İran
İran, bölgeyle neden uğraşıyor? PKK, bir örgüt olarak Akdeniz’e ulaşmak istiyorsa İran gibi bir devletin de Akdeniz’e ulaşmak istemesi gayet doğaldır.
Orta Doğu’da enerji kaynaklarının büyük bölümüne sahiptir. Rusya’dan sonraki en büyük petrol rezervine sahip ve petrol üreticisi bir ülkedir. Türkiye ithalatının neredeyse yarısını İran’dan karşılar. Rusya’nın desteğiyle kurulan nükleer tesislerin varlığı ve buradan yürütülen nükleer faaliyetler, Batı dünyasını –özellikle ABD’yi- tedirgin etmektedir. Bölge hâkimiyeti üzerine oynayan İran, askeri gücünü gölgede bırakması nedeniyle Türkiye’yi rakip olarak görmektedir.
“Türkiye’ye rağmen Türkiye ile” şeklinde bir politika izlemektedir. ABD dahil kendisine rakip veya engel gördüğü ülkelere karşı âni çıkışlar, diklenişler hatta gösteriş tarzı tatbikatlar yaparak “bölge benden sorulur” imajını sergilemekte; ama karşısında eli sopalıları görünce Türkiye ile dostluk ilişkilerine sığınmaktadır.
Katar ile ilişkiler
Bölgede şimdiye kadar görülmemiş bir kriz yaşanıyor. Suudi Arabistan’ın başını çektiği Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Mısır, Bahreyn ve Yemen’in “terörizmi desteklemekle” suçladıkları Katar ile tüm ilişkileri kestiler. Bazıları Katar uçaklarına hava sahalarını bile kapattı.
İran Havayolları sözcüsü, Katar’a havadan beş uçak gönderdiklerini söyleyerek "… meyve ve sebze gibi dayanıksız gıda ürünlerini taşıyan beş uçağın Katar’a gönderildiğini, uçakların her birinde 90 ton yük bulunduğunu…” belirtmişti.
Suudi Arabistan-Katar kara sınır kapılarının kapalı olması ve karayolu üzerinden Katar’a hiçbir ürünün sokulamaması nedeniyle İran, ilk etapta 350 ton gıda taşıyan üç gemisini yola çıkararak Katar’a gönderdiğini, kendi hava sahasını da Katar uçaklarına açacağını açıklamıştı. Bu gönderilerin ihracat amaçlı mı yoksa yardım amaçlı mı olduğu belirtilmemişti.
Parası çok aklı kıt ülkeler
ABD, Suudi Arabistan ile 400 milyar dolarlık ticari bağlantı kuruyor. Bunun 110 milyar doları askeri malzeme…
*Parası çok aklı kıt ülke/ler tarafından alınan malzemeler incelendiğinde vuruş gücü çok yüksek, menzili uzun, optik ve bilgisayar donanımlı sistemler olduğu ortaya çıkıyor. Küçücük bir yarımada, nüfusu az, bırakın saldırma potansiyelini doğru dürüst savunma etkisi bile olmayan ülkeler…
*Parası çok Suudî Arabistan’ı bu kadar harcamaya hangi tehdit itmiştir? Dolayısıyla Suudi Arabistan’ı tehdit eden/ler nedir, kimdir?
*Daha önce de yazmıştım, Kızıldeniz’in bir yanında petrodolar içinde yüzen ülkeler diğer yanında ise yoksulluk ve kıtlık içinde yaşayan ülkeler var. Her iki taraf da Müslüman… Güçlü olanın güçlülüğü yetmiyor gibi dünyanın en büyük gücüne maddi destek sağlıyor. Üstelik bu güç, değişik kıtalardaki Müslüman ülkelerden ABD’ye gelen uçaklardaki yolcuların tabletlerine varana kadar yasaklamalar getirmişti.
ABD-İsrail yakınlaşması
ABD, İsrail ile yakınlaşmayı her zaman tercih etmiş ve etmektedir de… İsrailli liderin özellikle eşi, Trump ailesine övgüler düzmüş, Başkan Trump kutsal yerleri ziyaret etmişti. El âlem böyle el ele yürürken İslam âlemine bakın!
Gündem konusu Katar ama özellikle Yemen’e dikkatinizi çekmek istiyorum. Mekke ve Medine’nin sahibi olmakla övünenlerin 14 asır önce insanlığa getirilen değerleri özümsediklerinden söz etmek pek mümkün değil…
Yemenliler her gün kayıp veriyor, ilaç ve doktor yok, hastane imkânları yetersiz, kolera salgın halinde… Ülke ikiye bölünmüş durumda… Arap Yarımadası’ndaki diğer ülkeler de kendi aralarında cepheleşmeye gitmişler.
En yüce dinin mensuplarının haline bakın! Ondan sonra elin oğlu Müslümanlara genelleme yaparak terörist diyor, kızıyoruz. Biz İslamiyeti kabul ettik de, bu din bizleri kabul ediyor mu acaba?