı bir dönemde Kuveytli yetkililerin İran aleyhindeki ithamlara fazla yer vermeden gerginlikleri azaltması ve baskılara direnmesi daha uygun ve tansiyonun düşürülmesi,
     Kalıcı istikrar ve güvenlik ve barış içinde yaşama ilkelerine gereken ilgi ve özenin gösterilmesi,
    Kendi misyonlarını öne çıkarmak isteyen maceracı yönetimlere fırsat ve imkân verilmemesi sorunların çözümüne yardımcı olacaktır.

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam