Diyojen
Diyojen’e, “Hayvanlardan en şiddetli ısıran hangisidir?” diye sormuşlar. “Vahşi hayvanlardan, insanın gıyabından konuşanlar; ehli hayvanlardan ise, dalkavuklar” diye cevap vermiş.
Nejat Muallimoğlu’nun “Düşünen İnsana Hazine” adlı kitabından Diyojen’e ait sözler: Diyojen’e, “Dünyada en fena hal nedir?” diye sormuşlar. “Hem ihtiyar hem fakir olmaktır” diye cevaplandırmış...
Parkta
Bir hanım küçük süs köpeğiyle parkta oturuyordu. Psikopat bir kedi, köpeğe usulca yaklaştı ve bir pençe attı. Ortalık kadının bağırışlarıyla alevlendi. Kadın, çantasını açtı, içinden çıkardığı ilaçları bankın üzerine sırayla dizdi. Tentürdiyot, ağrı kesici, pamuk, oksijenli su, başka adı olan küçük antiseptik şişeleri vb…
Bizim çocukluk yıllarımızda alay konusu şeklinde “adamı köpek ısırdı” denilince “geçmiş olsun” demek yerine “köpeğin dişlerine bir şey oldu mu?” sorarlardı. Bu da işin başka bir versiyonu olsa gerek…
Parkta-II
Bu olay bağırtı ve çağırtılarla durulmuştu. Yandaki bankta oturan iki yaşlıdan biri diğerine aşı olmayacağını ve gereksiz bulduğunu anlatmaya çalışıyordu. Diğeri de olması yönünde onu ikna etmeye çalışıyordu.
---Olmazsam ne olur?
---Bir şey olmaz. Sadece ölürsün.
Trende I
Bir adam üç adet el tutamağını sağ eliyle tutmuş, diğer eliyle de demirden tutunmuş. Kısa boylu zayıf bir hanım tutunacak yer ararken tutamakları gördü.
---Beyefendi, hepsi sizin mi?
---Yooo, neden sordunuz?
---Birini kiralayacaktım da!
Trende
Elindeki telefondan kısa zamanda oyunları sonlandıran ve bir yenisine geçen kızı başında duran bir genç, çok yakın mesafeden izliyordu. Kız galiba oyunu bitiremedi. Genç çocuk sordu:
---Ne kadar zamanda sonlandırıyorsunuz bir oyunu?
---Genellikle üç dakikada
---Benim gördüğüm 10 dakikadan beri uğraşıyorsunuz.
---Sizin baktığınızı fark edince sinir sistemim sağlıklı çalışmamaya başladı, ondan…
Otobüs durağı
Ne zaman işten çıkıp otobüs durağına gitsem en az yirmi dakika bekliyorum. Cuma günü işten çıkıp durağa yürümeye başladım. Otobüsün yine geç geleceğini kuruyordum kafamda. Bir genç çocuk belirdi yanımda ve otobüs de göründü. Yüksek sesle bir “Oh” dedim ve konuşmaya başladım kendi kendime. Çocuk atıldı:
---Amca benim adım Uğur.
---Desene, Uğur, uğur getirdi.
Konuşma engelli vatandaşımız
Konuşma engelli bir vatandaşımız, yanındakine bir şeyler anlatıyor. El kol hareketlerini jest ve mimiklerle güçlendirirken büyük bir enerji harcıyor. Ben bu olayı yaklaşık 10 dakika kadar izledim. Ne kadar zordu derdini anlatabilmesi.
Yanımda kulaklığıyla müzik dinleyen gence işaret ettim. Kulaklığını çıkartınca bu kez sesli olarak,
---Ne kadar zor konuşamamak değil mi? Sağlığımıza dua etmeliyiz.
---Sizin de mi konuşma sorununuz var? Allah yardımcınız olsun! (Evladım, benim konuşma sorunum yok ama galiba senin dinleme sorunun var)