SON DAKİKA
reklam
reklam

Vaka-yı adiyeden

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 11 Temmuz 2021, Pazar - 02:31   Okunma Sayısı:

 

Düğünden

3 Temmuz Cumartesi akşamı düğüne davetliydik. Açık alan ve klas bir yer seçilmiş düğün için… Zamanında gittik ve yerimizi aldık. Evlenecek olan gençler tekne ile geldiler. Çıkışta resimler, resimler, resimler… Bir yandan video çekim yapılıyor, bir yandan konfetiler atılıyordu. Bir iki basamak yüksekçe bir yerde durdular. Nikâh memuru ve ikişerden dört davetli yerlerini aldıktan sonra kimlik tespiti başladı.

Bu alışılagelmiş çizginin dışına çıkılarak damada ve geline birbirlerinin doğum tarihleri soruldu. İkisi de derslerini iyi çalışmışlar, tıkır tıkır söylediler ve bir alkış tufanı koptu. Bulundukları dar merdivenli yerden ilk dansı yapmak üzere piste doğru yürüyeceklerdi.

O merdivenlerde gelinin eteklerini toplama damada düşüyordu. Onun ne sıkıntılar çektiğini, içinden “şuradan kazasız belâsız bir inebilsek!” dediğini duyar gibi oluyordum.

…Masalar dolaşılıyordu… Hanımlar arasında değerlendirme başlamıştı:

 

    ---Gelin biraz yaşlı gibi duruyor,

    ---Damat da yakışıklıymış,

    ---Gelinlik sağ yanından hafif pot yapmış galiba? Ve daha neler neler!

 

Nice sonra “Allah mutlu etsin!” demek akıllarına geldi. Marmara Denizi’nin üzerinde çakan şimşekler ise düğün sahiplerinin yüreklerini hoplatıyordu. Ya yağmur başlarsa? O kadar kişi nasıl içeri girecek, o nezih düzen nasıl yeniden sağlanacak?

 

Bizim masamıza gelen gençlerin hediyelerini takdim ettik. Alışılmış adetlerden vaz geçemiyoruz. Damada el ense çekmeden (!) tebrik etmenin zorluğunu yaşayanlar vardı. Pandemi veya nezaket ölçüleri hak getire!

 

Şair Eşref’ten…

    Turgutlulu Neşet Efendi, Eşref’e ilçesinin kaymakamından dert yanar. Kaymakamın halkı çeşitli baskılar altında inlettiğini anlatır.

 

    ---Ne olur Eşref Baba, bana bir dilekçe yazıver, diye ricada bulunur.

 

    Eşref şairdir, okumuş kişidir,  cebinde yalnızca üç beş santim boyunda bir kurşunkalem taşır. Şiirlerini bununla sigara paketlerinin altına yazar. Yani yazı yazmaktan hoşlanan birisi olmadığı gibi etrafındakilere yazdırmayı da tercih edermiş. Neşet Efendi’nin yakınmalarını dinledikten sonra yanında oturan Mehmet Şerif’e;

 

    ---Ben söyleyeyim de şu zavallıya sen bir dilekçe yaz, deyip şu dörtlüğü söyler;

 

Her biri halince icra-yı mezalim etmekte,

Görse bir memuru insan, bir şaki zanneyliyor

Eyleme beyhude yere ey bîçare feryâd ü figân

Âh-ı mazlumu hükümet musiki zanneyliyor.

 

***                                    ***                               ***

 

Bizde “Marifet iltifata tabidir” diye bir deyim vardır. Fransız yazar bu konuda, “Güzel şeyler sipariş üzerine söylenmez ki; sabret bakalım; yine söylerim elbet.”, demiş.

 

***                                    ***                               ***

 

Andre Mauroice, Fransız yazarın çeşitli zamanlarda söylediği sözlerden:

Gene de ufak tefek üstünlüklerim vardır... Çoğu kadından daha fazla kitap okurum... Birçok güzel şiiri ezbere bilirim... Çiçek yetiştirmesini bilirim... İyi giyinirim... Bir de sizi severim, evet, beyefendi, siz belki de inanmazsınız, ama çok severim sizi.

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam